Ortak vatan istemek suç mudur?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Ortak vatan istemek suç mudur?

25 Mayıs 2019 - 09:14

Beş Katalan parlamenter, İspanya meclisine gittiler. Daha önce de gitmişlerdi oraya ama ilginç olan nereye gittikleri değil, nereden geldikleriydi. Çünkü cezaeviydi orası. Josep Rull, Oriol Junqueras, Jordi Sanchez, Jordi Turull ve Raul Romeva, polis gözetiminde cezaevinden parlamentoya getirildiğinde, dünya basının gündemine girdi.

 Bu olay bizde pek gündeme gelip duyulmasa ve gündem olmasa bile parlamenterleri cezaevinde olan iki yerden Katalonya’da ve Türkiye'de Edirne F tipi cezaevinde tutsak ve rehin tutulan Demirtaş başka görünüyordu.

Katalonya’da bağımsızlıkçılar için önemli olan, 5 parlamenterin neden cezaevinde olduklarıydı. Madem demokratik bir ülkeyse İspanya ve referandum da demokratik bir karar alma sürecinin parçasıysa, bir referandum düzenlemek yüzünden neden insanlar cezaevine atılırlar.

Yani haberin vurucu kısmı, onlara göre mecliste olmaları değil, cezaevinde olmalarıydı. Barcelona’da her perşembe düzenlenen ‘Politik Tutsaklara Özgürlük Eylemi’ yine sloganlar ve çalınan düdüklerle, kentin en merkezi sokaklarında az ya da çok olsalar da devam ediyordu.                                                                     

Katalan parlamenterler neden cezaevindeydi?

Onları meclise taşıyan polisler için de garip değil mi? Demokrasi denilen bir ülkede, halkın seçtiklerini, polisler, aman kaçmasınlar parmaklıklarıyla çevrili, kaçarsa vurulmaları için eldeki, beldeki silahlar ve namlularında mermiler hazırda bekliyordu.

 Bununla ilgili yazılmış emirler, müsaadeler, müsamaha sınırları, onları getiren polis için de garip gelmez mi? Teorik olarak, isteseler bütünüyle polisi vazife ve yetkilerini kaldırma hakkına sahip olanların tutsak olarak bir yerden bir yere taşınması çok saçma değil mi?-

Devlet saçma tabii ki ama işte bazı şeyleri daha saçma.

Biz ise haberi bambaşka okuyoruz farkındaysanız. ‘Aa nasıl cezaevinden meclise getirmişler’ diye düşünüyoruz. Birden demokratik ülke siluetleri -belki selüliti- canlanıyor gözümüzün önünde.

Esas soruyu es geçiyoruz, 9 ya da 10 bölüm geriden başlıyoruz seyretmeye ve özetsiz. Bırakın meclis çalışmasına , parlamenterlerin kendi yargılandıkları mahkemelere götürülmediği bir coğrafyanın parçası, insanlarıyız ne yapalım.                                                                                                                                              *** 

Kıbrıs'ın kuzeyi TC askeri istilası yada da işgali altındadır, ama bizim vekillerimizden bu durum için şikayet eden yok, olmadı da, bizimkiler statüko diyerek işin içinden sıyrıldıklarını ve seçmene şirin görüldüklerini zannederler, olacak iş mi?

Özgürlük, barış, demokrasi, insan hakları vs her zaman insanlığın en temel problemlerinden birisi olmuş, farklı bakış açılarıyla ele alınmış ve bu nedenle de herkesin üzerinde uzlaşabileceği dahası uğrunda mücadele verecek bir sokak hareketi kurulamamıştır.

Özgürleşmenin yanı sıra, özgürlüğün aynı durumda bulunan başka insanların refakatine ve onlarla buluşabileceği müşterek bir kamusal mekâna da başka bir deyişle her özgür insanın kendini sözle ve edimle dâhil edebileceği siyasi olarak örgütlenmiş bir adaya ihtiyacı vardır.

Bu bağlamda bizim için bu durumdan kurtuluş ve özgürlük, tüm yurttaşların birbirleriyle karşılaştıkları ve yeni ilişkiler kurdukları kamusal alanda ortaya çıkan bir olguya işaret eder. Bir başka ifadeyle siyasal özgürlük anlayışı geliştirir ve bu özgürlüğün ortaya çıkma zemini olarak da kamusal alanı gösterir. 

Dolayısıyla rejim ve statükodan beslenenlerin düşüncesinde ‘bireysel özgürlük’ anlamında bir özgürlük türünün olduğunu ve bunu tedavisi mümkün olmayan bir hastalık haline getirdiklerini açıkça söyleyebilirim.

O yüzden bencil, egoist, ve yalnızca kendinin çıkarlarını düşünenlerden bir balta sapı olmasını beklemeyiniz. Dahası hala daha bu pazar günü AP parlamento seçiminde gidip oy kullanmama kararlılığı içinde olan milliyetçi, hamaset kurbanı Kıbrıslı AB vatandaşları varsa, o gün yine de sandıklara gidip, AB pasaportlarını atmalarını ve bir daha hiç kullanmamalarını öneririm.

Ben, biz ve tüm dostlarımız ailelerimizle birlikte bu tutsaklıktan kurtulma ve özgürlüğe, barışa giden yolda önemli bir silahı kullanacağız haberiniz olsun.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar