Daha güzel bir Kıbrıs elbette mümkün!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Daha güzel bir Kıbrıs elbette mümkün!

02 Haziran 2019 - 09:23

Bir insan umudu var olduğu ve sevgi gördüğü sürece mutlu ve umutlu yaşar. O ümit ve sevgi tükenip yerini kuşkuya, karamsarlığa ve yalnızlığa terk ederse, işte o zaman insan da umutlarda tükenir.

Her insanın hayattan bir beklentisi vardır, ya da olmalıdır. Çünkü, insan başka varlıklar gibi yaşayamaz. Zira, insanları diğer canlılardan ayıran tek ve en belirgin özellik olan akıl; her zaman insanı düşünmeye türlü türlü istek ve sevgi hoşgörü ve ilgi gibi beklentilere yöneltecektir. 

İnsan; düşünmek, inanmak, sevmek ve sevilmek için yaşar ve bunun için dünyaya gelmiştir.

Dedik ya ümitle ve umutla yaşar her insan. İşçisiyle-çiftçisiyle, esnafıyla-memuruyla, emeklisiyle-duluyla, zenginiyle-fakiriyle, öğretmeniyle öğrencisiyle...  Velhasıl, herkes bir beklenti içinde umutla ve sevgi ilgi beklentisi yaşamını sürdürür... 

Ümitli olmak yetmiyor anlayacağınız. Çile çekmeden, zorluklara göğüs germeden hedeflere ulaşılmıyor.Büyük hedeflere, büyük çabalarla erişilir. Kimi zaman engellerle karşılaşılır, kimi zaman yılgınlığa düşülür.    

***

Benim ülkem tarih boyunca hep kuşatma altında tutuldu, fetihleri yaşadı. Yıllar boyu zulümler yaşadı, hala daha da yaşamaktadır ama hiçbir zaman kucaklaşmayı ve kurtulmayı başaramadı. Bu gün içinde yaşadığımız dünya köleliği gördü, orta çağı yaşadı! 

Her seferinde insanlar bir çıkış buldu, yine bulacaklar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Sorunlar ağırlaştıkça çözümler de kendini gösterir.Kim dost, kim düşman daha net ortaya çıkar, saflar belirginleşir...

Ben yaşadıklarımız karşısında Umudumu nasıl koruyorum? Özgürlük ve kurtuluş yolunda belki bir dayanışma ve ya birliktelik yaratma sıkıntıları karşısında çözüm yönünde bir yola varırız diye çabalıyorum.  

Belki bir mucize olur ve bizim köşe başlarını tutan siyasi liderlikler şapkayı öne alıp bir adım atma isteğine bürünür. Benimkisi yalnızca bir ütopya ve hayaden öte gitmese de toplumla bağımı koparmıyorum. Sevdiğim işi yapmakta diretiyorum. 

***

Edebiyatla hayatı birbirinden ayırmıyorum. İkisi birbirini besliyor, beni üretime, mücadeleye zorluyor, hoş ve beni hem özgür kılıyor hem de diri tutuyor. Yazacak öyküler, romanlar, kitaplar var ve daha yapacak bir sürü iş var, mücadele edilmesi gereken birçok konu var ve zaman çok az. 

Geldiğimiz yer hiç tekin değil. Yaşadığımız bu ada yarısı üzerinde, çok yakınlarımızda ve dünyamızda çok ciddi sorunlar var, bunları anlamamız, anlatmamız gerek. Umutsuz olacak kadar zamanımız yok ki, o bir lüks!

Bütün bunlardan ve eklenecek daha birçok olgu, etken ve nedenden dolayı Türkiye’de ve haliyle bize de uzanan kirli elleri ile ülkemizde toplumsal barometre patlamalara doğru yükselişe geçmiştir. 

Dinci Burjuva tekelci hükümetler sayesinde patlamaları körüklemekle kalmıyor, toplumsal yaşamı kötürümleştiren politikaları yoğunlaştırıyor ve militarist zorbalığı daha fazla sokağa dökerek toplumun muhalif-ilerici ve boyun eğmeyen kesimlerini suskun bireylere dönüştürmeye çalışıyor. 

Hak talebinde bulunan, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini isteyenlere karşı militarist ve polisiye baskıların hiç yaşanmamasını, zorbalığına başvurulmamasından yana olan herkes, dozu artan şekilde ırkçılık, ayrımcılık ve saldırı hedefindedir. 

Bu gelişmeleri ve doğrultusunu görüp de buna karşı mücadeleci bir güçbirliği oluşturmada atıl duranlar ya da kendi doğrularında ısrar edenlerin, siyasal tarihimizin ağır suçlarından birine fail olacaklardır. Ortaya çıkan odur ki sermaye cephesinden söylediği üzere, “saflar artık daha belirgindir” ve sorumluluk daha da ağırlaşmıştır , yine de umudu kesme.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar