Bunlar daha iyi günlerimiz...
Reklam
  • Reklam
Merter Refikoğlu

Merter Refikoğlu

Bunlar daha iyi günlerimiz...

05 Aralık 2018 - 08:26

Birkaç ay önce bazı belediye başkanlarımızın, gazetelerde “kışa hazır mısınız?” sorusuna “evet hazırız” cevabı vermişlerdi. O zaman da bu cevabın yanlış olduğunu, 28 belediyemizin de kışa hazır olmadığını söylemiştik. Son birkaç haftada ve akşam yağan yağmurla şehirlerimizin kışa hazır olmadığını gördük ve haklı çıktık maalesef. Bu plansızlığın içerisinde şehirlerimizin kışa hazır olmasını beklemek hayalden öte değildir. Eskiden yağmur bereketti ancak ülkemizde artık yağmurla beraber korku ve telaş yaşıyoruz. Yağmur sesi duymamızın arkasından; binaları su basıyor, elektrikler kesiliyor, kanalizasyonlar taşıyor, arabalar sular altında kalıyor, yollarda büyük su birikintileri oluyor… 

Evet küresel ısınma ile beraber iklimler biraz da olsa değişti ancak tüm suçu iklimde ve yağmurda bulmak biraz haksızlık olur, neden mi? Yıllardır plansız şehirlerde yaşadığımızı, bu plansızlığın bize kötü sonuçlar doğuracağını dile getiriyoruz.Kişisel olarak evden çıkarken günlük, haftalık ya da aylık planlar, hatta yıllık planlar yapsak da ülke olarak çok fazla planlı yaşamayı sevmiyoruz maalesef. Yıllardır yapılmayan, aslında 5 yılda bir yapılması gerekli ekonomik kalkınma planlarını yapmıyoruz. Bunun yanında şehirlerimizi de planlamıyoruz. Dünyanın tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinin şehirleri planlıdır. Bu konuda bilim vardır ve birçok disiplinle beraber şehirler bu bilimle beraber planlanmaktadır. 

Bizim ülkemizde son yıllarda “imar planı” moda kelime olarak karşımıza çıkıyor.Siyasi partilerin seçim broşürlerinde ya da belediye başkanlarının seçim konuşmalarında son yıllarda hep şehirlerin planlanmasından bahsediliyor. Yolda,sokakta vatandaş da yavaş yavaş şehirlerin planlaması gerekliliğinden bahsediyor. Kıbrıs’ta geçmişteki tüm hükümetlerimiz bilinçli ya da bilinçsiz şekilde şehirlerimizin planlaması ile ilgilenmedi. Bazen iyi niyetli bir şekilde plan öncesi çıkarılan emirnameler, yıllarca yaşadığı değişikliklerle amaçlarından saptı. Ta ki geçtiğimiz yıl Girne 2. Bölge Emirnamesinde kişilere özel yapılmaya çalışılan değişiklik, bizlerin hukuk yoluna gitmesi ile engellenmiştir. Mahkemenin kararı; emirnamelerin kısıtlayıcı bir planlama aracı olması gerekirken,yapılmak istenen emirname, yapılaşmanın önünü açacak bir değişiklik olması idi. Bunu herkes bilmelidir ki bu mahkeme kararından sonra kimse emirnameleri kafasına göre değiştiremeyecektir. Yıllarca yöneticilerimiz plansızlıktan kendilerine ve siyasi partilerine kişisel fayda sağladıklarından, emirnameleri seçim kozu olarak kullandıklarından, emirnamelerin plana dönüştürmediler. Yapılması gereken emirnamelerin bir an önce verimli, düzgün planlara dönüştürülmesidir ve adamızda plansız tek bir noktanın kalmamasıdır.

Son haftanın gündemine düşen Mağusa, İskele, Yeniboğaziçi emirnamesine de gelirsek; bir süredir çalışılmakta olan İmar Planı’nın sağlıklı bir şekilde bitirilmesi için Emirname kaçınılmaz olmuştur. Rant çevrelerinin iştahını kabartan plansız, boş araziler son zamanlarda bu bölgelerde büyük saldırıya uğramaktadır. Bunun önüne geçmek için de bu emirnamenin çıkarılması gerekmektedir. Ancak yaşanan tartışmalardan sonra emirname süresi gereksiz bir şekilde uzatılmıştır. Oyalanma yüzlerce dosyanın daha dairelerin kapısında “hak” kazanmak için beklemesine neden olmuştur. Bu da bölgemizin durumunu planlama açısından daha da kötü hale getirmektedir. Bu nedenlerledir ki hiç oyalanmadan bu emirname çıkartılıp, bir yıl içerisinde de imar planı bitirilmelidir.

Tabi ki plan yapmakla da işimiz bitmiyor. Lefkoşa yıllardır planlı tek şehrimiz olmasına rağmen yıllar içerisinde rant çevrelerinin baskıları ile uğradığı değişiklikler, gelmiş geçmiş belediye başkanlarınınplan dışı uygulamaları ve şehir planlama dairesinin yasadışı uygulamaları ile Lefkoşa’nın plansız şehirlerimizden çok da bir farkı kalmamıştır.

Planlı şehirlerde yaşama hakkımızın olduğundan bahsederken akşamki yağmurdan sonra karşımıza çıkan görüntüler hiç de hoş değildir. Nerdeyse tüm şehirlerimiz yağmurdan kaynaklı sorunlar yaşadı. Bazı bölgelerimizde kanalizasyon suyu yağmur suyu ile karışıp caddelerimizden aktı.Eğer bu plansızlıkla yaşamaya devam ederse doğa intikamını bizden daha da beter alacak, şu an yaşadıklarımız iyi günlerimiz olacak, kanalizasyon sularının içerisinde boğulacağız. Toplum olarak bir an önce düzenli, planlı şehirlerde yaşamamız için baskı kurmalıyız. Bu bizim, çocuklarımızın ve torunlarımızın en büyük yaşam hakkıdır…


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar