Hasta olmaya da hakkımız kalmadı
İsmet Özgüren

İsmet Özgüren

Hasta olmaya da hakkımız kalmadı

11 Ekim 2018 - 07:37

Sevgili Melin Dobran, vatandaşa tavan yapan hayat pahalılığının sağlık hizmetleri ve ilaç alımlarını   nasıl etkilediğini sordu. Her şeyde olduğu gibi, vatandaş hem sağlık hizmeti hem de ilaç alırken bayağı zorlanmaya başladığını ifade ediyor. Devlet hastanelerinin durumu ortada. Ülkede adeta patlayan nüfus nedeniyle insanların sağlıklı bir şekilde hekime ve hastanenin vereceği hizmetlere ulaşması bayağı zorlaştı. Bunu Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı da ifade ediyor. Dizdarlı, geçmiş yıllarda insanlarımızın sağlık durumlarına göre özel odalarda tedavi ettikleri insanlara bugün çoklu odalarda bile yer bulamadıklarını belirtiyor. Bu denli kalabalık bir nüfus karşısında Dizdarlı veya hastane yetkilileri ne yapsın, bu yoğunluğa hangi hekim, hemşire veya sağlık görevlisi, yatak, ameliyathane veya ambulans ya da ilaç yetsin.


*** 


Dönelim yine vatandaşın Melin’e söylediklerine. Devlete ait hastanelerde gerekli hizmeti alamayan vatandaş doğal olarak kliniklere ve özel hastanelere yönelmek zorunda kalıyor. TL’nin değer kaybetmesiyle ilaç fiyatları zaten ateş pahası, buna bir de doktor vizitesi eklenince vay vatandaşın haline. Bu koşullar altında sıradan bir insan aldığı maaş veya ücretle bu rakamları taş çatlasın ancak bir ay karşılayabiliyor, ya ondan sonrası, ondan sonrası çok da parlak değil. Bu koşullar altında bir de özel hastaneye düştüğünüzü düşünün, işte o zaman tam da yandığınız gündür. Nitelik ve içerik anlamında tam anlamıyla 5 yıldızlı otelleri andıran bu hastanelerimizde fiyatlar da elbet o hizmete göre ateş pahası. En sıradan bir tahlilden bir tetkik veya röntgen ve benzeri işlemler de işin içine girdi mi, hatta iş uzayıp da bir süre yatıya kaldınız mı, herhalde 1 yılda kazandığınızı oralarda bırakıp çıkmak zorunda kalırsınız.


*** 


Maalesef ülke öyle bir noktaya geldi ki artık sıradan bir insana yaşam hakkı yok gibi bir şey. Paranız varsa ister yurt içi isterseniz yurt dışında en kralından en sağlıklı hizmeti alabileceksiniz, yok eğer paranız yoksa en kestirmesinden tahtalıköy’ün yolunu tutacaksınız. İşte isyan tam da bu noktada. Devlet vatandaşına eğitim ve sağlık gibi iki temel olmazsa olmazı en iyi şekilde ve ücretsiz olarak sunmak zorunda der Anayasamız. Der demesine de bugün geldiğimiz noktada maalesef devlet hem okullarında hem de hastanelerinde yeterince sunamadığı bu hizmetlere karşılık insanlardan para alır duruma bile geldi. Bu rakamlar her ne kadar özelden alınan ücretlerle kıyaslanamayacak kadar az ise bile, bunu bile ödemekte zorlanan insanlarımızın olduğu bir gerçek. Yıllardır yürütülen yanlış nüfus politikaları sonucu devletin vatandaşına sunduğu sağlık ve eğitim hizmetleri de artık belli ücretler veya yardım adı altında toplanan paralarla yürütülebiliyor.


*** 


Özetle öyle bir noktaya geldik ki parası olan sağlıklı yaşayacak, olmayan ise tahtalıköy’ü boylayacak. Parası olan eğitim alabilecek, olmayan ise cehalete mahkum edilecek. Bunun adına da sosyal devlet denecek. Sosyalini bir yana bırakın bu yapının adına tek başına devlet bile demek mümkün değil. Vatandaşına sağlıklı ve eğitim veremeyen bir yapı olsa olsa kabile olur.


Yarın hayatta ve ayaktaysak yeniden görüşmek üzere...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar