Vay Da Gelmez Olaydınız
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Vay Da Gelmez Olaydınız

15 Haziran 2019 - 09:02

Koro halinde tutturdular gidiyorlar, ağzı olan konuşuyor. Diyorlar ki  “ülkemiz ekonomisi kendi kendine yeterli olmadığından, Türkiye’den gelecek para ve destek olmadan ekonomi döndürülemez, ekonomimiz Türkiye’den gelecek yardımlara muhtaç ”mış. 

Hiç de öyle değil, gönderdiği para vs ülkemde misafir konumunda olan ve bir gün gideceği kesin olan kendi taşıdığı nüfusuna yetmez. İlk bakışta bu söylenenler bazı kesimlere inandırıcı ve mantıklı görülebilir. Hatta Kıbrıslıtürklerin çıkmazı olarak da içinizi yakabilir. Lakin size söyleyeyim, aslında durum hiç de öyle değil.                                                                                                                                                                       

Bunca yıldır kendisini muhtaç görenler Kıbrıs’ın kuzeyinde yönetici pozisyonunda oldukları ve her yerde muhtaçlığı, bağımlılığı papağan misali tekrar ettiği için herkese bu söylem gerçeklik, hatta kanun gibi geliyor.  Ve deniyor ki anavatan olmazsa biz ayakta kalamayız. Batarız, zaten batmayan sektör kaldı mı? Ama batsınlar ve bir daha ayağa kalkamasınlar diyorum.

***

Durum böyle değil be gardaşlar biz anavatanınız dediğiniz garabeti sırtımızda taşıyoruz yıllardır. Hükümetimiz her yıl Türkiye’den belli bir miktarlarda paralar alır. Maaşlardan, yatırımlara, kültürel etkinliklere kadar farklı alanlarda bu para kullanılır. Sadece bu noktadan baktığımızda biz Türkiye’ye muhtaç gibi görünürüz elbet. 

Nasıl bu parayı alır ve nasıl bir noktaya getirildiğimize bakmayız. Ya da unuturuz, ya da işimize gelmez  (Turgut Özal’ın “siz üretmeyin ben size gönderirim” tavrı, sanayi kuruluşlarının tasfiyesi ve benzeri)  ayrıntıya hiç girmeyeceğim. O tek başına ayrı bir yazının konusudur. 

Kendi üretimine dayalı güçlü bir ekonomi, herkesin hesap sorabildiği, herkesin hesap verdiği, kaliteli bir demokrasi, Adaletli, laik bir yaşam  bu ülke insanının hakkı olduğunu düşünüyorum. Ancak gelin görün ki bu güne kadar yasalara rağmen soyulup soğan çevrilen bir hukuksuz ve adaletsiz yapı olarak toplumun ve benim güvenmediğimiz ve sevemediğimiz bir sistem yaratıldı.

***

Bu ülkede yaşayan insanları rehine, köle ve tutsak yaşatılan ve bundan da gocunmayan yapı içinde ezici bir çoğunluğa sahip bir yapımız var.  Bunlar benim düşüncelerimdir, bu düşüncelerin değişmesini sağlayacak adımları atın belki benim de düşüncelerim değişir. 

Anlayacağınız benim düşüncelerimi değiştirmek sizin elinizdeydi. Hükümet koltuklarında oturan tüm bakanların beni ve benim gibi düşünenleri yanıltmasını beklerdim. Artık deniz bitti, kara göründü. Bu ülkede artık zamanıdır. 

Emeğimize, sermayemize, toplumsal varlıklarımıza sahip çıkarak, bu adanın sahipleri olarak, kendi kendimizi idare etme yeteneğine sahip olduğumuzu kanıtlamak belki de son bir fırsat yakalanmıştı. Hiç denememiş olan ve çok da iddialı bir şekilde kurularak iş başı yapan bu dörtlü hükümetin de böyle de bir zorunluluğu vardı.

***

Ankara tarafından kurulan bu hükümet de geçmiş hükümet dönemini ülkede yaratılan hırsızlık, yolsuzluk, kokuşmuşluk, kirlenmiş düzenini kökünden değiştiremeyecek, toplumun siyasete ve siyasetçiye kızgınlığı daha da artacak ve bundan sonra sandığa katılma oranları daha da düşecek.

Bir de şu var ülkede milletvekili ve bakanlık yapmış kişilerin cep telefonu, sigara, puro vs kaçakçılığı yaptıklarını biliyoruz. Bazı pilotların hatırlı kişilere gümrük parası ödemesinler diye çeşitli eşya, sigara vs ayrıcalığı getirdiklerini de zaman zaman duyuyoruz. 

Zaten bunlar bilinmeyenler değil, geçmişte basında da haber konusu yapıldı. Her türlü kaçakçılık için seçilen dokunulmazlığı olan kişilerin seçilip kurye olarak kullanıldıkları çeşitli olaylara karıştıkları da bilinmektedir.

1974 savaşında birileri işte böyle kurtarıldı. Koltukta oturanlar ve yakın çevreleri kasalarını doldurup servet sahibi oldular. Yediler yuttular ama doymadılar. Sadece yeyip yutsalar amenna derim.                               

Bu toplumu tedavisi imkansız hastalık sahibi ettiler. Sağlık yönünden yaydıkları hastalıklar bir yana milliyetçilik nutukları arkasına saklanıp bayraklarını da pisliklerini örtmek için örtü yaptılar. O kadar

YORUMLAR

  • 2 Yorum

Son Yazılar