Azınlığa bilinçli düşürüldük
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Azınlığa bilinçli düşürüldük

12 Haziran 2018 - 08:11

Ben mücadeleyi sevdiğim ilke ve idealler uğruna yaptım, bu uğurda hep savaştım ömrüm yettikçe de savaşmaya devam edeceğim. Bu özelliğimi kaybetmeden hep ileriye yürümeye devam edeceğim. Yaşam şartları beni yıllar geçtikçe daha bilge ve açık fikirli hale getirdi. Başımdan geçen bunca şeye rağmen yaşamın güzelliğini hâlâ görüyorum ve en sevdiğim şey de ülkemin mevcut koşullardan kurtarılması, ailem ve arkadaşlarım ve sevdiklerimle birlikte olmak. Bütün güzelliklere ülke insanımın layık olduğunu biliyor ve onların uyanması için çalışıyorum.

Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü altında taşıma nüfusuna dağıttığı sahte vatandaşlıkları ve binlerce TC askeri, polisi ve güvenlik güçleri ile askeri bir üs konumunda, bir açık hava hapishanesi durumunda olan bir garip ülkede yaşadığımızı en iyi anlayan ve bilenlerden biriyim.. Esir kampının sınır kapılarına yerleştirilen çelik bariyerler ve kontrol noktaları ile izin verildiği oranda dış dünya ile buluşur temiz havayı teneffüs ederiz. Toplum olarak bir karanlık tüle kapatıldık, biz köle miyiz, esir miyiz yoksa tutsak mıyız ben de anlamıyorum.

***

Türkiye tarafından çöplük haline getirilen bu adanın yarısında kumarhane, kerhane ve adi suçların oluşturduğu sahte bir yapı içinde yaşamaktan zevk alanlar ve bundan gurur duyanlar vardır ve bunun devamını isteyen işbirlikçi takımı onursuzluk ve kişiliksizlik örneği sergiliyorlar. Ellerini önlerine bağlayarak emredin efendim demektedirler işgalimizin temsilcilerine. Yuh olsun hepsine de.  

Yaşadığınız dünyanın en sorunsuz ve en demokratik ülkesinde olduğunuzu sanırsınız. Alın size demokrasinin, hukukun ve adaletin geçerli olduğu, insan hakları normlarının uygulandığı demokratik bir ülke. 

Yaratılan bu çirkef yatağı düzeni içinde tepki koymadan, sessizce yaşayan bir halk topluluğu sürü gibi yaşatılsa da halinden hiç şikâyet etmeden uyumaya devam etmesine çok kızıyorum. Yaşanan bu rezilliklere karşı sokağa inip bir tepki koyacağına susup seyrediyor. Yeter ki maaşına ve çıkarlarına dokunulmasın, yeter ki ter akıtmadan sahip olduğu varlıkları ellenmesin. Günden güne ekmeği küçülüp fakirleşse de yarı aç yaşasa da bu günü kurtarmaya bakıyor yarınını hiç düşünmeden.

Ellerine kelepçe takılmış hücreye götürülen bir suçsuz gibi hakları hep gasp edilen bir mazlum gibi affedilmeyi bekleyen bir yapımız var. Biz ne biçim insanlarız? O halde bu düzeni seçimle yıkabilir misiniz? Yaratılan bu çıkarcı, menfaatçi toplum yapısını değiştirebilir miyiz? 

Seçim zamanı geldi mi vaatlere, pirince, bulgura ve makarnaya satılan ithal insan topluluğu içinde, aşiret ve kabile yönetimine alışık bu yapıda seçim ve demokrasi maskaralığı yapmaktan öteye gidemeyiz. Sahte meclis seçimlerinin üzerinden geçen zaman içinde hep şikâyet edenler çoğalmaya başlar, pişmanlıklarını dile getirenler ellerim kırılsaydı da bunlara oy vermeseydim diyorlar ama seçim zili çalınca yine aynı partilere ve adaylarına gidip oy veriyorlar. Biz utanmaz, unutkan bir milletiz, çektiklerimizi çok çabuk unuturuz.  

Kuzeyimiz dağ ve deniz varsın güneyimize de beton duvarlar inşa etsinler. Kimin umurundadır? Bağladıkları esaret ve tutsaklık zincirlerinden kurtulmak isteyen mi var? Ben böyle bir toplum yapısı henüz daha göremiyorum. Hâlbuki bu rejimi yıkmak için bir değil binlerce nedenimiz var ama yalnız konuşuyoruz boşu boşuna. Mastürbasyon yaparak rahatlıyoruz o kadar. Ne deyim böyle mayadan böyle hamur yoğrulur.

Bu yazı 83 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar