'Gülmeyin sizin de anneniz var' Vidanınız kaldıysa...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

'Gülmeyin sizin de anneniz var' Vidanınız kaldıysa ölümleri durdurun

05 Mayıs 2019 - 09:26

Türkiye'de Barış isteyen annelerin sesi camların arkasında kalmasın. Gülmeyin, duyun anneleri. Ölümleri durdurun. Diye çığlık atan annelerin sesini zalim Erdoğan yönetimi duymazdan geliyor 

Haber aldığımız site ve sosyal medyaya beş gün önce düştü görüntüsü. HDP Diyarbakır İl Binası’nın çevresi polis ablukası altındaydı. O ise demir parmaklı pencereden avazı çıktığı kadar bağırıyordu:

“Barış istiyoruz. Barış istiyoruz. Allah için barış istiyoruz.” Evladı cezaevinde ve muhtemel ki açlık grevinde olan bir anne. 

Beyaz tülbent'iyle sesinin yettiğince haykırıyordu, karşısındaki AKP gençlik teşkilatlarından olan polisler ise gülüyor. Canı yanan anne “Gülmeyin sizin de anneniz var” dedi polislere.

Ardından “Duyun vicdanın sesini” diyerek Erdoğan'ın ve eşi Emine Erdoğan’a seslendi. Belki vicdan sahibi olduğunu zannettiği ve bir anne olduğu için Emine Erdoğan’ın kendisini anlayabileceğini düşündü. Yok, öyle bir niyetleri yok.

HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven, cezaevinde başlattığı evinde devam ettirdiği açlık grevinin 175. gününde. Onun ardından açlık grevine başlayan binlerce insan yüz günden fazladır. Bir çoğu da cezaevinde.

Çocuklarına destek için Gebze cezaevi önüne giden anneler darp edildi. Bu olay toplumda infial yaratmasına rağmen ertesi gün Mardin Kızıltepe’de anneler yerlerde sürüklendi. Duymuyorlar, duymadıkları gibi duyulmasını da istemiyorlar. Ve şimdi bu sessizliğe karşı açlık grevlerini ölüm orucuna çeviriyorlar. Dört cezaevinde 15 kişi.

Ne diyorlar açlık grevine başlarken:

“Gelinen aşamada binlerce insanın zindanlarda açlık grevi eyleminde olmasına rağmen Adalet Bakanı’nın bir tek söz söylememesi adaleti sarsmış, TBMM Başkanı’nın Hakkâri Milletvekili olan Leyla Güven ile bir temas kurmaması milletin iradesini ve milleti tanımamıştır. 

Ülke içerisinde kendine sol-sosyalist diyen aynı zamanda demokrat, aydın, yazar, çizer diyen kurum, parti ve kişilerin açıkladığımız deklerasyan maddelerinin anayasal düzlemde yeri olmasına rağmen ses çıkarıp sahiplenmemeleri toplumsal olan insanı derinden yaralamıştır. 

Bu gerçeklik ışığında bizler başlatmış olduğumuz açlık grevi eylemimizi böylesine duyarsız ve insana saygısı kalmamış tüm mihraklara karşı eylemimizi bir üst aşamaya çıkararak 30 Nisan’da ölüm orucuna başlayacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.”

Bize diyorlar, size diyorlar. Siyasi partilere, sendikalara, sivil toplum örgütlerine diyorlar. AKP iktidarına diyorlar, Adalet Bakanı’na diyorlar, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a diyorlar.

Kanunsuz bir şey istemiyorlar. Anayasal bir hakkın tanınmasını istiyorlar o kadar. Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılmasını, avukatlarıyla görüştürülmesini istiyorlar. Çok şey mi istiyorlar?

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 3 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan HDP Milletvekili Tayip Temel’in “Leyla Güven’i ziyaret edip talebini dinlemeli” çağrısına “Sayın Güven’in açlık grevi kendi kişisel durumu ya da cezaevi şartlarıyla ilgili değil. Bu ziyaret konusunu doğru bulmayacağımı ifade edeyim” demişti.

Hukuki ve yasal talepleri kendileri için değilse ölsünler mi yani. Bir milletvekili başka birinin hakkını hukukunu gözetmeyecek mi? Bu kişi illa AKP iktidarının tasvip ettiği kişi mi olmalı? Açlık grevleri başladığından bu yana tam yedi cenaze çıktı cezaevlerinden. Barış isteyen annelerin sesi camların arkasında kalmasın. Gülmeyin ve duyun anneleri. Ölümleri durdurun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar