Duvar Saati
Serkan Soyalan

Serkan Soyalan

Duvar Saati

02 Haziran 2019 - 09:27

Yıllar yıllar önceydi. Çok küçüktüm ama iyi hatırlıyorum.

   Küçük Kaymaklı’daki küçük evimizdeydik.

   Evimiz, sarı taştan iki katlı bir evdi. Sıcacıktı. Gerçi insanın kendi evi hep sıcak oluyor ya bizimki de öyleydi.

   Evin önünde ve arkasında bahçesi vardı. Ben en çok arka bahçeyi severdim. En güzel oyunlarımı arka bahçede oynardık mahalleden arkadaşlarla. Büyük bir Zangalak ağacı vardı, bahçenin tam ortasında. Bahçenin en arkasında da ekili bir Mersin ağacı.

   Zangalak ağacının üstüne ağaç ev kurardık ve orası bizim kendimizce yaşam alanımızdı. En gizli silahlarımızı (-ki bu silahlar birer borudan ibaretti) orada saklardık. Zangalaklar da silahımızdı.

   Bu tehlikeli ve bir o kadar da heyecanlı oyunumuzun adı da zangalak savaşıydı.

   O evde oturma odasının hemen girişinde, karşıki duvarda bir duvar saatimiz vardı.

   Kurmalı. Babam belirli zamanlarda o saatin zembereğini kuruyordu.

   “Dong dong” sesiyle uyanıyorduk sabahları.

   Her Cumartesi ve her Pazar günleri de aynı sesle uyanıyor, sinir oluyordum.

   Şimdi nereden aklıma geldi bilmem ama ben özledim o saati.

   Koyu ahşap renkliydi ve ben kendimi bildiğim günden beri de o duvardaydı.

   Ta ki o evden çıkıncaya kadar da yıllarca bozulmadan çalıştı. “Dong dong” sesleri hiç susmadı.

   Zamanlı zamansız da çaldı, ama saatini hiç şaşırmadı.

   O evden çıkacağımızda indi sadece o duvardan ve bir daha da çalışmadı.

   Sonrasında çağın getirisi olarak uzaklaştık biraz Lefkoşa’dan, tozu toprağı olmayan, daha iyi şartlarda bir eve taşındık.

   Bu yeni eve de geldi o saat.

   Tamir edildi. Üç gün çalıştı, beş gün durdu.

   Defalarca kuruldu zembereği, “dong” sesi çıkmadı, çıkamadı.

   Küsmüştü, o da şehir gibi.

   Lefkoşa gibi.

   Gitmek istemedi Lefkoşa’dan. O tozlu, eski evden.

   Ayak uyduramadı bu çarpık, bozuk düzene, değişime. Tıpkı bizim gibi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar