Sözümüzü sakınmadık
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Sözümüzü sakınmadık

11 Ekim 2018 - 07:46

Çürüme korkunç, çürüme tarifsiz! Öylesine batağa gömülmüşler ki, toplumun tüm tortusunu, tüm cüruflarını mıknatıs gibi çekiyorlar kendilerine. İpten kazıktan kurtulmuş tüm aşağılık sürüsünün omuzları üzerinden yılışık gülüşleriyle karşımızdalar! 

Aynı fotoğraf karesindeler, aynı çukurun içindeler! Dün Hrant’ın katilleriyle poz verenler polisler/askerlerdi. Bugün bakanlar, parti yöneticileri arz-ı endam ediyor! Bir cenazeye saldırmayı ulvi vatan görevi ilan eden korkak katil sürüleri “seçkin siyasilerle” aynı fotoğraf karesinde!

Sokak serserilerine, uyuşturucu bağımlılarına, suç şebekelerine, kadın düşmanlarına, tecavüzcülere, katillere bel bağlıyorlar. Bu höykürmeler, bu bağırıp çağırmalar... Sinmemizi, susmamızı istiyorlar. Ağızları salya köpük içinde! Öylesine bir aczi ki bu... 

Ölülerimize saldırıyorlar. 7 gün boyunca ölüsü sokak ortasında bekletilen Taybet anamıza, evlerde derin dondurucularda bekletilen yavrularımızın ölü bedenine, mahzenlerde/bodrumlarda yakarak katlettikleri yoldaşlarımıza, dağda özgürlük uğruna vuruşan Ekin Wanlarımıza... 

Şimdi de 80’ine merdiven dayamış Hatun anamızın cenazesine... Devlet-i ali, budur aslında hali pür meali! Bakmayın siz öyle efelenmelerine, milleti hizaya sokma gayretine... Bakmayın astığı astık, kestiği kestik nutuklarına... Dünyayı iki dudakları arasına hapsettikleri yanılsamasına aldanmayın. 

Sesleri yüksek çıkıyorsa, avaz avazsa bağırış çağırışları, yanıltmasın sakın sizi. Ne haklılıktan geliyor bu afra tafra, ne güçlülükten, ne cesaretten. Korkuyorlar! İliklerine kadar korkuyorlar! Korkmadıkları bir an bile yok. Kafalarını rahat bir şekilde yastığa koydukları uykular haram onlara!

“Şafaktan korkuyorlar, /Görmekten, /Duymaktan, /Dokunmaktan korkuyorlar /Yağmurda çırılçıplak yıkanır gibi ağlamaktan /Sımsıkı bir ayvayı dişler gibi gülmekten korkuyorlar /Sevmekten korkuyorlar, bizim Ferhat gibi sevmekten /..... /Tohumdan ve topraktan korkuyorlar /Akan sudan ve hatırlamaktan korkuyorlar /Ne iskonto, ne komisyon, ne veda isteyen bir dost eli /Sıcak bir kuş gibi, gelip konmamış ki avuçlarının içine /Ümitten korkuyorlar....”

Korkuyorlar. Umutsuzlar, yarınsızlar. Ve emin olun, tabansızlar! İlk ayağa kalkışımızda, bu alçaklıkların hesabını sormak için adım attığımızda nasıl kaçacak delik arayacaklarını hep birlikte göreceğiz! Cesaretle, cüretle yürüyeceğiz üstlerine. 

Bir kez daha haykırıyoruz: Bu kavga faşizme karşı hürriyet kavgasıdır! Çakalların ulumasına pabuç bırakmayacağız. Sözümüzü sakınmadık hiçbir zaman, gücümüzü de sakınmayacağız!

Dünyanın dört bir yanı haksız yağma savaşlarının ateşiyle kavruluyor. Ülkeler yerle bir ediliyor. Milyonlarca insan öldürüldü, öldürülmeye devam ediyor. Organ mafyaları, insan kaçakçıları, köle tacirleri tüm yerküreyi karanlık çağlara döndürme yarışında. Tüm ülkeler tepeden tırnağa silahlı.

Başlı başına bu durum bile küresel bir devrimci durumun, küresel bir iç savaşın ifadesinden başka bir şey değil! Yıkım savaşları ile devrimler aynı maddi zeminden beslenirler. Dünyamızı devrimlerin eşiğine getiren kapitalist ilişkiler ağı, emperyalist-kapitalist sistemin evrimi, aynı zamanda büyük yıkım savaşlarının da eşiğine getiriyor. 

Yıkım, dehşet, acı ve göz yaşı, aynı zamanda isyan, ayaklanma ve devrim dinamikleriyle iç içe geçiyor. Kapitalizm tüm yer küreyi kaosa, yıkımlara sürüklüyor. Emekçi milyonlar bu çukurdan bir devrimle çıkmanın yollarını arıyor.

Böyle bir ortamda ABD emperyalizminin başını çektiği katiller sürüsü Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin kendini korumak için silah geliştirmesini “dünya barışı için tehdit” olarak lanse ediyor! 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar