Bir görüşmenin ardından... Geç kalmış bir analiz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bir görüşmenin ardından... Geç kalmış bir analiz

16 Mayıs 2019 - 08:37

Aslolan, Türkiye Kürt halkının önderi Öcalan’ın çıkıp kendisinin bu eylemleri durdurmaya çağrı yapabilmesi, çıkıp savaşları durdurmanın yöntemini kendisinin açıklaması, uygulamasına katılması, politikasını yürütmesidir. Tecrit kalkmalıdır. Faşizm yıkılmalıdır. Açıklaması çok önemlidir

2 Mayıs 2019 tarihinde Kürt halk önderi Öcalan ile yapılan görüşme de bu ikincisine örnek kabilinden ele alınması gerekiyor. İvme yaratmasının önemi, Öcalan’ın önderlik konumu, milyonların önderi olması kadar Ortadoğu siyasetine dair derin çözümlemeleri, demokrasi ve özgürlük tanımlarının nasıl yaşamsallaşacağını bilmesidir. 

Yapılan 1 saatlik görüşmenin ardından kamuoyuna bir belge sunuldu. Avukatlar belgeyi okumadan önce belgenin müzakere ya da mutabakat metni olmadığını belirtip uyardılar. Şüphesiz bu uyarının bir anlamı ve nedeni vardı. 

Bir müzakere var sanıp faşizm karşısındaki direnişte yanılgılı pasif tutuma girmemek gerekiyor. Aynı şekilde Kürt halk önderi Öcalan’ın içinde bulunduğu koşulların öyle müzakere yapacak durumda olmadığını bilmek gerekiyor. Zira ağırlaştırılmış tecrit dediğimiz tam da budur. 

İmralı bir işkence sistemidir. Anı anına bir işkence uygulanmaktadır Kürt halk önderi Öcalan üzerinde. İyi bilmek gerekiyor ki, Öcalan, yıllar önce rehine olduğunu belirtmişti. Rehine koşulları tabi ki devam etmektedir.

Bu, görüşmeyi ele alırken dikkat edilmesi gereken temel noktadır. Bunun dışında da bu süreçte Öcalan’ın yayınladığı deklarasyonu irdelemek, tartışmak, çözümün nasıl olacağını ortaya koymak kadar hangi zihniyet ve siyasetlerin, hangi uygulamaların engel olduğunu ortaya koymak gerekiyor.

İlk maddede yapılan “İçinden geçtiğimiz tarihi süreçte derin bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Sorunların çözümünde her türlü kutuplaşma ve çatışma kültüründen uzak, demokratik müzakere yöntemine şiddetle ihtiyaç vardır.

” tespitindeki ana nokta, sorunların çözümünde kutuplaşma ve çatışma kültüründen uzak yöntemdir. Bugün tüm Ortadoğu’da sorunların demokratik çözüm yöntemi önündeki engel, kutuplaşmadır.                            Kim tekçi, faşist, egemen, ayrılıkçı, düşmanlığı arttırıcı söylemler ve pratikler içinde bulunursa kutuplaşmayı arttırır. 

Her tekçi yaklaşım, her faşist söylem ayrılıkçılık yaratıyor, ayrılıkçılığı derinleştirerek kutuplaşmaya dönüştürüyor ve halklar boğazlaşmasını yaratıyor. Bugün işgalci Türk devletinin tüm Türkiye’de ve bölgede yaptığı halklar boğazlaşmasının zeminini hazırlayan faşist uygulamaları yaygınlaştırmaktır. 

Parçalayıcı, dağıtıcı, ayrılıkçılığı derinleştirici, düşmanlık duygularını bir nükleer bomba gibi halklar içine atan faşist Türk devletinin şu anki en yaygın politikasıdır. 

Türkiye’yi parçalayan, bölücülük yapan AKP-MHP’dir. Öcalan birleştiricidir. Çünkü Önder Öcalan’ın esas aldığı siyaset demokratik siyasettir. Esas aldığı toplumsal sistem de demokratik konfederalizmdir. Bu sistemin içinde herkesin kendi toplumsallığıyla özgür yaşama hakkı vardır. 

Sadece bireysel özgürlükler değil kolektif özgürlüklerin en zirvede yaşanacağı sistemdir Önder Öcalan’ın esas aldığı sistem. Öcalan’ın dikkat çektiği ikinci konu, Kuzey Doğu Suriye sorununun çözümüne dairdir. Bölgenin sorunlarını, akıl, politik ve kültürel güçle çözmeye dikkat çekiyor. 

Bu ikinci maddenin ana konusu ise Kürtlerin Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde, anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması konusudur. Bu madde, Kürtlerin toplumsal haklarının anayasa kapsamına alınmasıdır. 

Bu temelde Suriye bütünlüğü ancak anlam kazanabilir. Ve zaten Kürtlerin toplum olarak var olma ve yaşamını sürdürme sorunları demokratik haklar kapsamında anayasal güvenceye kavuşursa, Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmuş olunur. Çünkü sorunlar demokratik temelde çözülürse, akıl, politik ve kültürel güç devreye girer.

devamı yarın..

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar