Kör Talih
Reklam
  • Reklam
Gülsade Bayboğa Soykök

Gülsade Bayboğa Soykök

Kör Talih

01 Haziran 2019 - 08:11

On parmağında on marifet annemi üç kızı yetişkin olduğunda kapkara düşünceler sarsmıştı. Elde ayakta tek kuruşluk birikim dahi yoktu. Dahası cep delik cepken ondan beter delikti. 

Hovarda babamınsa, en ufak bir sorun umrunda değildi. Üç kızı olanların cennete gideceğinin garantisini sağlamıştı (!). Uçkurunun pusulasında, binerdi bir alamete, giderdi kıyamete. Ona dur diye bilecek bir babayiğiti, analar henüz doğurmamıştı. 

O evdeki ışığı görüp de dünyaya getirilen, en büyük evlat bendim. Çeyiz düzme işine, önce benden başlanmalıydı. Gelin görün ki, dantel örmeyi bilmiyordum. Annem, beni bu yüzden ‘’beceriksizlikle’’ suçlamakta hiç de haksız sayılmazdı hani..

Yirmi dakika uzaklıktaki ‘’Yeni İskele’’ kasabasında oturan Nafiye teyzenin kocası, Rum tarafında çalışıyordu. O zamanlar şimdiki gibi sınır kapılarından orijinal KKTC vatandaşları v onlarla evli olanların dışındakiler geçemezlerdi kolayına. 

Akla gelebilecek hemen her şey; kaçak/göçek o taraftan bu tarafa, el altından getirilirdi. Türkiye’nin bir zamanlar ithal gözde ürünlerinden Malboro sigarası, kot pantolonu, ceketi ve yeleği, whisky, nescafe.. döneminin buruk tadının bir benzeri de burada yaşanmaktaydı..

Rumların özelikle ‘’Anglia Konyağı’’, kumandarya şarabı, sahtesiz koyu kahveleri, bol melzemeli nefis pilavunaları, paskalya pastaları, Amasya elmasından daha lezzetli ‘’Trodos Elmaları’’ çok popülerdi. 

Vefakar annem; alın teriyle, dişinden tırnağından artırdığı paralarla, Rum tarafından Nafiye teyzenin kocasına (rica- minnet getirttiği) bej renkli özel dantel ipleriyle, bana çeyizlik oda takımı örmeye başladı. 

El emeği göz nuru oda takımının bitirilmesi, tamı tamına dokuz ayını almıştı. O uzun süreçte, annem dantel örmekle meşgulken, elini soğuk sudan sıcak suya vurdurtmuyor; ‘’kül kedisi’’ örneği evin ve işyerinin tüm yükünü ince bedenimle çekmeye çalışıyordum!.

Geç de olsa evlendiğimizde, annemin göz nuru dökerek ördüğü dantel takımlarını, iki- üç defanın dışında kullanamadım ne yazık ki! Hızla geçip yiten her şey gibi, onun da modası geçmişti. Tıpkı inatla hala kullanımımızda olan ‘’papatyalı tabak’’ setim gibi..

İstemeye istemeye demode olan dantel takımımı; naftalin topçuklarını serpiştirdiğim kocaman bir poşetin içine tıkarak, gömme dolabın en üst rafına kaldırdım! O standart ölçüdeki rafta çok değerli bir emek, eskiye rağbet olup da bit pazarına nurun yağmasını bekleyen, oda takımım var!! Kim bilir, bir daha özenle ne zaman serilmeyi hak edecek?!

Doğuran anaç annemin aksine, benim sadece bir kızım var. Annem bir gün dayanamayıp, daha o dört- beş yaşındayken,

‘’Kızına çeyiz hazırlamaya başladın mı?’’ diye buyurgan ve küçümseyen bir ses tonuyla sormuştu. Sorusunda ayrıca sesine vuran, beceriksiz olduğuma dair kuşku götürmez bir hayal kırıklığı, hala canlılığını koruyordu. O geriye dönüşsüz yargısı, hakimin kalemi kırılsa da bir türlü kırılacağa benzemiyordu. Yine de, onu kırmamaya çalışarak:

‘’Ne çeyizi anne ya; parasını bankaya yatırıyorum. Zamanı gelince o da kısmetse, gider kendi zevkine göre evini dayar döşer!’’

Beklemediği bu yanıt üzerine yüzü (patates salatasının içine haşlanmış yumurtayla birlikte konulan kırmızı pancardan beter) öfkeden al al oldu. İşin içinden çıkamayınca, şöyle kükredi dudakları titreyerek: 

‘’Yazık, sen Kıbrıslı olmuşun!’’

Mütevazi birikimlerimizden kızın banka hesabına, her ay bir miktarcık ‘’Euro’’ yatırıyorduk. Bir de ‘’Anadolu Hayat Sigortası’’ yaptırmayı ihmal etmemiştik. Ama; hiçbir geleceğe yönelik projemiz, annemin aklına yatmadı. Elle tutulur, gözle görülür bir şey yoktu ona göre. 

Anne dediğin evladının çeyiz sandığına; don, atlet, çarşaf, havlu, bornoz, terlik, tabak, çanak, tencere, kaşık takımı ve en önemlisi el emeği göz nuru yüzlerce çeşit takımları örüp yığınlamalıydı!!

Hostes olan en küçük kız kardeşim de bir zamanlar, Kıbrıslı bir gemi kaptanıyla evliydi. Kayınvalidesi İnci ablayı, pek severdim. Çok da iyi anlaşırdık, sanki gelini benmişim gibi. Bu gün dahi aramızdan su sızmadı. 

Bir gün İnci ablam, yüreğime su serpen şu müjdeyi verdi: 

‘’Üçüncü kattaki dairemi kiraya verdim. Bir bilsen neler oldu?!’’

‘’Hayırlısı olsun, İnci ablacığım..’’

‘’Teşekkür ederim ama, sana söyleyeceğim daha önemli bir şey var..’’

‘’Ayy!! Meraktan bütün iç ve dış organlarım çatır-çatır çatlayacak!’’

‘’ Kiracılarım, Yakın Doğu Üniversitesinde öğrenciymişler..’’

‘’Ee?! Bunda ne özellik var? Çok mu zenginler yoksa?’’ 

‘’dur dinle bir dakikacık. Kız aman-yaman çok güzel bir şeycik değil, bizim yerlilerden..’’ dedi ve altın vuruşu yaptı: ‘’Ama delikanlı, Orta Doğulu bir prensesmiş!!’’

Metal jeton, ancak o saat gümbürtüyle düştü. Kulaklarımda, çan sesleri ezan seslerine karıştı. 

O gün yaradanıma hiç etmediğim kadar esaslı bir şekilde dua ettim. Benim kız da çar-çabuk büyüsün, onu T.C. vatandaşı ettirdiğim halde- eğer yurt dışına gitmezse, Yakın Doğu Üniversitesinde eğitim görmeye gitsin. Pek de güzel olmadığı için- çirkinler kontenjanından, bir prens de onu bulsun!!

Hep birlikte, altın klozeti olmayan bir saraya kapağı atıverdim. Sefil farelerden hallice, ay sonları hep hesaplı hayatımız, böylece sona ersin!..

Sağolasıca kazın ayağı, hep perdelidir. Kız, zaman içinde büyüdü. Yakın Doğu Üniversitesinde Çocuk Gelişimi bölümünde okuyor. Ana okulu öğretmeni olacak ‘’Lady Diana’’ kadar, yolu açık olur mu kim bilir tanrıdan başka?! O da ana okulu öğretmeniyken, prenses oluvermişti beklemediği bir anda..

‘’El Kaide’’ saldırılarından sonra, nasıl Kanada’ya kirişi kırıp da gidemediysek., ‘’Arap Baharı’’ yüzünden 

bir prensin kaynanası olma hayalim de yitip gitt! Bahtsız Orta Doğu; kan gölü, barut tufanı, nükleer sızıntı diyarı, mülteci cehennem artık!

Sonunda, havlu attım: anladım ki, tanrının sevgili kullarının listesine, kotadan dahi giriş yapamamışım. Şimdilerde sadece diyorum ki, ‘’Kadir kıymet bilen, saygılı bir damat olsun yeter. Arkası gelir evelallah!’’

Nasıl olduysa, Tanrı beni duydu: Kızımın Söylediğine göre, damat adayımızın adı Kadirmiş..

Ehh! Bize de ‘’Kadir Gecesi’’ doğmuş birisi yaraşırdı zaten, anasını sattığımın!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar