Kazım Koyuncu ve Çernobil
Serkan Soyalan

Serkan Soyalan

Kazım Koyuncu ve Çernobil

26 Haziran 2019 - 08:47

Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında, dalgalar gibi haykıran engin dizelerin ve gürleyen sesiydi Kazım Koyuncu…

   Vakitsiz, erken ve çok derinden gitti bizden 25 Haziran 2005’te, “İşte gidiyorum, bir şey demeden/ Arkamı dönmeden, şikayet etmeden” diyerek.

   Kendi istemedi, bu zamansız vedayı… Çernobil faciasının acı kayıplarından biri olarak kaldı, geride çok güzel bir seda bırakarak.

   İşte Kazım’ın ölüm yıldönümünde bir kez daha gündeme geldi Çernobil… Bu kez de bir dizi ile.

   Belgesel tadında kurgulanmış, zaman zaman gerçek ses kayıtlarının ve anonsların da kullanılması ile gerçekler algısı artırılan dizi de, kurgu ile belgesel harmanlanarak çok iyi dramatize edilmiş ve tüm dünyanın ilgisini üzerine çekmiştir.

   26 Nisan 1986’da Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen kaza ve sonrasında yaşananlar, o büyük yıkımın etkileri hala bölgede etkili olmakta.

   Dizinin sonundaki mahkeme görüntüleri de çok çarpıcı.

   Mahkeme salonunda 3 tanık ve 3 sanık var… 

   Sanıklar; santral müdürü, başmühendis ve başmühendis yardımcısı…

   Tanıklar; Bakanlar Kurulu Başkan Vekili, Yakıt ve Enerji Bölüm Başkanı Boris Shcherbina, Beyaz Rusya Nükleer Enstiüsü'nden fizikçi Ulana Khomyuk, Kurchatov Atom Enerjisi Enstitüsü'nden RBMK reaktörleri konusunda Uzman Profesör Valery Legasov.

   Mahkeme salonuna reaktörün bir maketi getirilmiş ve maket üzerinden örneklerle anlatıyor tanıklar, yaşananları…

   Özetle Sovyet yönetimi ve karar vericiler bu kazanın sorumlusudurlar.

   Ancak finaldeki mahkeme salonu bir kurgudan ibaret… 

   Tarihsel süreçte Legasov ve Shcherbina böyle bir mahkemede hiç bulunmamışlardır. Ayrıca tanıklık da yapmamışlardır…

   Dizi böyle akıp gidiyor, izleyiciyi TV karşısına bağlıyor…

   Ya gerçekler…

   Çernobil’de kazanın ardından, Türkiye nasıl etkilendi ve Kazım’ları nasıl etkiledi?

   Çernobil’in zehri çaylara nasıl karıştı? Ve bu felaket bölge halkından nasıl saklandı?

   Nükleer Santral’den çıkan zehirli bulutlar, İsveç’i, Almanya’yı, Avusturya’yı, tüm doğu Avrupa’yı dolaştıktan sonra Türkiye’de de hissedilmeye başladı.

   Radyasyon yüklü bulutlar, felaketi beraberinde getiriyordu… Toplanma döneminde olan çayların ve fındıkların üzerine çöktü radyasyon…

    Bazı önlemler alındı, ancak yeterli olmadı… 

   Peki bugün Dünya'daki nükleer enerji üretimi ne durumda? 

   31 ülkede halen çalışır durumda 450 dolayında nükleer santral bulunuyor. Dünya'nın elektrik ihtiyacının yüzde 11,7 si bu nükleer reaktörler tarafından karşılanmakta. Bunların dışında 60 tane de inşaat halinde reaktör var. Gelecek 10-20 yıl içinde yapılması planlanan reaktör sayısı 317, ama rakamlar muhtelif, daha fazla da olabilir.

  E n çok reaktör ABD de bulunuyor, 100 tanesi aktif, yani çalışıyor, 2 tanesi inşaat halinde.    İkinci sırada 58 reaktör ile Fransa var, enerjisinin %70'i nükleer enerji ile sağlanıyor. Üçüncü ise Japonya, 48 reaktör. Fukuşima kazasından sonra bir bölümü bakıma alındı, sırayla tekrar devreye sokuluyorlar. 

   Fransa'nın 1, Japonya'nın inşaat halinde 2 reaktörü bulunuyor. Sırada Çin var 39 reaktör ile, 18 reaktör de inşa halinde. Rusya 37 reaktörle beşinci sırada.

   Ve Ukrayna, halen 15 reaktör faaliyette ve enerjisinin yüzde 55 ini bu reaktörlerden sağlıyor. İki reaktör de inşaat halinde, gelecekte devreye girecek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar