Aklınızda Bulunsun
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Aklınızda Bulunsun

24 Mayıs 2019 - 08:07

Nefesimiz ensenizde olacak.

İşbirlikçi UBP-HP Ankara icazetli hükümsüz kuklalar kurdurulup sıcağı sıcağına işe koyuldular.                            Hadi bakalım beyler düzeltin, Ekonomiyi, Sağlığı, Tarımı, Çalışma yaşamını, Mali konuları Turizmi ve halkın can yakan sorunu olan geçim sıkıntısını çözün, yaşamı ucuzlatın, hayatı kolaylaştırın.

Daha il günden işbirlikçilik ve kuklacılıkta elinize kimse su dökemeyeceğini gösterdiniz, devam edin. 

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ersin Tatar, İçbirlikçi kukla kabinesini onaylatmak için gittiği sarayda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın daha çok federal temelde bir anlaşmadan yana olduğunu ifade ederek, “Dolayısıyla ona biraz ayar vermek gerektiğini düşünmekteyiz” şeklinde konuştu.

Demek ayar vereceksiniz hadi buyurun verin, çok heyecanlı günlere doğru gidiyoruz demektir.

***

Koro halinde tutturdular gidiyorlar, ağzı olan konuşuyor. Diyorlar ki  “ülkemiz ekonomisi kendi kendine yeterli olmadığından, Türkiye’den gelecek para olmadan ekonomi döndürülemez, ekonomimiz Türkiye’den gelecek yardımlara muhtaç ”mış.

İlk bakışta bu söylenenler bazı kesimlere inandırıcı ve mantıklı görülebilir. Hatta Kıbrıslıtürklerin çıkmazı olarak da içinizi yakabilir. Lakin size söyleyeyim, aslında durum hiç de öyle değil.                                                                                                                                                                       

Bunca yıldır kendisini muhtaç görenler Kıbrıs’ın kuzeyinde yönetici pozisyonunda oldukları ve her yerde muhtaçlığı, bağımlılığı papağan misali tekrar ettiği için herkese bu söylem gerçeklik, hatta kanun gibi geliyor. Ve deniyor ki anavatan olmazsa biz ayakta kalamayız. Batarız, zaten batmayan sektör kaldı mı? Ama batsınlar ve bir daha ayağa kalkamasınlar diyorum. Ama durum böyle değil be gardaşlar biz anavatanınız dediğiniz garabeti sırtımızda taşıyoruz yıllardır. Hükümetimiz her yıl Türkiye’den belli bir miktarlarda paralar alır. Maaşlardan, yatırımlara, kültürel etkinliklere kadar farklı alanlarda bu para kullanılır. Sadece bu noktadan baktığımızda biz Türkiye’ye muhtaç gibi görünürüz elbet.

Nasıl bu parayı alır ve nasıl bir noktaya getirildiğimize bakmayız. Ya da unuturuz, ya da işimize gelmez  (Turgut Özal’ın “siz üretmeyin ben size gönderirim” tavrı, sanayi kuruluşlarının tasfiyesi ve benzeri)  ayrıntıya hiç girmeyeceğim. O tek başına ayrı bir yazının konusudur

Bugün yaşatıldığımız bu teslimiyetçi yapı içinde bir kamu giderlerini karşılamak ve hizmet sunmak için ne yaparlar? En temelde adamına göre vergi koyar ve toplar, ya da toplayamayıp birkaç yılda bir af çıkarma yoluna gider. Vergilerin oranlarını ise ekonomideki ihtiyaçlara göre belirler sanırız ama bu da adamına göre uygulanır.

Sermayedar büyük patronlar kendisine daha az vergi konmasını ister bunu da sağlar. Çünkü hükümete gelen partilerin finansörüdürler. Ama gariban halk ise hizmet talep eder, devlet sandığımız bu garip yapı da bir denge kurup planlamasını yapar ve vergileri belirler. Dedim ya adamına göre uygulanır.

Küçük esnaf ve üretici kesimler, emekçiler ve ezilenler için kafadan atmasyon vergiler uygulanır. Bu tezgâh böyle işliyor. Lakin sermayedarlar için konuştuğumuzda işin içine başka şeyler giriyor. Sermayedarlara sunulan teşvikler, avantalar, ayrıcalıklar ve katkılar işin bir boyutu. Ama daha sarsıcı olanı ise vergi muafiyetleridir.

1997 yılında Türkiye’de kumarhanelerin kapatılmasının ardından, burası Türkiye’nin çöplüğü, kalın barsağı ya Türkiye’den Kıbrıs’ta kumarhaneli otel sayısında bir patlama yaşandı ve daha da yaşanacak. Açılan kumar otellerinin büyük bir bölümünün sahibi Türkiye’den getirilip benim ülkemi kumarhane cumhuriyeti yaptılar.

Şimdi devam edecek olanları dikkatle takip edeceğiz, nefesimiz enselerinde olacak

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar