Gazetecilikte anasına bak yavrusunu gör
Reklam
  • Reklam
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Gazetecilikte anasına bak yavrusunu gör

11 Ocak 2019 - 08:40

Yüzü aşkın gazetecinin tutuklu, binlercesinin işsiz olduğu ve birçok gazetecinin de onursuzca yalakalık yapmaya zorlandığı Türkiye’de dün Çalışan Gazeteciler Günü idi. Dün kutlanması gereken gün yaklaşık 60 yıl önce gazetecilerin bir araya gelip mesleki bir direnişe imza atmasına dayanıyor.

Gerek Türkiye’deki meslek örgütleri gerekse uluslararası kuruluşlar sık sık Türkiye’de gazetecilik yapma koşullarının kötüye gittiğine işaret ediyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) 2018 verilerine göre basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye 180 ülke arasında 157’nci. Türkiye’deki tutuklu gazeteci sayısı Türkiye Gazeteciler Sendikası’na (TGS) göre 141, Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne göre 139, Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) verilerine göre ise 157. 

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) 2018 yılı verileri tutuklu gazeteci sayısında geçen yıla kıyasla azalma olduğunu gösterse de Türkiye yine de gazetecilerin en çok hapiste olduğu ülkeler arasında başı çekiyor.

Özellikle 15 Temmuz 2016’daki darbe tiyatrosunun ardından gelen 20 Temmuz esas Erdoğan darbesi Haziran 2018’e dek süren Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde, medya kuruluşlarının devlet eliyle kapatılması ve gazeteci tutuklamalarının artması bu sonuçları doğuran en önemli faktörler olarak gösteriliyor. 

Yine IPI verilerine göre, OHAL’de 54 gazete, 6 haber ajansı, 24 radyo istasyonu, 17 televizyon kanalı, 20 dergi kapatıldı. 206 gazeteci ve medya çalışanı hakkında dava açılırken bunlardan 81’i tutuklandı, 48’i ceza aldı, 77’si serbest bırakıldı. Gazeteciler üzerinde artan baskı, sansür ve ekonomik koşullar da yerel ve uluslararası meslek örgütlerinin dikkat çektiği konulardan.

Türkiye de uzun yıllardı görüşüp hasret gideremeyen gazeteciler, köşe yazarları ve haberciler bu gidişle hapishanelerde buluşup hasret gidermiş olacaklardı.

Geçen yılki 10 Ocak’tan bu yana, iyileşme sinyali vermeyen tüm bu koşullara bu yıl bir de döviz fiyatlarının yükselmesiyle gazete baskı fiyatlarının artması, buna bağlı olarak gazete ve dergilerin ekonomik darboğaza girmesi eklendi. 

Bunun yanında geçen kasım ayında sarı basın kartı uygulamasında yapılan değişikliklerle, gazetecilere kart verme ve alma yetkisinin Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığı’na bağlanmasıyla tablo daha da vahimleşti. Baskı ve sansür gittikçe etkisini arttırırken geçen yıldan bu yana yaşanan değişimlere ilişkin şu yorum yapılıyor.

Erdoğan iktidarının tavizsiz ve saçma gerekçelerle terörle mücadele iddiası ve otoriterleşmede yol alması, çeşitli görüşlerden 80’i aşkın medya temsilcisinin geçen yıl siyasallaşmış yargı eliyle mahkûm edilmesine neden oldu. Tutuklu onlarca haberciyle, geçen yıl mahkûm olmuş onlarcası daha bu gidişle hapishanelerde buluşacak. 

Doğan Yayın Grubu’nun Demirören Grubu’na satılmasıyla ana akım medya eleştirel bakıştan neredeyse arındırılırken, baskı görme sırası bırakın Evrensel veya BirGün gibi daima hedef olmuş gazeteleri, Fox TV ve Sözcü’ye kadar geldi. Kamuoyunun bilmesinde yarar olan İnternet haberlerinin yayın yasakları ve hâkim kararlarıyla bastırılmaya çalışıldığını da görüyoruz. 

2018, ‘yurtsever’ bulmadığı medyaya yaşam hakkı tanımayacağını açık bir şekilde gösterdiği bir yıl oldu.

Kim ne derse desin Türkiye'de gerçek gazetecilik istenmeyen bir meslek haline getirilirken yağcılık yapan, biat eden gazeteci profili yaratıldı. Türkiye’de medyanın tıpkı inşaat ve enerji gibi bir iktidar projesine kendini adamış bir sektör haline geldiği gerçeğini de ne kadar gizlemeye çalışsalar bunu başaramıyorlar. 

Baksanıza sahada çalışan gazetecilerin koşullarına ilişkin  neler  söyleniyor “Gerçek gazetecilik kamu makamları nezdinde istenmeyen bir meslek. Eleştiri dozu kalmamış ana akım medyada çalışmak gazeteciyi işlevsizleştirirken işten atılmış, yeni tahliye olmuş veya medyası kapatılmış haberciler en basit anlamda hayatları ve kariyerleri konusunda endişeli günlere girdiler. 

Geniş çaplı yargı baskısı varken kalan az sayıda internet haber sitesi ve birkaç küçük muhalif gazete ve TV kanalı ne yazık ki mesleği güçlendirmeye yetmeyecektir. Mesleğine dört elle sarılanlar biliyorlar ki ayakta kalmanın bir yolu varsa o da dayanışmayla olacak” değerlendirmesinde bulunuyor.

Peki  TC işgali altında olan bu askeri garnizonda basın ve gazetecilik ne durumdadır?  tek kelime ile anasına bak yavrusunda daha farklı değil ve olmayacak da.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar