Bekleyin da Maccezimiz çıkacak
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bekleyin da Maccezimiz çıkacak

10 Haziran 2019 - 08:46

Biberi çok acılı severiniz bilirim ama bu iş acı bibere benzemez. Acısı yedikten bir iki saat sonra geçer. İnsan kaldıramayacağı yükün altına girerse altında kalır ve ezilir. Erdoğan bütün devlet gücü, para ve her türlü olanak yanında şiddet baskı silah vs yolu ile bu seçimi kazandığını sanıyor. 

Bırakın o da öyle sansın.  Aşağıda yazdıklarım onu bekliyor. sanırım altından kalkamayıp ezim ezim olacak. Maccezi çıkacak. 31 Mart yerel yönetimler seçimleri ortaya çok şeyler çıkardı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek önemli sonuçlar ortaya döküldü. Bunun üzerine Erdoğan talimatı ile İstanbul seçimi iptal edildi ve dünyaya rezil olmanın yanında bu vesile ile ekonomi dibe vurdu.

Yargı ve Yürütme erkini tek elde toplayan tek damam rejiminde başarılı olacağını sanıyor. 

Bununla birlikte, yasama ve yargı erkleri de tek elde olacak. Buna “yönetimde istikrar” adını vermiş durumdalar. “Yeni anayasal düzen” uygulanırken, engel olarak görünen “demokratik muhalefet dinamikleri” rahatlıkla “bertaraf” edilecek, baskı ve zor rejimi, sürdürebilirliğini sağlamak için en küçük muhalif sesleri bile susturmaktan geri durmayacak.

İçeride antidemokratik uygulamalarla en küçük özgürlük alanları bile ortadan kaldırılmaya, demokrasi, hukukun üstünlüğü, adil ve tarafsız yargı, güçler ayrılığı, insan hakları gibi temel demokratik değerler aşındırılarak “tek adam” rejimi yerleştirilmeye çalışılacak.                                               

Yürürlüğe girecek bu antidemokratik düzeni şimdiden “devrim” ya da “ikinci cumhuriyet’in başlangıcı” olarak görenler, gücün tek elden ve katı merkeziyetçi anlayışla yönetilen bir ülkede yaşamanın zorluklarını elbette yaşayarak göreceklerdir.

Erdoğan yemin etmesi ile birlikte resmen ülkenin yönetimi “tek adam’da” toplanacaktır. Ekonomiden güvenliğe, adaletten dış politikaya tüm yetkiler, Cumhurbaşkanına devredilecek. Parlamentonun bu yapısı ile “tek adam” yönetimine karşı etkisiz kalacağını tahmin etmek zor değil.

Özellikle ekonomi ve dış politika alanlarında sancılı bir gelecek bizleri bekliyor. Ekonomik kriz kapıda. Dövizin yükselişi durdurulamıyor, faiz ve borsada iç açıcı gelişmeler yok. Açıklanan enflasyon rakamları ise alarm verici. Hal böyleyken “istikrar” beklentisi pek gerçekçi olmasa gerek. Benzer bir durum dış politik alanda mevcut. 

Bu yapısal “dönüşüm” uzun vadede Türkiye’nin dış politikalarını “gerilim” süreçleri üzerinde sürdüreceğinin ilk işaretleri. Erdoğan’ın dış politikada da “geleneksel Türk dış politikası” dışına çıkacağı ve bu alanda da ipleri eline alacağı değerlendirmeleri, diplomatik kulislerin “baş” gündemi.

Bu nedenle Erdoğan’ın ilk durağı, Kuzey Kıbrıs ve Azerbaycan’dan sonra Brüksel olacak. NATO Liderler Zirvesine katılacak olan Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile de görüşmesi bekleniyor. Seçim sonrası Batı ile bu “ilk” temas aradaki buzları eritecek mi? Gelişmeler bize buzların erimesi konusunda umut verici mesajlar vermiyor. ABD ve AB ile ilişkiler neredeyse “dip” yapmış durumda. 

Belirsizlikler büyüyerek devam ediyor. Erdoğan’ın bir “çıkış” aradığı da sır değil. Ancak bu “çıkışın” anahtarı Rusya ile ilişkiler ve Suriye meselesinde Türkiye’nin politikalarında değişime gidip gitmeyeceği iradesi olacaktır. Bu durum Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkilerini doğrudan etkileyecektir.

Seçimlerle birlikte MHP’nin “organize” yükselişi boşuna değil. Nitekim Erdoğan’ın seçimlerden birkaç gün önce “koalisyondan” söz etmesi boşuna değil. Mecliste çoğunluğu sağlayamayan AKP’nin denetlenmesi ve dengelenmesi rolü MHP’ye verildi. AKP-MHP koalisyonu, Kürt Sorunu başta olmak üzere, Suriye, Irak gibi temel konularda “çatışmacı” bir politika yürüteceklerdir. 

Bu durum başta ABD olmak üzere bölge ülkeleri ile “gerilimlerin” artacağını varsayabiliriz. MHP etkisindeki bir dış politika bu gerilimlerin daha da artacağı, anlaşmazlıkları derinleştireceğini öngörebiliriz.AB ile ilişkiler zaten durmuştu. Mülteciler için verilen üç milyar Euro ise AB’nin yaşadığı “mülteci kâbusuna” ilişkindir. AB ile ilişkiler daha da karmaşık bir hal alacaktır. 

Avusturya Başbakanı’nın AB dönem başkanının mesajları yeterince açık. Başlangıçta “karamsar” bir tablo çizilmişse de, önümüzdeki dönem demokrasi mücadelesinin yükseleceği bir süreç olacağı, halklarımızın 24 Haziran’da HDP’ye verdikleri destekten okuyabiliriz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar