Türkiye'nin 44 yıllık Kıbrıs işgali
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Türkiye'nin 44 yıllık Kıbrıs işgali

14 Mayıs 2019 - 08:41

Bunları biz yazdığımız zaman kızıp kuduruyorlar, ağızlarından köpükler gelircesine bağırıyorlar, vatan hainleri, pis Rumcular ve uzayıp giden ağız dolusu küfürler. Gerçekler acıdır ve acıtır, hiç bir gerçek balçıkla sıvanmaz. Kıbrıs’ta 44 yıldır bizi sapladıkları bataklıktan kurtulmak için çırpınan azınlık bir insan topluluğu haline getirildik kendi öz yurdumuzda. 

Türkiye'deki ilerici, aydın yurtsever yazarlar da bu ülkenin Türkiye tarafından 44 yıldır işgal edildiğini ve bu işgali de kolay kolay sonlandırmayacağını, Kıbrıslıtürkleri tutsak, köle, esir ve rehine tutmaya devam edeceğini yazanlar da var, işte bunların en cesaretli olanı Attila Tuygan bir yazısında çok güzel analiz ederek yazısının başlangıcında şöyle yazıyor.

" Türkiye’nin Kıbrıs politikasının ipuçları 1958’de zamanın Menderes Hükümeti’nin Dışişleri Bakanınca dile getirilen “Kıbrıs komünizmin sıçrama taşı haline getirilemez. Akdeniz’e açılan yollardan faydalanmak isteriz. Komünist tehlikesi karşısında adayı bir üs olarak kullanmak hakkımızdır” sözlerinde yatmaktadır"

Attila Tuygan okuyucu kitlesi ve kamuoyu ile bu yazısını paylaştı. Biz de gazete olarak bu yazısını manşetimize taşıdık. Bizim sözde solcu ve barışçıların ortadan kaybolduğu bu dönemde böyle cesaretle yazılmış bir analiz yazından dolayı Atilla Tuygan'ı yürekten tebrik ederiz.

Bizim barış havarisi kahramanlar bu aralar nerede diye soranlar var onları biraz aydınlatayım dedim. Bizimkiler yaz tatili nedeniyle yurt dışı seyahatinde ve ya bizim deniz sahilimizde yazlığındadırlar. Şimdi sesleri çıkmaz ya da facebook ortamında kahramanlık yaparlar ama iş eyleme gelince ortalarda kimseyi bulamayız.                                                                                                                                               

*** 

1974 öncesi adanın bütününde yaşayan bizler 44 yıldır hapsedildiğimiz bu ada yarısı içinde bir torbaya konmuş kediler gibi birbirimizi tırmalıyoruz. Kıbrıslı Türkler kendi aralarında kavga ederken ülkenin garantörü olduğu gerekçesiyle 44 yıldır adamızı işgal edenler bu topraklara daha da yerleşiyorlar. 

Sokakta, caddede, tarlada, bahçede, ağılda,  mandırada, restoran da, kahvehanede, parklarda,  hastanelerde, okullarda, köylerde,kasabalarda, atölyelerde, fabrikalarda ve her yerde artık çoğunluk onların elinde geçti. Memleketimi bir elçi ( VALİ ) ile onlar idare ediyor. Bizim sözde yöneticilerimiz de onlara yani Ankara'ya, Erdoğan diktatörlüğüne memurluk, hizmetkarlık yapıyorlar.

Ankara ve Erdoğan diktası tarafından hiçe sayılan Uluslar arası anlaşma ve sözleşmelere aykırı olarak yıllardır uygulanan askeri, ekonomik, kültürel, soykırım ve asimilasyon politikalarına ses çıkarmayan Türkiye’nin kuklası durumunda olan sözde yerli siyasi partiler ve onların tutsak aldığı bir toplum yapısı içinde çizilen bir demokrasi oyunda figüranlık yapılıyor. Peki efendim, emredersiniz düzeni yarattılar. 

Yaratılan bu suç merkezi yapı üzerinde uyduruk ve korsan bir de sözde devlet kurdurdular. Bizimkiler oyalansın diye . Kıbrıslıtürklere karşı hayata geçirdikleri soykırım ve asimilasyon politikalarında artık başarıya ulaştılar.  

***

Uygulamasını bile beceremedikleri yasa ve kuralları ile tam bir korsan yapı inşa ettiler.Yaratılan bu insanlık dışı yapıyı kabul etmeyen, reddeden ve ortadan kaldırılması için mücadele veren bir elin parmak sayısı kadar örgüt ve birkaç bin yürekli insan kaldık bu ada yarısında.

Türkiye tarafından Kıbrıslılara karşı uygulanan bütün bu hukuksuzlukları görmezden gelen ve bu tavrı ile teşvik eden başta ABD, AB Ve BM gibi yapılar artık hiç de inandırıcı değilsiniz, iki yüzlü ve alçaksınız. Dünyanın birçok ülkesinde savaş çıkartan  kan dökerek işgal harekâtları yapan, suçlu durumdayken Kıbrıs’ta yapılanların üzerini örten bu cani yaratıklardan çözüm ve barış yapmalarını dilemekte bizimkiler. Olacak iş mi?

Uluslar arası hukuk kurallarından biri olan, işgalciler tarafından işgal ettikleri topraklara kendi sivil nüfuslarının dolaylı olarak ya da doğrudan taşınması ya da işgal edilen toprakların nüfusunun tamamının veya bir parçasının zorla veya uygulanan çeşitli baskı yöntemleri ile sınır dışı edilmesi, göç ettirilmesi yasaklanmış bazı eylemler olmasına rağmen uluslar arası hukuk gerekeni yapmıyor.  

Suçluya göz yumuyorlar, çünkü onlar daha suçludur bu cani yaratıktan.  

Ve daha fazla uzatmadan gelelim sona, AKP ve Erdoğan Türkiye’de ilerici ve aydınlara, solculara ama özellikle de Kürt halkına ve Kıbrıs’ta Kıbrıslılara yaptıklarından dolayı ödüllendiriliyorsa elbette diktatörlüğünü sürdürecek, daha fazla kan akıtacak. Çünkü dünyamız, bölgemiz ve ülkemiz tam bir bataklık oldu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar