Savaş çığırtkanlarına tepkimizi koymalıyız
Serkan Soyalan

Serkan Soyalan

Savaş çığırtkanlarına tepkimizi koymalıyız

18 Temmuz 2019 - 08:28

Bölgemizde yaşanan gelişmelerin canımızı sıktığı, üzerimize füzelerin isabet ettiği, savaş gemilerinin bölgemizde cirit attığı bir dönemde gerilim çığırtkanlıkları en son istediğimiz şeydir.

   Bunlardan sıyrılıp çözüm söylemlerine ve barış diline ihtiyacımız vardır.

   Sadece bizim değil, bizim dışımızdaki aktörlerin de buna dönüşmesi lazım.

   Bugün yapılan açıklamalara baktığımızda, her bir açıklamanın ortamı daha da gerecek türden olduğunu görmekteyiz. Ancak unutulmaması gereken en önemli şey, denizde başlayıp, karaya sıçrayacak olan en küçük bir kıvılcımın, yine masum insanların canını yakacağıdır.

   Ortadoğu’ya düşen her bir bombada olduğu gibi, Kıbrıs’ta toplumlararası ateşlenen ve savaşa dönüşen olaylarda ölenler gibi, olan yine masum insanlara olacak.

   Cepheye gidecek olanlar yine, yaşadıkları sürede hiçbir şeyi olmayan, bu hayatın cefasını çeken insanlar olacak… Başka başka aktörler devreye girerek kendi çıkarları doğrultusunda gözlerini kırpmadan bu toprakları karıştıracaklar ve ortalığı kan gölüne döndürmek isteyecekler… İşte buna dur demeliyiz, hem de avazımız çıktığı kadar bağırarak… Hemen…

   Hem bu savaş çığırtkanlarına, hem savaş tam tamlarını çalanlara, hem barış dilinden uzaklaşanlara, hem de kendi çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyenlere karşı.

   Bunu söylerken de sadece adanın kuzeyinde değil, güneyindeki barışa yönelik sivil toplum örgütleriyle de istişarelerle o yanda da yapmalıyız.

   Bir gerçek daha varsa eğer, arzu ettiğimiz Kıbrıs’a ulaşmak için adanın her iki kesiminden hareketlerle bunu sağlayabiliriz. Yoksa sadece bizim gayretimizle veya onların çabalarıyla bu işin olmayacağı da aşikâr…

   Son yaşanan gelişmelerden sonra geldiğimiz noktaya bakacak olursak;

   Kıbrıs Cumhuriyeti’nin her fırsatta şikayetlerde bulunduğu Türkiye aleyhinde Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı yaptırımları konuştuk uzun uzun.

   Neydi bu yaptırımlar?

   Havacılık Anlaşması müzakereleri askıya alınacak, Avrupa Yatırım Bankası kredi desteği gözden geçirilecek, mali yardımlarda kesinti olacak ve ekonomi ve ticari ilişkilere ilişkin üst düzey siyasi diyalog askıya alınacak.

   Alınan bu kararlardan sonra Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından bir açıklama yapıldı ve “AB Dış İlişkiler Konseyi’nin adlığı kararlar, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme yönündeki kararlılığını hiçbir şekilde etkilemeyecektir” denildi. Yani sizi dikkate almıyoruz. Sizin yaptırım kararlarınız umurumuzda bile değil. Ve biz daha kararlılıkla, size rağmen yürüyeceğiz bunun anlamı…

   Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da durmadı ve bir açıklama yaparak “Doğu Akdeniz’de üç gemimiz var, dördüncü gemiyi de gönderdik” dedi. Yani 3 olan gemi sayısı, şimdi Oruç Reis’in de gelmesiyle 4’e çıkıyor.

   Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın önerileri çerçevesinde, iki toplumun denizde işbirliğinin Güney’den reddedilmesi sonrasında bir açıklama da Akıncı’dan geldi. Akıncı “Önerilerimiz her iki toplumun da işbirliğini ve ortak yararını gözetmektedir. Rum tarafı ise bunu Kıbrıs Türk halkını yok sayarak tek başına yürütme iddiasındadır” dedi açıklamasında.

   Son dönemdeki açıklamaları ve tavırlarıyla çok tartışılan Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da bir açıklama yaparak “Avrupa Birliği bu bölgedeki doğal zenginliklere dair görüşmelerin Türkiye ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında yapılması yönündeki çağrısıyla irademize saygısızlık etmektedir” dedi.

   Ana muhalefet CTP’den de açıklama gecikmedi ve “Çözüm sürecine odaklanılması isteniyorsa doğal gaz çalışmalarına son verilmesi ve BM Genel Sekreteri’nin çağrısına kulak verilerek çözüm odaklı ve ucu açık olmayan müzakere sürecine dönülmesine zemin hazırlanması gerekmektedir” denildi.

   2000’li yılların başında denizde enerji kaynakları olabilir iddiasıyla başlayan tartışmalı ortamın gelip dayandığı ve tırmandığı gerilim bu şekilde seyir aldı. Temennim kısa sürede bu ortamın yeniden yumuşaması ve çözüm yolunda liderlerin bir kez daha yapıcı bir tavır içine girmesi ve denizlerimizdeki bu toplu tüfekli gemilerin, buraları terk etmeleri…

   Unutmayalım ki savaş kolay çıkar, barış zor kazanılır…


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar