"Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya kadar…"
Serkan Soyalan

Serkan Soyalan

"Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya kadar…"

29 Haziran 2019 - 09:07

   Son dönemlerin en güzel röportajlarından birini yaptı Bahar Sancar, Haberci’de, Kuir Derneği üyeleri Erman Dolmacı, Çise Özverel ve Doğukan Gümüşatam…

   “Homofobiye Karşı İnsiyatif” olarak 2007 yılında bir araya gelen bir takım duyarlı ve farkında kişilerin bir araya gelmesiyle oluşan bir topluluktu Kuir ilk önceden, dernek falan da değildi. Dernekleşmesi 2012’de olur Kuir’in…

   Kurulumundaki amacı da, erkekler arası cinsi münasebeti yasaklayan maddelerin Ceza Yasası’ndan çıkartılması yönünde çalışmalar yapmaktı. Bu hedefe de 2014 yılında Ceza Yasası’nda yapılan değişiklikle ulaşıldı. Bunu yaparken konu AİHM’e de taşındı ve mücadele orada da devam etti.

   Zaten röportajda da belirtildiği üzere bu yasa, İngilizlerden kalma ve çağa ayak uyduramayan bir yasaydı.

   Derneğin amacı, her türlü cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet ifadesi, cinsiyet kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğrayan kişilerin haklarının korunması ve ayrımcılıkların son bulması, aynı zamanda insan haklarına erişimlerinin sağlanabilmesidir…

   Oluşumun temelinde, lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve intersekslerin özgürce yaşayabilmesi için mücadele eden hak temelli bir örgüt bilinci var.

   Daha çok destek olunmalı, daha çok güç birliğine varılmalı bu temel hak ve özgürlüklerde. Bu bağlamda da Kuir ile işbirliğinde bulunan Lefkoşa Türk Belediyesi ve Lefke Belediyesi’ni de kutlamadan geçemeyeceğim.

   Sadece cinsiyet ayrımcılığı konusunda değil, mülteci konusunda da ciddi çalışmalar yapıyor Kuir. Bu yönde de Mülteci Hakları Derneği ile sürekli birlikte çalışıyorlar ve Avrupa Birliğe insan ticaretine karşı birlikte mücadele başlığı altında açmış olduğu çağrıya başvurarak yeni projeler uygulamaya başlıyorlar. Alkışlanması gereken hareketler bunlar.

   KAOS GL ile birlikte gerçekleştirmekte oldukları HAYAT projesi de takdire şayan. Bunu biraz açacak olursak; “Sömürüden Özgür LGBTİ+’lar” diyebiliriz. Bu proje kapsamında da şu an ülkemizde LGBTİ+ seks işçisi olan insanların durumlarını raporlama ve yaşadığı sıkıntıları görmek üzerine büyük bir raporlandırma çalışması yapılacak.

   Aslında olaya geniş bir pencereden bakacak olursak, ülkemizde LGBTİ+ insanların sosyal hizmetlere ulaşma açısından ciddi bir mücadeleye girişilmesi gerekmektedir. Röportaj içinden bir alıntıyla bu konuya değineceğim: “LGBTİ+ bireyler yaşamda yoksullaştırma, sosyal dışlama, politik dışlama gibi sorunların yanı sıra insan ticaretine maruz olmaya doğru itilmektedir. Bizde elimizden geldikçe nasıl bunu engelleyebiliriz, hali hazırda maruz kalan insanlar varsa onlara nasıl yardım edebiliriz gibi sorularla yola çıkarak böyle bir projeye başladık…”

   Ve ülkemizde anlayış?

   “Ne iyi ne de kötü… Ayrımcılık kesinlikle var, yok diyemeyiz, ama birçok ülkeye göre kıyaslayacak olursak daha iyi diyebiliriz. Ancak ulaşmak istediğimiz hedefin de çok gerisindeyiz. Ayrımcılığın farklı boyutları vardır ve şu an Kıbrıs’ın kuzeyinde gözlemlediğimiz ayrımcılık daha çok örtük ayrımcılık dediğimiz şeye giriyor. Belki sokakta bire bir o kadar fazla açık temasa maruz kalmıyoruz veya fiziksel boyutta ama sürekli olan psikolojik ve sosyolojik bir şiddet var. Bundan dolayı birazda yaptığımız aktivizm önemlidir.”

   Çevremize bakalım, kaç kişi kimliği ile özgürce yaşayabiliyor veya özgürce kimliği ile belli pozisyonlara gelebiliyor? Kapalı kapılar ardına saklanmadan… 

  İşin özü ve kabullenilmesi gereken; herkes özgürce ve dilediğince yaşayabilmeli. 

   Son sözü yine röportajdan alalım: “Bizler de yeryüzü aşkın yüzü oluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar