Mayıs içimizi karartmayı sürdürüyor
Reklam
  • Reklam
İsmet Özgüren

İsmet Özgüren

Mayıs içimizi karartmayı sürdürüyor

16 Mayıs 2018 - 07:42

Siyasi görüşlerimin şekillenmeye başladığı 14-15 yaşlarımdan itibaren mayıs ayı hep farklı duygular yaşattı bana. 1 Mayıs bir yandan tarihsel geçmişi nedeniyle beni  hüzünlendirirken, diğer yandan mücadele ve direnme güdülerimi harekete geçirdi hep. 

6 Mayıs’larda ise Denizleri, Hüseyinleri ve Yusufları darağacına taşıyan dikta yönetimini lanetlerken, onların yaktığı ışık yolumuzu aydınlattı bugünlere kadar. Bu yıl 12-13 ve 14 Mayıs ise tarifsiz acıları yaşattı yüreğimize. Önce kıyılarımıza ölümden kaçarken denizde ölümün soğuk yüzüyle tanışan insanların cesetleri vurdu ardı ardına, hemen ertesi gün ise, bu kez İsrail askerlerinin ateş kusan namlularından çıkan mermilerle canından olan insanların dünyaya yansıyan görüntüleriyle utandık insanlığımızdan.

*** 

Ve 14 Mayıs’ta ölümün o soğuk yüzü, bir dostu, bir yoldaşı, bir dünya tatlısı Laika’yı aldı götürdü aramızdan. Sevgili Laika’yla tanışıklılığımız Devlet Halk dansları çatısı altında çok uzun yıllar öncesine dayanır. Laika her şeyden önce iyi bir insan, usta bir halk dansçısı ve büyük bir yurtseverdi. Siyasi görüş ve fikirlerini korkusuzca savunan ve o uğurda mücadelesini sürdüren bu yiğit dost, maalesef  ülkede bir çok insanımızı aramızdan çekip alan kanser illetiyle tanıştı bundan 2-3 yıl önce. Sevgili Laika bu illetle de mücadele etti aslında umudunu yitirmeden son güne kadar, ancak 14 Mayıs’ta kanser çekip aldı aramızdan bu sevgi dolu insanı, düşleri ve umutlarını yarıda kesip, ardında insan sevgisiyle yoğrulmuş Ahmet dostu ve iki çocuğunu bırakacak şekilde. Sevgili arkadaşım ışıklar içinde uyu, ben ve benim gibi dostlarına o kadar güzel ve anlamlı anılar bırakıp gittin ki inan seni ömrümüzün sonuna kadar unutmamız mümkün olmayacak.

*** 

Mayıs içimizi karartmayı sürdürüyor dedik yazımızın başlığına, gerçekten mayıs ayının henüz yarısında olmamıza karşın birçok acıyı sığdırdık bu on beş günlük zaman dilimine. Trafik kazaları yine genç canları ocaklarına ateş düşürerek aldı aramızdan, kalp krizleri en az trafik kazaları kadar canı söküp aldı aramızdan ve kanser, maalesef o da kaza ve kalp sorunlarıyla yarışırcasına onlardan geri kalmadı mayısın ilk yarısında. İnsan belli bir yaşa gelince mi, ya da direkt olarak bir şeyler kendi ve sevdiklerine dokununca mı daha fazla hisseder yaşadıklarını bilinmez ama, bilinen tek şey tek tek kaybetmemiz sevdiklerimizi. Batıl inançları olmayan bir insan olmama karşın mayıs daha fazla bizi yaralamadan çekip gitsin istiyorum şu an içinde bulunduğum ruh haliyle, sanki hazirana bir sihirli el değip de her şey değişecekmiş inancıyla. Aslında umutları yitirmeyip direnmek gerektiğini de bilenlerden olmama karşın, içimden bir ses  geride kalan on beş gün bir çırpıda bitip gitsin diyor yine de bana.

***        

 Mücadele ve hüznün adı mayıs ayını birebir yüreğimize dokunan acılarla anlatmaya çalıştık biraz karamsar yanı ağır basan şekilde. Bugün yeni bir gün ve yaşamın o müthiş devinimi bugün bir kez daha ve yeniden kaldığı yerden devam edecek güneşin ilk ışıltılarıyla. Her ne olursa olsun hayattan keyif alabilmekteki ustalık, herhalde büyük usta Hasan Hüseyin’in dizelerinde dile gelen şekliyle “Acıyı bal eylemede”  olsa gerek.

Yarın hayatta ve ayaktaysak yeniden görüşmek üzere…

Bu yazı 92 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar