Helal Para!
Gülsade Bayboğa Soykök

Gülsade Bayboğa Soykök

Helal Para!

29 Haziran 2019 - 09:10

Toplumun ‘’hayat kadını’’ diye adlandırdıklarının kategorisindendi. Mağusa -Boğaz yolundaki plajda, aşırı derecede alkol almış, adeta ‘’püsküle’’ dönmüştü. Şezlongun üzerinden arada bir dengesini kaybedip, kızgın düşüp durmaktaydı. 

Yanında; daha genç ve oksijen sarısı saçları olan, bir kadın arkadaşı vardı hayat kadınının. Oksijen sarışınının yüzüne gülücük, örselenmiş bedenine de şaşkınlığı ‘’monte’’ etmişti. 

Bir yandan taşkın hareketleri olan kadını düşmesin diye özenle tutuyor, öbür yandan, soran bakışlarla suskunluğu sahneliyordu..

Yüzü, acemi bir makyözün elinden çıkmışçasına, makyaja bulanmıştı. ‘’Genel evin’’ gediklisi olmasının verdiği rahatlıkla, yarı bedeni denizde, yarı bedeni kızgın kumda çırpınarak epeyce ağladı!..

Birden bağırmaya başladı. Tertemiz kumun üstünde, bronzlaşmaya çalışan yerli ve yabancı müşteriler, bir anlık merakla onlardan tarafa baktılar.

Sonrasında; gördüklerinden ve ayıp olur endişesiyle, birçok yerli ve yabancı müşteri, seyir yerini değiştirip denize girdiler. Süratle, içerilere doğru açılmaya çalıştılar. 

Hayat kadınının, isyan dolu haykırışları ortalığı inletiyordu!.

‘’Ahh oğlum ahh!! Neden, televizyona çıktın sanki? Seni görünce tüm acılarım canlandı!’’

Meraklı müşterilerden bir kız, yanına yaklaştı.

‘’Ablacığım, oğlunuz TV yıldızı mı?’’

‘’Yok tatlım, ne gezer? O, bir ses sanatçısı!’’

‘’Adı nedir? Çok popüler mi?’’

‘’Adı C…. S…..!’’

‘’Demek, siz onun annesisiniz?’’

‘’Şphen mi var şekerim? Güzel sesi, tıpkı benimkine çekmiş ayol!’’

Genç kız, kadını kırmamak için yüzünü dahi görmediği şarkıcı için, beyaz bir yalan attı.

‘’Yüzü de tıpkı size benziyor. Ama sesiniz de benziyor mu acaba?’’

‘’Durun, size bir şarkı söyliyeyim..’’

‘’Önce ıslak giysilerinin değiştirin, sonra istediğiniz kadar şarkı söylersiniz!..’’

‘’Hayır! Şimdi söyliyeceğim işte. Veee ilk istek de senden gelsin şekerim!!’’

Genç kız, derin bir ah çekti. Hayat kadını, her şeyden öte ‘’ahtapot’’ ya da ‘’denizanası’’ gibi yapışkan bir şeydi. Alkolün de vurgun etkisiyle bildiğinden bir milim sapmıyordu. Çaresizce, onun isteğine boyun eğdi. Fena bulaşmıştı bir kere. Az önceki meraklı yüzünden, kendisine kızıyordu. 

Elinde olmadan, kadına acımaya başladı. 

‘’Tamam siz kazandınız. Ama sonra, sade bir kahve içip..’’

‘’Pekala şekerim, artık uzatma! Sen, dile benden ne dilersen!’’

Aksi gibi, o an aklında isteyebileceği bir şarkı adı dahi yoktu. Kızacağını bile bile saçma sapan isteğini söyledi:

‘’Ne olur, Dede Efendi’den herhangi bir parça söyleyin!’’

‘’Amma da antikasın kızım! Günümüzden bir parça söyleyeyim bari!..’’

‘’Tamam o zaman, artık sevmeyeceğim’i söyleyin!!’’

‘’Öff kız!! Allah kahretsin, onu unuttum. Yağdır Mevlam Su’yu söyleyeyim!!’’

Berbat, akortsuz sesiyle, bir şeyler söylemeye çalıştıysa da yapamadı. Masum utangaçlığından, neredeyse küçük bir kız çocuğu gibi zırlayarak ağlayacaktı. Birden bire o tutukluğundan kurtulup, neşeyle yerinden doğruldu.

Şarkıların hepsinin, canı cehennemeymiş! Eğer sıkılmadıysa, yaşam öyküsünün anlata bilirmiş. Bu arada onlar için taksi çağırtabilir miymiş bir zahmet? Ve taksi gelene kadar, biraz daha kalabilirler miymiş? Genç kızın,

‘’İstediğiniz kadar kalabilirsiniz. Henüz taksimetreye bağlı değiller, başka ülkelerdeki gibi.’’ Yanıtına, gözlerinden yaş gelene kadar güldü. 

Bu arada, yanındaki arkadaşına sıkı sıkıya tutunmuştu. 

‘’Haklısın şekerim, yerden göre haklısın.’’ Dedi ve ekledi: ‘’taksimetreye bağlı olan bizleriz! Parayla açıp, yine parayla kapatıyorlar ayol..!’’

Yaralarına parmak bastığına, bin pişman oldu genç kız. Eveleye-geveleye, konuyu değiştirmek istedi. 

‘’Neyse, çok genç gösteriyorsunuz. Gerçekte, kaç yaşındasınız?’’

‘’Geceleri saymazsan, on sekiz buçuk yaşındayım şekerim!!’’

Hemen arkasından, aslında keder yüklü olan şuh kahkahasını bastı.

‘’Ama kendimi asırlık bir çınar gibi yaşlı ve yorgun hissediyorum!!’’ dedi.

‘’TV yıldızı oğlunuzdan başka, çocuklarınız var mı?’’

‘’Yok şekerim. Varım yoğum bir tek o. Kocam olacak boyu devrilesi koç; oğlum daha üç yaşındayken bir o….pu yüzünden bizi terk etti!!’’

‘’Yazıklar olsun! Peki terk edilince, ne yaptınız Allah aşkına?’’

‘’Benim o şıllıktan neyim eksik deyip, ben de o…pu olmaya karar verdim!!’

Genç kız; bu pişkin yanıtı beklemediği için, gözleri istem dışı irileşiverdi. İçinden, ‘’bahaneye bak sen’’ diye geçirdi. 

‘’Olmaya karar verdiğiniz iş, epey zaman almış galiba?!’’

‘’Evet şekerim, aynen öyle oldu’’ dedi ve ekledi: ‘’meğer o….pu rakibemden, o kadar çok eksiğim varmış ki!’’

Sonunda, kahvesini içmişti. Sanki dili de daha az sürçer gibiydi. Belki de ona öyle geliyordu, kim bilir?!

‘’Şimdi, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?’’

‘’Şu giden sürat teknesi gibi formdayım artık. Biraz daha konuşsak diyorum, içim açılıyor ayol!’’

‘’Teşekkür ederim, ne yaptım ki?’’ dedi genç kız. 

‘’Ha, taksi gelene kadar isterseniz falınıza bir bakayım!...’’

Her şeye karşın, içi ezilerek gülüyordu. Toplumun pisliklerini, emektar bir belediye işçisi gibi temizleyen o kadıncağızın, makyajı yayılmış yüzüne ve frensiz neşesine utanarak baktı. 

Onun sorusunu hatırlayıp sordu: ‘’Falıma bakmak mı?’’ Bu da nereden çıktı?!’’

‘’İçimden geldi kız. Hadi çekinme, uzat sağ elini de bir güzelce falına bakayım!’’

Genç kız; isteksizce ama yine de merakla uzattı masum elini. Her yeni duyduğu saçmalığa, çocukça inanmak gibi bir huyu vardı. Kadın, yanındaki sarışın genç arkadaşına sertçe seslendi:

‘’Kız Ayşen, çantandan bir adet bozu para çıkart! Hemen şu kızın, avucunun tam ortasına koy!!’’

Ayşen diye hitap ettiği arkadaşı, çantanın içerisinde epeyce arandıktan sonra, metal bir lira bulup avucuna yerleştirdi.

‘’Bak bu parayı, sakın harcayayım deme. Kolay kazanmadık. Allahıma, helal paradır ha!’’

Hayat kadını; kendinden oldukça emin, incilerini midyelerden önce yumurtlamaya başladı. Tüm dikkatini, genç kızın sağ eline yağunlaştırdı. 

‘’Bak kızım, mahallende çok çekemeyenini var. Sevildiğini sanıyorsun ama, nanay canım!’’ 

‘’Allah, eksiklerini hiç göstertmesin. Neyimi çekemiyorlar acaba anlamadım gitti?!’’

‘’Sus şekerim, yılanları uyandurtma!!’’

‘’Ama ben, öyle sanıyorum ki…’’

‘’Evlisin herhalde, değil mi?’’

Onun ‘’hayır’’ demesine, fırsat vermedi. Dere-tepe dümdüz, devam ediyordu!

‘’Evet, ne diyordum? Kocan uzun boylu, esmer ve yakışıklı birisi. Ama seni cilveli bir yosmayla aldatıyor naber?’’

‘’Vay ahlaksız herif! İki çocuktan sonra, üstüne gül koklanacak kadın mıyım canım?!’’

Sinirlendiğini belli eden bir el hareketiyle, boşta kalan eliyle gözlerini kapattı. Nefesi sıklaşmış, karnı ritmik bir şekilde inip yükselmeye devam ediyordu. 

‘’Sus bakiyim, terbiyesizlik edip te her söylediğime karşılık verme!!’’

Tam o sırada, taksici yanlarına kadar geldi. Plajın çok sağlam ayakkabı olmayan çapkın sahibi, onu çağırtan müşterileri pi-pis sırıtarak eliyle göstermişti. 

Laubali taksici kabaca, 

‘’Taksim hizmetinize hazır hanımlar. Geliyor musunuz?!’’

‘’Bekleyiver ulan, destursuz araya niye giriyorsun ya sen?! Dedi ve ekledi: ‘’bekleme paranı alacaksın. Korkma, üstüne yatmayız koçum!!’


‘’Tamam, anlaşıldı hanımlar. Ben, arabadayım..’’

Derin bir iç geçirdi. Taksici olacak camız iriliğindeki dallamaya, hiç yoktan sinirlenmişti. O öfkeyle kalkmak için yaptığı atak, boşa gider gibi yanlamasına devrilecekti. 

‘’Ahh kızım, ne oldu birden bana? Şimdi birazcık ayılır gibi oluyorrum.’’ Dedi ve ekledi: ‘’her şey için, sana çok minnettarım şekerim’’

‘’Aman efendim, şunun şurasında ne yaptım ki?’’

‘’Üstüne hiç vazife değilken, tüm assolist kaprislerimi çektin ya? Daha ne olsun?!’’

‘’Sıkıldığımı söyliyemem. Sayenizde, vakit nasıl geçti anlayamadım. Dramınız, güneşten daha yakıcıydı!’’

İsteksizce arkadaşının kolunda taksiye doğru sürüklenirken bağırdı. Sesi, sert ve oyuk yıllanmış kayalıklarda bile yankı yaptı. 

‘’O meteliği, sakın harcayayım deme. Kazanana kadar, imanım gevredi.’’ Dedi ve ekledi: ‘’Allahıma, helal paradır!!’’

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar