883 kadın polise başvurdu!

883 kadın polise başvurdu!

Bağımsızlık Yolu Meclis Üyesi Avukat Cansu Nazlı, kadına yönelik şiddetin önüne geçilebilmesi için devlet tarafından gerekli yatırımların yapılması gerektiğinin altını çizerek, bunun yapılmadığını, bu yıl 883 kadının polise başvurduğunu söyledi. Yapılan başvurular dışında daha çok kadının şiddet görmesine rağmen polise gitmediğine dikkat çeken Nazlı, çoğu zaman yapılan şikayetin de aile baskısı nedeniyle geri çekildiğini belirtti

Editor: Süperadmin
20 Kasım 2020 - 11:53 - Güncelleme: 20 Kasım 2020 - 21:42

Bağımsızlık Yolu Meclis Üyesi Avukat Cansu Nazlı, 2019 yılında 7 kadının şiddetten kaçarak devlete sığındığını belirterek, bu sayının pandemi sürecinde 35’e yükseldiğini ve pandemi koşullarının aile içi şiddeti arttırdığını ifade etti.

Avukat Nazlı, çocuğa yönelik şiddetin de gün geçtikçe arttığını ifade ederek, “geçtiğimiz yıl boyunca aile içinde şiddet gören kaç çocuk olduğu bilinmiyor ve biz çocuklar içinde çalışma yürütüyoruz” dedi.

Nazlı, “Devlet sosyal politikalar konusunda geriye çekilmek istiyor çünkü, gerekli destek fonlarını sağlamak konusunda zahmet etmek istemiyorlar” diyerek, devletin şiddet gören aile ve çocuklar için barınma, eğitim, iş imkanı konusunda ciddi çalışmalar yürütmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

Rabia ÇAKMAK

Kazım Denizci’nin hazırlayıp sunduğu Yaşamın İçinden programının konuğu Bağımsızlık Yolu Meclis Üyesi Avukat Cansu Nazlı, kadına yönelik şiddetin önüne geçilebilmesi için devlet tarafından gerekli yatırımların yapılması gerektiğinin altını çizerek, bunun yapılmadığını ve imkansızlıklara rağmen kadınların sesi olmak için örgüt olarak her yıl 25 Kasım’da eylem yaptıklarını açıkladı.

“25 Kasım’da bütün halkı meydanlara bekliyoruz”

Cansu Nazlı, 25 Kasım’da kadına yönelik şiddetle mücadele günü olmasından dolayı beraberinde bir çok örgütle beraber 4 bölgede (Güzelyurt, Mağusa, Girne, Lefkoşa) eylem yapacaklarını açıkladı.  Lefkoşa’da Çarşamba günü saat 18.00’de Kumsal Park girişinden meclise yürüyeceklerini belirten Nazlı, aynı gün eş zamanlı olarak eski Girne belediye binasından da bir grup örgütün kadın haklarını savunmak için halkın katılımıyla yürüyeceklerini vurguladı. Nazlı, her yıl olduğu gibi bu yıl da kadına yönelik şiddeti önlemek ve devlet tarafından gerekli destek ve yatırımlar için çalışmalar yürüttüğünü aktarırken, kadınları bilinçlendirmek amaçlı Kadın Eğitimi Kollektifinin bir eğitim çalışması olacağını da belirtti.

“Kuzey Kıbrıs’ta durum vahim!”

Avukat Cansu Nazlı, “Kuzey Kıbrıs olarak en temel problemlerimizin başında veri toplamak yer alıyor, düzenli veri toplanmadığından değerlendirirken %15’i olacak şekilde ele alıyoruz çünkü, düzenli veriyi toplayan ve şeffaf şekilde paylaşan sadece Lefkoşa Türk Belediyesi’dir” dedi. 2019 yılında 7 kadının şiddetten kaçarak devlete sığındığını aktaran Nazlı, bu sayının pandemi sürecinde 35’e yükseldiğini ve pandemi koşullarının aile içi şiddeti arttırdığını ifade etti.  Avukat Cansu Nazlı, çocuğa yönelik şiddetin de gün geçtikçe arttığını ifade ederek, “geçtiğimiz yıl boyunca aile içinde şiddet gören kaç çocuk olduğu bilinmiyor ve biz çocuklar içinde çalışma yürütüyoruz” dedi.

“Polise başvuran 883 kadın var”

Resmi verilerin her zaman bir kısmının gerçeğe yansıdığını aktaran Nazlı, bu yıl 883 kadının polise başvurduğunu, başvuruların %15’inin kayıtlara geçmiş olmasının aslında daha fazla kadına yönelik şiddetin olduğunu belirtti. Nazlı, kadınların ilk şiddet yaşadığı zaman polise başvurmadığını, şiddetin çekilmez hale geldiği zaman polise başvurduklarını anlatarak, aileden gelen baskı ile şikayeti geri de çekilebildiğine dikkat çekti.

“Muhafazakar kesimde şiddet daha fazla olabiliyor”

Kazım Denizci’nin, “Uzaklaştırma olmasına rağmen cinayetler işlenebiliyor, bu şiddetleri eğitim ve dinsel faktörler etkiliyor mu?”  sorusuna karşılık ise Avukat Nazlı, muhafazakar kesimde şiddet olaylarının kadın üzerinde kurulmak istenen baskıya bağlı olduğunu vurguladı. Avukat Cansu Nazlı, dinsel gericiliğin getirdiği bir şiddetin söz konusu olmasının yanında, Kıbrıs halkının muhafazakar olmaya çalıştırıldığını belirtmesinin yanında, “biz bununla da savaşıyoruz” dedi.

“Yoksul halk sosyo-kültürel açıdan daha çok şiddete meyilli”

Yoksul halkın sosyo-kültürel açıdan daha eksik olduğunu aktaran Nazlı, kendini geliştirememiş toplumlarda şiddetin fazla olduğunu belirterek, devletin bu konuda bir adım geride kalmayı tercih ettiğini ifade etti.

Nazlı, “Devlet sosyal politikalar konusunda geriye çekilmek istiyor çünkü, gerekli destek fonlarını sağlamak konusunda zahmet etmek istemiyorlar” diyerek, devletin şiddet gören aile ve çocuklar için barınma, eğitim, iş imkanı konusunda ciddi çalışmalar yürütmesi gerektiğine açıklık getirdi.

“Dinsel gericilik konusunda kadınların daima baskılandığını biliyoruz, kadına yönelik şiddetle mücadele edeceksek dinsel gericiliğin ve muhafazarkarlaşmanın da önüne geçmeye çalışmalıyız” diyen Nazlı, geçinmek için bütün gün çalışan yoksul ailelerin çocuklarını para olmadığı için kuran kurslarına bıraktığını, bununda baskılanmış çocukların yetişmesine sebep olduğunu aktardı.

“Yoksul aileler çocuklarını devlet tarafından belirlenmiş kreşlere bırakması gerekiyor fakat devlet bunu sağlayamıyor, elimizde olan erkek şiddetin çocuğuyla beraber kaçıp sığınma evlerine sığınan kadınların iş bulması durumunda bırakabilecekleri Lefkoşa Türk Belediyesi’nin kreşi var” diyen Nazlı, çocukların mental sağlığının iyileştirilmesi için toplumca hareket edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“Alo 183 hattı geliştirilmeli”

Avukat Cansu Nazlı, Alo 183 ihbar hattının alt yapısında sıkıntılar olduğunu ve bu sıkıntıların başında ihbar gelmesi halinde polis ekiplerinin gitmesinin olduğunu ve bunun devlet tarafından belirlenmiş psikolog ve sosyolog ile birlikte yapılması gerektiğini açıkladı. “Eşinden şiddet görmüş bir kadın, eşinden boşanıyor ve belli sıkıntılardan iş bulamıyor, çocuğunu bırakamıyor ve komşu desteği ile yaşıyor, bu noktada kadın ne yapmalı? Sorusuna ise Nazlı, “sosyal hizmetler dairesine başvurmalı şiddete uğrayan her kadın, sosyal hizmet her ne kadar eksik olsa da iş bulunabilir, Lefkoşa Türk Belediyesi’ndeki kreşe çocuklar anneleri çalıştığı süre boyunca yerleştirilebilir” diye yanıt verdi.

“3’ncü dünya ülkesi vatandaşlar da şiddete maruz kalıyor”

Ülkeye gelen 2. ve 3. dünya vatandaşlarının da şiddete maruz kaldığını belirten Avukat Nazlı, özellikle  çalıştıkları iş yerlerinde de ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyledi. Nazlı, “Sağlık, eğitim, devlet işlerinde de 2. ve 3. dünya ülke vatandaşlarına göre hayat daha zor olabiliyor, bununla alakalı ciddi sorun yaşıyoruz. Yasaya göre sosyal hizmet dairesi sadece vatandaş olanlara destek verebiliyordu, biz bunu hep tartıştık fakat son alınan haberlere göre bu düşünce kırılmış ve yardım yapılıyor” dedi. Nazlı, yardım için verilen paranın çok cuzi bir miktar olduğunun altını çizerken, bu verilen paranın bazen kesildiğini ve asgari ücrete bağlı olarak bu paranın verildiğini açıkladı. Destek konusunda Belediyelerin ciddi adımlar atmasının gerektiğine vurgu yapan Nazlı, şiddeti uygulayan kişilere verilen cezaların da az olduğunu aktardı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Büyük vurgun
Büyük vurgun
Mağusa'nın vampir iş insanı
Mağusa'nın vampir iş insanı