Bizim İki Yüzlüler
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bizim İki Yüzlüler

29 Kasım 2018 - 09:51

 7 Kasım 1917'de; açlık ve sefalet çekenler,  o güne kadar yok sayılanlar, savaşın yıkıntıları ile boğuşan proletarya; tarihin akışını değiştirdi. Rusya'da ilk muzaffer işçi devletini kurdu. Tüm dünyanın ezilenleri, emekçileri, emperyalist boyunduruk altındaki ulusları; büyük bir coşku ve heyecanla, umutla gönülden destekledi, Bolşevik devrimini. Devrimi zafere taşıyan işçilerin dostu tüm dünyanın işçileri, yoksulları, ezilenleriydi. Çarlığın yıkıntıları arasından yükselen kızıl bayrak emeğin bayrağıydı. "Proletarya ya devrimcidir ya da kocaman bir hiç” demişti Marx. Ekim Devrimi bu gerçeğin altının kanla canla çizilmesiydi.

İnsanlık tarihinde yeni bir çağın başlangıcıdır Ekim Devrimi... Dünyanın ilk sosyalist devletinin, yeni toplumun kuruluşudur. Sömürenin ve sömürülenin olmadığı bir dünyanın mümkün olduğunu gösteren yeni bir toplumsal sistemdir.

Ekim Devrimi'nin önemini ve onun lideri Lenin'in rolünü küçümseme eğiliminde olanlara karşı bir konuşmasında Fidel Castro Ruz, Lenin hakkında şöyle demiştir: “O, Marx’ın fikirlerini tereddütsüz benimseyen ve onu uçsuz bucaksız ve sadece kısmen sanayileşmiş bir ülkeye taşıyan parlak bir devrimci stratejist idi.  Lenin gerçekten olağanüstü bir adamdı; bir profesyoneldi ve Marksist teorinin özünü ve anlamını olanca derinliğiyle yorumlama kabiliyetine sahipti.” Lenin'in önderliği sayesinde büyük Ekim Devrimi zafere ulaştı. Bu Devrim sayesinde bütün dünyanın ezilenleri için geri dönüşü olmayan değişimler yaşandı.

Faşizme karşı kazanılan zaferin ardından birkaç yıl içinde, Çin, Vietnam ve Küba devrimleri gibi yirminci yüzyılın diğer büyük toplumsal devrimlerine esin kaynağı oldu. Bugün yine bir devrimler çağında, tarihin yeni bir uğrağında Ekim’in cüret ve iddiasını kuşanmak zorundayız!

Burjuvazi ile proletarya arasındaki kavga, kapitalizmle komünizm arasındaki amansız mücadele kesintisiz sürüyor. Bu tarihsel kavgayı işçi sınıfı kazanacak, sosyalizm kazanacak. Yaşasın Büyük Ekim Sosyalist Devrimi!  

***

Grev, zafer olasılığını içerir. Her grev zaferle sonuçlanmaz, fakat içerdiği zafer olasılığı nedeniyle her grev, zafer olasılığını gerçekleştirme hedefiyle hareket eder. Bir ayaklanma da zafer olasılığını içerir. Devrimci işçilerin, kitlelerin en ileri kesiminin yani öncünün görevi, geniş halk kitlelerine öncülük ederek, ayaklanmayı zafere dönüştürmektir.

Oportünistler ve reformistlerse, başka bir bakış açısından hareket ediyorlar. Bu bakış açısında, zafer olasılığını içeren devrimci durumu ve ayaklanmayı devrime ve devrimde zafere dönüşmesini sağlama anlayışının en küçük bir zerresi yoktur. Burjuvazinin saldırılarına tepki gösterme ve düzen içi muhalefet, siyasetlerinin gerçek içeriğidir. 

Bu bakış açısında, işçi sınıfı burjuvazinin bir eklentisi durumuna dönüştürülmüştür. Türkiye ve Kürdistan'da devrim ve devrimde zafer zayıf bir olasılık değil, bir zorunluluk ve yakın bir hedef durumundadır.Çünkü devrimin gerçekleşmesi için gerekli olan nesnel ve öznel koşullar bir araya gelmiştir. Bu topraklar anti-kapitalist mücadelenin gelişim gösterdiği bir çok ülkeye göre yüz kat daha devrimcidir. 

Devrimci durum proletaryasının kesintisiz mücadelesi, devrimci komünizmin yoğun ve kararlı savaşımı yani devrimin tüm bu koşulları zafere götürücü koşullardır. Bu koşullar, Türkiye'de Gezi Haziran Halk Ayaklanması’nda yeterince oluşmuştu. Gezi bir ayaklanma olarak zafer olasılığını zayıf değil güçlü bir olasılık olarak kendi içinde taşıyordu. 

Fakat burjuva toplum düzeninin sınırlarını aşmak istemeyenler, bu büyük tarihsel girişimin o noktaya dek gitmesini engellemek için özel çaba gösterdiler. “Soyut gerçek” diye bir şey yoktur. Gerçek her zaman somuttur. Devrimin zaferi de somuttur. Çünkü ayaklanmanın zaferle sonuçlanması iktidarın halk tarafından ele geçirilmesidir.İktidar hedefi her zaman somuttur. Bizimkiler gibi kukla ve yalaka olamaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar