Bu tablo anne ve babaların eseridir
Reklam
  • Reklam
Serkan Soyalan

Serkan Soyalan

Bu tablo anne ve babaların eseridir

15 Nisan 2019 - 08:30

Hafta sonu basına düşen haberlere yansıyan bir haber ülkemizde yaşanan gelişmelerin vahametini bir kere daha gözler önüne serdi.

Yaşları 16 ile 24 arasında değişen üçü çocuk, bir genç 11 ayrı hırsızlık suçundan yargılanıp, hapse gönderildi.

Yani diğer bir deyişle bir çete işine bulaşmış bu çocukların seri ‘hırsızlık’ları cezaevinde son buldu.

Peki tüm suç bu çocuklar ve gençte mi?

Bu çocukların bu duruma düşmesinin tüm sorumlusu bizleriz.

Yani bu çocukları bu olaylardan, ne kadar koruyabiliyoruz? Ne kadar sahip çıkıyoruz? 

Anne ve babalarının ihmalleri, çocuklarının üzerindeki baskıları ve ilgisizlikleri bu yaşananların başlıca mimarı. Bir de bu çocukları yeterince koruyamadığımız da eklenince bunun üzerine ortaya şu gazete manşetleri çıkıyor:

“Çete bu kez cezaevine”, “Gençlerin sicilleri kabarık”, “Çocuklar anne ve babaların eseridir”, “KKTC’nin dramı”, “Çocuk hırsızlara hapislik”, “Ailesinin sahip çıkmadığı ve birçok suça bulaşan 4 genç cezaevine gönderildi”, “Onların eseri”…

Şimdi çocuk yaşta suça bulaşanları biz cezaevi yerine psikologlarla ve sosyologların gözetiminde merkezlere göndermemiz gerekmektedir. Buralarda kendilerinin rehabilite edilip bu suçlardan uzak durmalarını sağlamalıyız.

Okullardaki rehber öğretmenler tüm çocuklarla yakından ilgilenmeli, bu çocukların toplum huzurunu bozmayacak bireyler olarak hayatlarını çizmelerine yardımcı olmalıdırlar. Gerekirse de ilgili bakanlıklarla da istişare içerisinde olunmalı ve ayrı bir birim bu çocuklarla yakinen ilgilenmelidirler.

Konu komşuya düşen birincil görev de, komşularının evlerinde yaşanan şiddet olaylarını gerekli mercilere aktarmalarıdır. Yani komşu evinde yaşanan bir şiddet olayına yetkililerin müdahale etmesi sağlanmalıdır. Yani çevremizde yaşananlara kayıtsız kalınmamalı, sesimizi çıkartmalıyız.

Okula gönderilmeyen, çalıştırılan, istismara uğrayan çocukları bu durumdan kurtarmalıyız.

Aile içinde yaşanan şiddet olayları, baskı, zorbalıklar dışarıda kendini bu şekilde gösteriyor.

Şimdi bu çocukları cezaevlerine kapattığımızda, sorunların çözüleceğini de düşünüyorsak yanılıyoruzdur.

Çünkü bu çocuklar dışarıya çıktığında farklı suçlarla tanışarak çıkacaklar ve topluma kazanım için ciddi sıkıntı içinde bulunacaklardır. Bu çocukların yargılanması ve bu seri suç olayları konusunda aileler de sorgulanmalı ve onlar da bu çocuklar gibi cezalandırılmalı. Herkes sorumluluğunu bilmeli ve herkes evlatlarına sahip çıkmalı, çıkamıyorsa da devletin ilgili kurumlarından yardım istemeli… Yani bu işin tek suçlusu cezaevine gönderilen o çocuklar değil…

3 çocuğun ve 1 gencin yargılandığı davanın karar duruşmasında konuşan Yargıç TemaySağer “Bu meselede daha da vahim ve üzücü olan husus, genç yaştaki tüm sanıkların kabarık birer sicile sahip olmasıdır. Henüz 17 yaşında olan sanık 1’in 22, 18 yaşında olan sanık 2’nin 8, 24 yaşındaki sanık 3’ün 9 ve şu an 16 yaşında olan sanık 4’ün ise 11 benzeri sabıkaya haiz oldukları görülmektedir” dedi.

Sağer ayrıca mahkemelerin sanıkların işlemiş oldukları ciddi ve vahim suçlara rağmen her seferinde sanıklara ceza takdirinde mülayim davrandığını ancak sanıkların tüm bu fırsatlara rağmen bir türlü ıslah olmayıp, suçları defalarca işleyerek kamu güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiklerine vurgu yaptı.

Sanıklardan üçünün SOS Çocuk Köyü’nde büyüdüğünü de belirtti Yargıç Sağer…

Sağer, “Ailelerinin ekonomik düzeyinin çok düşük, ailevi ilgisizlik, duyarsızlık ve ebeveynlik kapasitelerinin yetersiz olması nedeniyle sanıkların suça bulaştıkları görülüyor. Sanıklar 1,2 ve 3’ün gelişim evrelerini çoğu çocuklardan farklı olarak son derece sağlıksız bir ortamda geçirdikleri görülüyor. Bu nedenden dolayı da maalesef sanıklar suça meyilli birer kişiye dönüşmüşlerdir” dedi ve ders niteliğinde şunu da ekledi “Anne ve babaların birincil görevi çocuklarını sağlıklı birer birey olarak yetiştirip, kendi ayakları üzerinde başarılı bir şekilde durmalarını sağlamak iken işbu sanıkların aileleri tarafından sevgiden ve ilgiden yoksun büyütülmüşlerdir.”

Mahkemedeki konuşmasında sanıkların zaman zaman aileleri tarafından şiddete maruz kaldıklarına, zaman zaman da terk edildiklerine işaret eden Sağer, “Tüm yaşanılanlar sonucunda ortaya çıkan bu kötü tablo ise işbu sanıkların değil, çocuklarından bihaber hayatlarını idame ettiren anne ve babanın eseridir” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar