İşçinin, emekçinin bayramı ve hastanedeki anacığım
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İşçinin, emekçinin bayramı ve hastanedeki anacığım

03 Mayıs 2019 - 08:35

İşçinin, emekçinin bayramı ve hastanedeki Ancığım

Öncelikle, kısa bir not düşelim; 1 Mayıs İşçi Bayramı, kapitalizmin merkezi ABD’den çıktı! Emekçiler, “insanca bir çalışma düzeni” için insanca bir mücadele verdiler. Ama insanlık dışı baskı ve şiddete maruz kaldılar. Günde 15-16 saat çalışıyorlardı. Makine başında yaşamlarını yitiriyorlardı. İNSAN gibi yaşayamıyorlardı.

1 Mayıs 1886 günü Amerikan işçileri GENEL GREVE çıktılar. “8 saatlik çalışma hakkı” için direndiler ve çok büyük bedeller ödeyerek bu hakkı elde ettiler.

14-21 Temmuz 1889’da Paris’te, 2. Enternasyonal toplantısında 1 Mayıs işçi sınıfının “Uluslararası Birlik ve Dayanışma Günü” olarak ilan edildi. İşte, bu tarihten itibaren, 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlanmaya başladı.

SOSYAL DEVLET; bir ülkede “vatandaş” kimliği ile yaşayan tüm insanların, hayatın her alanında “EŞİT ve İNSANCA” yaşamasını sağlamakla ödevlidir.

Sosyal Devlet; ekonomik, sosyal ve kültürel farklılıkları olan toplumsal kesimler arasındaki farklılığı en aza indirmek ve alt gelir gruplarını her yönüyle desteklemekle ödevlidir.

HUKUK DEVLETİ ise; Toplumsal sınıflar arasındaki “ayrıcalıkları” yok etmek ve “EŞİT YURTTAŞ” kılmakla ödevlidir! Hukuk Devleti’nde bir sınıfın aleyhine yasalar çıkarılamaz! Evrensel Hukuk kuralları her vatandaş ve her toplumsal sınıf için eşit olarak uygulanmalıdır.

Bugünün "kktc" si gerçekten Sosyal bir Hukuk Devleti olarak nitelenebilir mi? Ne yazık ki hayır!

EZCÜMLE; Bu ülkenin emeği ile yaşayan toplumsal kesimleri, büyük ölçüde yasal ve anayasal haklarını kullanamamakta, hak ettikleri ücretleri alamamakta, yoksulluğun pençesinde birçok “İnsan Hakkından” yoksun kalmaktadırlar. Emeği ile yaşayan insanlarımızın, “SINIF BİLİNCİ” nin güçlenmesi ve insanca yaşama mücadelelerinde başarılı olmaları dileğiyle dün yaşadığımız 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlarım.

***

Hastanedeki Anacığım

Anneler, çocuklarını dünyaya getirmek için çile ve acı dolu bir mücadele verirler. Çocuk dünyaya gelir, yeni bir süreç başlar. Anne, çocuğunu kendi bedeninden besler önce. Sonra, öncelikle çocuğunun karnını doyurmaya çalışır. Çocuğu iyi gelişsin, sağlıkla yaşasın diye çırpınır anne. “Okusun, iyi bir insan olsun” ister.

Çocuk büyüdükçe bir şeylerin farkına varır. Önünde iki seçenek vardır; ya “üretken, ailesi ve ülkesi için daha güzel bir yaşam ister” ya da, “düşünme, üretme, özgür olma” gibi insanca nitelikleri bir kenara koyar ve bir güce “köle” olur!

İlk seçenekteki çocuk, “daha özgür ve mutlu bir yaşam” için gücü ve aklı ölçeğinde mücadele verir. İnsanca bir duruşu, “siyasal bir kimliği” olur.

Ülkede egemen olan “siyasal düzenin” bu tür çocuğa tahammülü yoktur!  Her fırsatta “Başını ezmek” ve “düzene uygun, edilgen bir varlık” haline getirmeye çalışır!

***

Ne zaman “gezdiğim dikenli aşk yollarında” şarkısını duysam anam gelir aklıma çünkü o şarkıyı çok severdi canım anam. Nerede bir sebze tarlası, Portakal bahçesi ve artık biçilmeye hazır Arpa, Buğday, Burçak tarlası görsem ve  buram buram yaz sıcağında, elinde çapa toprağı kazan canım anam gelir aklıma. 

Nerede bir davar sürüsü, otlarken görsem elleriyle sağdığı sütlerle yoğurt çalan, Hellim, Nor, Kaymak yapıp bize taze taze sunan canım anamın yaşamı gelir aklıma.

Nerede bir mütevazi köy fırını görsem maharetli elleriyle ekmek, Zeytinli, Hellimli, hatta fırın kebabı pişirip bizi doyuran canım anam bu günlerde hastanede can havliyle yaşam mücadelesi veriyor.

Nerede bir portakal tarlası görsem güneş doğmadan sırtındaki sepetiyle yollara düşen ve evlatlarını yetiştirsin diye canını dişine katan esmer tenli beyaz kalpli anacığım, duygusaldı ,bir o kadar merhametli,yufka yürekli,vefalı, sabır abidesi gibi anam. 

Aniden hastalanan ve yaşamını yitiren kızına dualar okuyup acısını içine gömen anam, şarkılarımız ,türkülerimiz sustu geriye anıları,hasreti şefkati ,sevgisi verdiği aile terbiyesi kaldı. “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar."Bu özdeyiş, babaları dışlamak için değil, annelerin çocuğu, evladı ile olan ilişki ve iletişiminin altını kalın çizgilerle çizer gibidir benim için.    

belirtirken, “bu anlamlı günde, DP ailesi olarak bir arada, hoşgörü kültürü ışığında birbirini seven, birbirini sayan ve tüm güzellikleri kucaklamak çok güzel. Biz güzel bir aileyiz” dediler.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar