Bombaların gölgesinde bir yaşam
İsmet Özgüren

İsmet Özgüren

Bombaların gölgesinde bir yaşam

19 Aralık 2018 - 08:47

Mevlevi atış alanında askeri bir mühimmata temas etmesinin ardından yaşamını kaybeden 13 yaşındaki çocuğumuzun bu acı kaybı, bir kez daha ülkede gerçeklerle yüzleşmemizi sağladı. Bugüne kadar asker adından bile korkan insanlar yaşadıklarını, gördüklerini hatta başlarına gelebilecekleri anlatmaya başladı. Tabi burada medyanın duyarlı ve olayların üzerine giden yayınlarını da yabana atmamak gerekir. Sittin seneden beri adada fiili durum “Ateşkes” olarak nitelendiriliyor, bu da her iki taraftaki militarist güçlerin ülkeyi adeta bir cephaneliğe çevirmesine yetip artıyor bile, İngiltere’nin 2 üssündeki durumu da göz ardı etmemek kaydıyla. Köylerin içinde askeri tesisler, yasak bölgeler, atış alanları, tanklar, toplar kısaca sivilden fazla asker ve onların kullandığı en hafifinden en ağırına silahların gölgesinde bir yaşamı sürdürmek zorunda kalan insanlar.

*** 

Bir iki gündür gazetelerimiz boy boy bölgede patlamamış ve sağa sola savruk vaziyette her an birinin canını almayı bekleyen patlamamış bombaların fotoğraflarını yayınlarken, 13 yaşındaki bomba kurbanı çocuğumuzu yitirdiğimiz Mevlevi atış alanından ise, hala patlama seslerinin geldiğini belirten bölge sakinleri, “korkuyoruz ancak yapacak bir şeyimiz yok” diyor. Askerin hala tabu olduğu bir ülkede insanların şikayette bulunmaktan korkması veya buna karşı çıkmaya çalışmasını beklemek çok kolay değil elbet, burada olaya müdahale etmesi gerekenlerden tıs çıkmaması insanı zıvanadan çıkarıyor. Bu çocuğumuz hiçbir şekilde önlemi alınmamış, tel örgülerle çevrilmemiş ve hala canlı mühimmatın olduğu bir alana, elini kolunu sallayarak girip maalesef buradan çıkamıyor ve ne ilginçtir bu trajik olayın ardından siyasi otoriteden ne bir taziye mesajı ne de “Soruşturma başlattık, sonuçlanınca bilgiler kamuoyuyla paylaşılacaktır” diye bir açıklama yapılmıyor. 

*** 

İş şova geldiği zaman “Çocuklarımız bizim geleceğimiz, yarınlarımız ve ülkeyi onlara emanet edeceğiz” diye nutuk ve naralar atanlar, olay sırf askere ait ve ihmali sonucu yaşandı diye korkularından adeta saklanacak delik arıyorlar. Bu mu sizin çocuklara verdiğiniz önem? Bu mu yarınlara sahip çıkma? Ve bu mu insan canının değeri? Yazıklar olsun en alttaki sorumlusundan en üsttekine kadar. Siz tankların, topların gövdesinde kendinizi çok daha rahat ve güvende hissedebilirsiniz, buna kimsenin diyeceği bir şey yok, burada sorun, askerin yayıldığı ve kullandığı alanın sivil insanlara her an zarar verebilecek bir durumda olması. Geri kalmış 3. Dünya ülkelerinin “Kaderi” maalesef bu, sürekli yaratılan düşman ve ona karşı alınan “Önlemlerin” gölgesinde o ülkenin vatandaşının bile öz yurdunda potansiyel düşman görülmesi. Bu yapı da maalesef adayı adeta cephaneliğe çevirmiş durumda, yanlışlıkla biri bir kibrit çakıp bir yere savursa inanın top yekün havaya uçacağız. 

*** 

İşte Kıbrıs’ın içinde bulunduğu durum bu. 13 yaşında bir çocuk salt aile bütçesine bir iki kuruş katkı sağlamak amacıyla okulun dışındaki zamanlarını yaşıtlarıyla oynamak yerine hurda toplayarak geçirmeye çalışırken, yaşamı boyunca belki de ilk kez tanıştığı bir askeri malzemeyi ellediği anda hayatından oluyor. Bu hazin olayın yarın başka çocukların, çobanın, mantar veya çiçek toplamak için araziye çıkacak insanların başına gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir? mevcut düzende elbette hiç kimse.

Yarın hayatta ve ayaktaysak yeniden görüşmek üzere…


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar