Ne Olacak Bu Cezaevi?
Eylem Deliceırmak Erbilen

Eylem Deliceırmak Erbilen

Ne Olacak Bu Cezaevi?

20 Haziran 2019 - 08:47

Bir türlü sorunlar bitmiyor, zaten sorunları çözmek için adım atan da yok!

Firar eden mahkumlar! Korkusuzca yaptıkları açıklamalarla nasıl kaçtıklarını anlatıyorlar.

Uyuşturucu iddiası! Arkasında sır perdesi henüz aralanmamış bir ölüm!

Aids’li bir mahkum! Üstelik aynı iğne ile başka mahkumlara da dövme yapıldı iddiası!

Öncelikle firar konusunu işleyelim.

29 Yaşında olan mahkum Dila Şimşek’e verdiği röportajda çekinmeden anlatıyor, rüşvet verdim!

Mohamed Amine Khereoub “Kaçmak için Polise 20 Bin Sterlin ödedim” demişti.

Dikkat çeken bir diğer cümlesi ise “Eğer doğru adama doğru zamanda ulaşırsanız, 

hapishanedeyken istediğiniz her şeyi yapabiliyorsunuz. Çünkü yolsuzluk ve rüşvet var…” Bu kadar kolay, apandisit ameliyatı için hastaneye, ameliyat sonrası memlekete biz de tartışıp duralım!!! Ne idi? Ne değildi? Sonuç; adadaki çarpık yaşamın sonucu aynı sistemsizliğin cezaevinde de devam ettiğini ve parayı verenin istediğini yapabildiğini görüyoruz! 

Uyuşturucu ve bir ölüm…

Mithat Can Çalık henüz 29 yaşındayken hayata gözlerini yumdu! Ölüm sebebi hala açıklanmadı, önümüzdeki dönemde yapılacak otopsi sonrası açıklanacağı söyledi… Ama ölümünün arkasındaki nedenin uyuşturucu olduğu konuşuluyor! Tabi bu bir iddia. Umarım en kısa sürede netice ortaya çıkar ve  tüm şeffaflığı ile halkla paylaşılır. Mithat Can’ın ölümünün ardından cep telefonu ile yaptığı görüşmeler ve ailesi ile paylaştığı cezaevinde çekilen görüntüler de çok konuşuldu ve içeride cep telefonunun varlığı da ispatlanmış oldu. Boş laf konuşmak yerine icraatın başlaması, denetimlerin artması, suçun, dışarıda olduğu kadar içeride de önlenmesi gerekmektedir. Uzmanların yardımı ile bağımlı olan tutukluların tedavisi yapılırsa belki içeriye uyuşturucu sokulmasını önleyebiliriz. Ayrıca dışarıya çıkan bireyin ise suç makinesi değil sağlıklı bir birey olarak hayata kazandırılmasını sağlamış oluruz.

Şu an gündemi en çok sarsan haber ise Aids’li mahkum iddiası oldu!

Olayın en tehlikeli bölümü ise Kartal Harman’ın gündeme taşıdığı “Aids’li mahkumun da aralarında bulunduğu 8-10 kişilik bir grubun dövme yaptırdığı iddiası. Üstelik cezaevi işi denilen bu dövme kısıtlı imkanlarla, bulabildikleri iğne ile yapılıyor.” Peki ya Aids şu anda başka mahkumlara da bulaşmışsa, bunun hesabını kim verecek?

Hak-Sen Başkanı İzzet Türkmen katıldığı Gözcü adlı  televizyon programında, İçişleri Bakanlığına güveninin kalmadığını belirtirken “Cezaevi tarihinde bu kadar insanlık dramı yaşanmadı. On beş aylık döneminde tarih yazdı. Beş  firar, bir ölüm, iki kişi de ölümü bekliyor. Biri Aids diğeri ise kötü hastalık............ Aids’li hasta şu an hastanede, kaşık, çatal tutamayacak durumda........ Hastaneye kaldırıldığı için gardiyanlar sayesinde patlak verdi......Haberimiz yoktu!..... Bulaşıcı hastalığı olan herkes tüm cezaevi personeline bildirilmek zorundadır. Hepatiti varsa, Aids varsa zührevi hastalığı varsa. Yasa emrediyor...... 2018 de geldi, beş yıldır Aids, on bir yıldır ülkede. Şu anda ayakta kalamayacak durumda hastalığının son safhasında......

Cezaevinde büyük bir kaos var. Sayın Bakan bunu da yalanladı. Sayın bakan dedi ki dövme yapılmadı. Cezaevinde dövmenin Allah’ı yapılıyor. 1.5 – 2 ay önce C blokta dövme makinesi bulundu, ilgili şahsın C bölümü kaldığı bölüm. Ortaya çıktıktan sonra mahkumlar en az 9 -10 kişinin  de ona dövme yapan kişinin kendilerine de dövme yaptığını belirtmeleri üzerine biz kendilerine dedik ki gardiyanlar olarak derhal sağlık kontrolü talep edin ve talep ettiler yine bakan yalan söylüyor...... doğruyu söylemiyor.” dedi. 

Daha önce cezaevinin koşullarının insani olmadığını, yatak sayısının çok üzerinde mahkum sayısının var olduğunu dile getirmiştik. Hal böyle iken tüm mahkum ve gardiyanların sık sık rutin sağlık kontrolünden geçmesi gerekirken maalesef cezaevinde hemşire olmayışını ve doktorun sadece haftada birkaç gün birkaç saatlik ziyaretini gündeme taşımıştık. Unutmamak gerekir ki içeride herhangi bir suçtan mahkum olan insanlar devlet korumasındadır ve sağlık hakkı anayasal bir haktır. Devletin ihtiyaç duyulan her an bir anne eli şefkatiyle yaraları sarması beklenir. 

Biz cezaevinin bu başlıklarla gündeme gelmesinden utanç duyuyoruz. 

Peki ya siz!

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • SONER SABRİ
    2 ay önce
    CEZA EVİNE GİREN HER BİR ZAT SUÇLU DEĞİLDİR TAKİ SUÇLU OLDUĞU KANITLANANA KADAR SUÇLU OLAN DA ELBET CEZASINI ÇEKECEK AMA İNSAN HAKLARININ OLDUĞU GİBİ OLMASI GEREKİR..TÜM MAHKUM ARKADAŞLARA TEZ ZAMANDA TAHLİYE HABERİ GELİR İNŞALLAH.ALLAH KURTARSIN SİZLERİ.

Son Yazılar