ÜZERİ ÖRTÜLEMEYEN GERÇEKLER ( 2 ) Temizöz davasından...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

ÜZERİ ÖRTÜLEMEYEN GERÇEKLER ( 2 ) Temizöz davasından çıkarılacak dersler

09 Temmuz 2019 - 08:18

Temizöz davası, bölgedeki insan hakları ihlallerinin mağdurları için adaletin sağlanmasını engelleyen yedi temel unsuru ortaya koyuyor:

Soruşturma kapsamının darlığı: Savcı cinayetlerde Cemal Temizöz'ün ardındaki muhtemel emir komuta bağlantısını,  örneğin, işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili bölgenin daha kıdemli subayları arasındaki komuta sorumluluğunu araştırmadı.

Tanık korumanın uygulanmaması: Türkiye'deki mahkemeler organize suçlarda veya terör suçlarının yargılanmasında tanıkların kimliklerini gizlemek için yaygın olarak karar çıkartıyor olmakla birlikte, güvenlik güçlerince işlenen suçlarla ilgili davalarda Tanık Koruma Kanunu bugüne dek çok az uygulandı. Tanık Koruma Kanunu Temizöz davasında uygulansaydı savunmasız tanıkların davaya katılmaktaki gönüllülükleri ciddi ölçüde artabilirdi.

Tanıkların ifadelerini geri çekmeleri: Temizöz davası “içeriden” bilgi sahibi olmaları hasebiyle ifade vermeye davet edilen -köy korucuları, eski PKK üyesi itirafçılar veya askeri personel ve polis gibi- tanıkların mahkemeye çıktıklarında savcılıkta verdikleri ilk ifadelerini geri çekmeye eğilimli olduklarını ortaya koyuyor.

Tanıkları sindirme veya yönlendirme girişimleri: Davanın görülmesi sırasında, tanıklara müdahale etme girişimleri olduğuna dair açık bulgular ortaya çıktı.

Avukatlara yönelik tehditler: Davanın dikkat çekici bir yönü de sanıkların duruşmalar sırasında mağdur yakınlarının avukatlarına yönelik tehditkar ve hakaretamiz davranışlarıydı. Davanın hakimleri bu tür davranışlar karşısında yeterince tavır göstermediler.

Yargılama sürecinin uzunluğu: Temizöz davasının başladığı Eylül 2009'dan beri 36 duruşma yapıldı (22 Haziran 2012'ye kadar). Türkiye'de davaların aşırı derecede uzaması eskiden beri bir sorun. Uzun süren yargılamalar, mahkeme kararını bekleyen sanıkların çoğu kez fazlasıyla uzatılmış süreler boyunca tutuklu kalmasına ve adil yargılanma hakkının ihlaline yol açıyor. Öte yandan uzayan yargılamaların tanıklar ve tanıkların korunması üzerinde de ciddi etkileri oluyor.

Köy koruculuğu sistemi: Sivil köylülerin devletçe silahlandırılıp maaşa bağlanarak nizami güvenlik güçlerinin yanında askeri ve terörle mücadele operasyonlarına katıldıkları ve halen sürmekte olan köy koruculuğu sistemi, Türkiye'nin doğu ve güneydoğu illerinde yaşanan cinayetler, zorla kayıp etmeler ve diğer korkunç insan hakları ihlalleriyle ilgili hesap sorma çabalarının önündeki toplumsal engellerden biridir. Temizöz davasındaki bazı sanıkların köy korucusu – aslına bakılırsa, yerel ahalinin arasında faaliyet gösteren düzensiz bir ordunun mensubu – olmaları, tanıkların ve mağdurların ailelerinin korkularının devam etmesine katkıda bulunmuştur.

Hesap sormanın hız kazanması hep engellendi

Bugün Türkiye'de geçmişteki ihlallerin hesabının sorulması yönünde bir hızlanma var. Seksenli ve doksanlı yıllardaki ağır insan hakkı ihlalleri mağdurlarının aileleri, bu sorumluluk arayışının ardındaki ivmeyi yaratmakta önemli bir rol oynadılar; bu girişimlerden biri, faillerinin devlet görevlileri olduğundan şüphelenilen kayıplar ve cinayet mağdurları için adalet mücadelesi veren mağdur yakınları, Cumartesi Anneleri'nin her hafta İstanbul'da düzenledikleri oturma eylemi. Son dönemde doğu ve güneydoğuda toplu mezarların açılması da, akrabaları doksanlı yıllarda kayıp edilmiş ailelerin adalet beklentilerini yükseltti.

Bu beklentinin yükselmesinin bir diğer sebebi de, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin, ordunun gücünü azaltma ve bunun yanısıra Ergenekon davası ile darbe girişimlerinde işbirliği iddialarıyla devlet, ordu ve suç şebekelerine karşı benzeri yargılamalarla, cezai takibat yürütme yönündeki çabalarıdır.

1980 askeri darbesinin hayattaki iki generali aleyhine açılan dava, Nisan 2012'de başladı. Bu yargılama da daha kapsamlı bir hesap verebilirliğin gerekliliğine işaret ediyor; dava, darbe ertesinde ve PKK'ye karşı doksanlı yıllarda güneydoğuda yürütülen askeri operasyonlarda yaşanan ağır insan hakları ihlallerine karışmış olduğundan şüphelenilen devlet görevlilerinin yargılanması yönünde daha fazla çaba gösterilmesini teşvik edebilir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar