UYANIN TATİL ZAMANI DEĞİL
Kazım Denizci

Kazım Denizci

UYANIN TATİL ZAMANI DEĞİL

13 Temmuz 2019 - 09:06

Otoriter yönetimleri, faşist diktatörlükleri bu neoliberal dünya düzeni, bu para piyasaları doğurmuşken, şimdi sanki o düzenin bu diktatörlüklerden rahatsız olduğunu düşünmek mantıklı mı? Maymuncuk gibi sözcükler! Her kapıda işe yarıyor ve üçü de meşruiyetini bu düzenle berbat uygulamalarından sağlıyorlar.

Yandaş kalemler ‘hep bundan kaybettik’ mealinde mızıldanırken, muhalefet cephesinde de yeni süreç bunların üzerine kuruluyor. Ama aslında böylece daha derin sorunları gizleyen bir ideolojik salgı da yayılmış oluyor.

Kimi tutuklarsan tutukla, umurunda değildir onların. Ama keyfi davranışlar ve çalıp çırpma işleri, belli bir düzeyi aşarsa, sosyal tehlikeler artar, düzenin ‘sürdürülebilirliği’ sıkıntıya girerse, üstüne bir de ‘fetihçi’ serüven merakları ortaya çıkarsa, işte onu sevmezler.

Sevmezler ve yeni seçeneklere bakarlar. Yoksa ekonominin bağımsızlığı tümüyle saçmadır ve doğru da değildir zaten. Siz, iktidar olsanız ve eşitlikçi-demokratik bir düzen kurmak isteseniz, MB ve ekonomiyi yönetmeden nasıl yapacaksınız bunu?

Demem o ki, alametlere bakılırsa eğer, tamam, bu sonbaharın farklı olacağı görünüyor. Belki kartlar yeniden karıştırılıp yeni oyunlar kurulacak, vs. vs… Ama her ne olursa olsun, sizin ‘üçüncü yol’ dediğiniz hat, iktidar sözcülerine laf yetiştirmekten farklı bir şey olmak zorundadır artık.

Belki bunun için kavramların sihrini bozmak ve onları yeniden tanımlamak gerekir. En azından üçüyle başlanabilir neoliberal vahşi kapitalizmden doğduğu, ‘liyakat’ın gerçek anlamının ‘işi bilmek’ değil, halka layık olmak şeklinde düşünülmesi gerektiği, ‘bağımsızlığın’ da aslında halkın çıkarlarına bağlılıkla anlamlı olacağı yeniden ortaya koyulabilir. Belki o zaman işe ‘maymuncuk’la değil gerçek bir anahtarla başlanabilir.                                                                                                                                                                              ***                                                                                                                                                                                                    Ne kimseye başımı eğdim, ne de bir başkasına haksızlık ettim. Ben sadece insanlara çok fazla güvendim. Hep bu yüzden kaybettim.

Düşüncem hep radikal, illegal ve aykırı ise bu yırtık adada inanın kabahat bende değil. İşgale, soykırım ve asimilasyona, adaletsiz bir düzene olan isyanımdandır. Sağ partileri biliyorum, onlar çıkar menfaat ve gammazcıdır, ayni zamanda işbirlikçinin ta kendisidirler…

Benim isyanım ve kızgınlığım bu ülkede solcuyum, yurtseverim, demokratım diyenlerin bu toplumun özgürlüğü ve kurtuluşu için hiçbir şey yapmamalarınadır. Küçük partilere bir diyeceğim yok, onların büyüme ve kitleselleşme diye bir hedefleri yok ama büyük olduğunu iddia eden partilere sözüm var.

Halkın dert ve sorunları ile ilgilenir gibi görünürler ama meseleyi bir demeç vererek geçiştiriyorlar. Yoktur birbirlerinden farkları, koltukları ve makamları çok seviyorlar.


***


TC Elçiliği bize açıkça şunu ima ediyor Türkiye’den gelenlerin önünü tıkayacak hiç bir tedbiri veya alınacak önlemi ben tanımıyorum diyerek kendi yurttaşlarının çıkarlarını koruyor. Hal böyle olunca da “KKTC” yurttaşlarının önü tıkanarak iş yapamaz hale sokuluyorlar.

Bu gün yaşadığımız bu suç merkezi adanın gerçek yaratıcısı Ankara’daki AKP hükümeti, başımıza atadığı KIBRIS KORDİNATÖRÜ, TC elçiliği ve buradaki kukla hükümetidir. Hedef bellidir, Kıbrıslıtürklere aktarılan nüfus sayesinde ve Ankara’da hazırlanan ekonomik ve siyasi paketlerle amaçlanan kansız soykırım ve asimilasyonu başarmak.

Buna engel olmaya çalışan her kim varsa halkın ve toplumun direnen örgütlerinin direncini kırmak olduğu kesindir. Yaşanılan ithal ekonomik çöküntü sonucu zaten bunalım yaşayan Kıbrıslıtürkler onurlarını korumak ve kendi ülkelerinde var olmak için mücadele başlatılması için baskı yapmasıdır.

Artık çıkara, menfaate ve vaatlere kanmayan yurtsever insanların mücadelesini doğru potada toplayarak kurtuluşa giden yolun açılmasına katkı koymaktır.

TC İşgal rejiminde ve azınlığa düşürüldüğümüz bu ortamda rejim partileri sayesinde bu toplum kirletildi, çıkara ve menfaate dayalı kesimler yaratıldığı için başlatılan mücadeleler amacına ulaşmadan son buldu.

İşgalin 45 yılına girmeye hazırlandığımız bu günlerde olsun kurtuluş için bir mücadele başlatmazsak çok gitmez tüketileceğiz.Daldığımız uykudan uyanmazsak ülkemiz elden gitmiş olacak.Unutmayın yanan yalnız dağlarımız değil,toplum olarak cayır cayır yanıyoruz. O yüzden tatil zamanı değil kurtuluş için direniş zamanıdır.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar