Ülkemizde ve dünyada Sağın yükselişi insan haklarını tehdit...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Ülkemizde ve dünyada Sağın yükselişi insan haklarını tehdit ediyor

15 Mayıs 2019 - 08:30

İthal partilerden TC kökenli YDP, ayrılıkçı ve ırkçı tutum ve örgütlenmesini oturttuğu TC kökenli insanlar üzerinde ayrılıkçı ve ırkçı bir temelde süslü sözler kullanarak örgütleniyor. YDP, tabanına 1976’dan günümüze uzanan geleneksel parti anlayışı içerisinde, bir avuç ayrıcalıklının Devlet – Millet haklarını bu güne değin olduğunca ‘‘Tavanda’’ üleşerek değil; politikalarımızı, bu ve buna benzer tüm tabuları yıkarak, halkımızın tüm kesimlerine uzanacak bir el ve gönül birlikteliğinde ve mutlak surette adalete teslim olarak ‘‘Tabanda’’ şekillendirerek geliştirecek ve hayata katacağız mesajı vererek bu topluma en büyük kötülüğü yapıyor

TC den ithal edilen Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) adı altında ülkemizde kurulan faşist sağ çizgideki partinin Genel Başkanı Buray Büsküvütçü Türkiye'nin Akdeniz sularında yaptığı savaş çığırtkanlığı hakkında konuşuyor, “Son günlerde Akdeniz bölgesinde meydana gelen gelişmeler bir kez daha göstermiştir ki, adada garantörsüz ve anavatansız bir çözüm mümkün değildir” söylemi savaş ve kandan beslenenlerin sözcülüğü değil mi?

Küresel alanda sağcı-popülist siyasal eğilimin yükselmesi insan haklarını tehdit ediyor. Birleşmiş Milletlere göre Avrupa, Asya, Afrika, Ortadoğu ve Latin Amerika’daki bazı ülkelerde gelişen sağcı-otoriter rejimlerin insan hakları karnesi oldukça kötü.

Inter Press Service’den Thalif Deen, yükselişe geçen sağ-popülist siyaset ve bunun insan hakları politikalarına etkileri konusunda bir yazı kaleme aldı.

Deen yazısında ilk olarak otoriter rejimlerin Birlemiş Milletlerden insan hakları konusunda çalışan raportörlere yönelik getirdikleri kısıtlamaları dile getirdi.

Yazıya göre birçok uluslararası insan hakları uzmanının otoriter ülkelere girişi ya da çalışması engelleniyor. Örneğin Filipinler’de BM’nin Yerli Halkların Hakları özel raportörü Victoria Tauli-Corpuz’un ülkede çalışması engellendi. Filipinler hükümeti Corpuz’un ülkedeki Komünist Parti’yle ilişkili olduğunu iddia ederek hakkında soruşturma başlattı.

Orta Afrika ülkelerinden Burundi’de de hükümet ülkedeki BM insan hakları bürosunu kapattı.

Asya ülkelerinden Myanmar da ülkenin güneyindeki Rohingya bölgesinde yerlerinden edilen mültecilerin durumlarını incelemek için bu ülkeye girmek isteyen BM yetkililerini ülkeye almadı.

Donald Trump idaresi de yine BM raportörleriyle pek iyi geçinmeyen ülkelerden. ABD hükümeti, ülkenin güney sınırından geçmeye çalışan düzensiz göçmenlerin uğradığı cinsel istismarı araştırmak isteyen BM raportörleriyle işbirliğini kesti.

KOLOMBİYA’DA DURUM KRİTİK

FARC ile Kolombiya hükümeti arasında tarihi barış anlaşmasının hayata geçirilmesinin ardından ülkede özellikle insan hakları alanında çalışan kişilerin hedef alındığı saldırılardaki artış dikkat çekiyor. 

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Robert Colville’nin verdiği bilgilere göre ülkede sadece bu senenin ilk dört ayı itibariyle 51 insan hakları savunucusu ve eylemci uğradıkları saldırılar sonucunda öldürüldü.

2018 yılının tümünde bu rakam 115’ti.

İSRAİL İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSUNUN İZNİNİ İPTAL ETTİ

Filistinlilerle olan çatışmalar nedeniyle sürekli uluslararası toplumun gündeminde olan İsrail de BM temsilcileri ve insan hakları savunucularıyla arası pek iyi olmayan bir konumda. Ülke geçtiğimiz dönem İnsan Hakları İzleme Örgütünün İsrail ve Filistin direktörü Ömer Şakir’in çalışma iznini iptal etti.

Yine İsrail Eylemleri Komitesi’nin eski başkanı Dr. Palitha Kohona’nın da Batı Şeria’ya yapmak istediği ziyaret engellendi.

Birleşmiş Milletlerin hali hazırda 38 raportör ve bağımsız uzmanı bulunuyor. Bu uzmanlar dönem dönem İnsan Hakları Komitesinin inisiyatifiyle üye ülkelerde denetimler ve incelemeler gerçekleştiriyor.

1982’den beri süregelen bu uygulama özellikle son dönemlerde küresel alandaki otoriter hükümetlerin artışı nedeniyle ciddi zorluklarla karşılaşıyor.

Aralarında Türkiye, Rusya, Filipinler, Suudi Arabistan ve İran’ın bulunduğu çok sayıda otoriter rejime sahip ülkenin insan hakları karnesinden zayıflık bu duruma bağlanıyor.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar