Arasta esnafında son durum

Arasta esnafında son durum

Editor: Yeni Bakış Editör 4
25 Temmuz 2021 - 14:46
Reklam

Hazırlayan Ceynur Pehlivan


Kıbrıslının kültüründe illaki sabah kahvesini bir yerlerde içmek vardır. Bende bu düşünce ile not defterimi yanıma alıp, arastaya gittim. Niyetim hem Büyük Han’da bir kahve içmek, hem de esnafın durumunu, tabiri yerindeyse nabzını yoklamaktı. Birçok dükkan kapalı, arasta ıssızdı. Eski cıvıl cıvıl günler çok geride kalmış. Bir daha buralar ne zaman canlanır, bilemiyorum. Gördüğüm ilk açık dükkana girip kendimi tanıtıyorum ve beklemediğim bir tepki alıyorum. “Bunca zaman konuştuk, derdimizi anlattık, esnafı dinleyen olmadı ki. Konuşmak istemiyorum, çünkü sesimizi duymak isteyen yok.” Üzülerek ayrılıyorum oradan ve biraz yürüyüp yol alıyorum. Satıcıların birçoğu yabancı, 3. Ülke vatandaşı. Bu kez yılların düğmecisi Munise Burçaklı’nın dükkanının önünde duruyorum. İçerde bir bayan birşeyler alıyor. Münise hanım beni kapıda görünce “buyur içeriye” diyor. Yine ret edilirim korkusuyla kendimi biraz ürkek tanıtıyorum. “Gel otur bakalım” diyor. 3 bayan kısa bir söyleşi yapıyoruz. Munise hanım 60 yıldır buralarda arasta esnafının en eskilerinden, herkesçe bilinen birisi. Başlıyor anlatmaya; “Arastada yerli esnaf çok az kaldı. Pandemiden dolayı işler iyice düştü. Buralarda artık yeme-içme sektörü iş yapar oldu. Bize iş kalmadı. Hele benim işim gün olur hiç satış yapmadan dükkan kapatırım. Ama ayaklarım tuttuğu müddetçe dükkanımı açmaya ve gelmeye devam edeceğim.” “Sanırım bu birazcık da buraların havasını solumak, yılların alışkanlığını devam ettirmek için olsa gerek” diyorum. “Öyle tabi. Artık buralardaki dükkan sahiplerinin birçoğu TC kökenli ve birçok dükkan vakıf malı. Torpile göre 1 yıllığına, ya da 5 yıllığına kiralanır. Bizim insanımız buralara pek uğramaz oldu. Bahire Hanım da benim yılların müşterisi” diyor. Bunun üzerine ben de kendisine mesleğini soruyorum. “İsmim Bahire Korcan, Gönyeli’de oturuyorum. Yıllardır terzilik yaparım. Çok eskiden beri dikiş diktiren müşterilerim var. Her ne kadar hazır konfeksiyon mağazaları olsa da tek tük alışkanlıklarını bırakmayanlar var. Ben de sırf Münise hanımı görmek, ayaküstü birkaç çift laf etmek için mutlaka belli aralıklarla buralara uğrarım”. Yani içimizde az da olsa vefayı, dostluğu elden bırakmayanlar da var diye düşünmeden edemiyorum. Tekrar Munise hanıma dönüyorum. Tam bir soru soracaktım ki, o başlıyor anlatmaya. “Yıl 1991, İstanbul’da goblen sergisi açıyorum. Türkiye’de birçok gazete ve dergiye konu oluyorum, takdir alıyorum. Ancak o zamanlarda bizim burada hiçbir gazeteci beni yazmıyor. Emeğe ve üretime saygı yok. Fakat bir müddet sonra Türkiye’de yaptığım iş çok ses getirince, bizim gazetecilerin de aklına beni arayıp sormak ve röportaj yapmak geliyor. Şimdi seni de görünce şaşırdım doğrusu.” “Ben bugün buralara sırf esnafın nabzını yoklamak için geldim” diyorum. “Tadı tuzu yok buraların artık, çok yabancılaştık. Ancak yıllarca çalışıp üretmeye alışmış bir insan olarak buraları ve işimi bırakmaya hiç niyetim yok” diyor ve bana eski gazete küpürlerini, dergileri, dikiş-nakış üzerine çıkardığı kitaplarını gösteriyor. Evet, Münise Burçaklı arastanın 61 yıllık esnafı, bir tarih adeta. Söyleşimizin sonunda beni kapıya kadar uğurluyor. İkinci durağım Salih Doktoroğlu, o da yıllardır arastada konfeksiyon işiyle meşgul. Salih Bey de bayağı bir dertli pandemi sürecinden dolayı. “Geçen yıl 3 aylık kapanmadan sonra dükkanı açtığım zaman çok günler satış yapmadan eve döndüm. Ve en sonunda bütün stokumu 20ytl’den satışa koydum. Çok şükür bu şekilde dükkan kiramı ödeyebildim, eve ekmek götürebildim. Biz, buraların esnafı olarak devletten bir katkı görmedik. Oysa benim akrabalarım var, yıllardır güneyde çalışıyorlar. Bu pandemi döneminde onlar işleyemeyince hem Rum Hükümeti, hem de işverenleri onlara destek ödeneği yaptı. Bizim durumumuzu biliyorsunuz. Artık önümüzü göremiyorum, ne kadar daha bu duruma direnebilirim bilemiyorum. Elimdekilerle gittiği yere kadar götürmeye çalışacağım. Ancak, sonrası muamma. Devletin durumu da ortada, bize katkı verecek gücü yok. O da, TC ne gönderirse, o para ile iş döndürmeye çalışır. İşimiz çok zor. Oysa pandemi döneminden önce benim dükkanımı güneyden gelen Rumlar ve TC’den gelen turistler ayakta tutuyordu, işlerim çok iyiydi. Ancak o günleri bir daha görürmüyüz, bilemiyorum. Bu süreçte buralarda en az 7-8 tane dükkan sahibi kirasını ödeyemeyip dükkanını kapatmak zorunda kaldı. Yeni açılan dükkanların da %80’i şimdilerde TC kökenli. Biz artık buralarda tek tük kaldık.” Bu sözlerinden sonra Salih Bey’e teşekkür edip ayrılıyorum. Aslında, kendisi bize önemli mesajlar veriyordu. Ben buradan hiç yorum yapmıyorum. O yorumları size bırakıyorum. Daha sonra Kumarcılar Hanı’na gidiyorum. Koca Han bomboş, tek bir dükkan var açık. Gördüğüm manzaradan moralim bozuluyor, başım da hafiften ağrıyor ve buradan çıkıp bir kahve içmek için Büyük Han’a geçiyorum. Oturup bir kahve içiyorum. Han’a ziyarete gelen tek-tük de olsa turist var. Yerli halktan birilerini göremiyorum. Dükkanların bazısı kapalı olsa da, açık olan dükkan sayısı hemen göze çarpıyor. Burada da Günay Keçeci Hanımla kısa bir sohbet yapıyorum. “Dükkanımı 2004 yılından beri turistlere yönelik el işleri satışı yaparak çalıştırıyorum. Birçoğu kendi üretimim. Ancak pandemide dükkanımı tam 1 yıl boyunca hiç açmadım. Kirasını emekli maaşımla ödedim. Evkaf da bize bu süreçte kolaylık sağladı. Gününde ödenen kiralardan %25 indirim yaptı, halen daha da yapmaktadır. Pandemiden önce buraları cıvıl cıvıldı. Güneyden geçişler, rum müşterilerimiz çoktu. Ayni şekilde TC’den gelen turist kafileleride vardı. İşlerimiz gayet iyiydi. Yerli halkın ilgisi de güzeldi. Fakat şimdi siyasi ortamın gerginliği (rum-türk) ve pandemi işlerimizi çok azalttı. Ancak ben inanıyorum ki, insanlarımız her şeyi çabuk unutuyor, bu hastalık bitince yine güneyle kaynaşma olacak ve buralar yine güney müşterilerimizin uğrak yeri olacak. Biz bir Ada’yız ve bu Ada’da iki toplum, iki devlet yaşamaktadır.” Daha ilk karşılaşmamızda Günay hanımın güler yüzünden hayata pozitif bakan bir hanım olduğunu anlamıştım. Bu süreç her ne kadar da uzun ve olumsuz olmuşsa da kendisi gelecekten yine de umutlu. Ona bu kısa sohbet için teşekkür edip etrafı biraz daha dolaşıp ayrılıyorum. “Pandemi birçoğumuzda moral bırakmamış, ülke siyaseti gelecek endişesi yaşatıyor olsa da umudu sol yanımızdan eksik etmemeliyiz” diye düşünerek pozitif düşünce ile şu sıralar sağlıkta negatif bir yaşam ile yol almaya devam diyorum. Sessiz-sakin arasta sokaklarından geçip arabaya doğru yol alırken etrafta tanıdık bir tek sima göremiyorum. Ama az önce de dedim ya “umut” var oldukça yaşam devam ediyor. 



YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Figen Karahan yaşamını yitirdi
Figen Karahan yaşamını yitirdi
PINARDAN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ
PINARDAN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ