“Ayrılıkçı siyasetten vazgeçin”

“Ayrılıkçı siyasetten vazgeçin”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy, Türk tarafının BM tarafından düzenlenmesi planlanan gayri resmi toplantıya iyi niyet ve yapıcı tutumla katılacağı yönünde yapılan açıklamayı değerlendirdi

Editor: Süperadmin
13 Ocak 2021 - 08:57
Reklam

Kıbrıslı Türklerin ayrılıkçı bir yaklaşımda olmadığını, ayrılıkçılığın gerek izolasyonları daha da arttıracak bir siyaset olduğu gerekse bizi uluslararası camia nezdinde daha da yalnızlaştırılacağının çok iyi bilindiğini belirten Akansoy, “Bundan dolayı sert bir üslup ile ayrılıkçı bir siyaset izleyen şu anki yönetsel aktörlerin bu hatalarından bir an önce dönerek masada esnek bir tutum izlemeleri gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Akansoy, “Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm isteniyorsa, mesele istikrarlı bir çözüm ise, mesele tüm tarafların kabul edeceği bir çözüm ise bunun yolu federasyondur” şeklinde konuştu. 

Akansoy, bugünkü iktidarın savunduğu iki ayrı devlet formülünün nasıl ileriye taşınacağı ya da bunun getirilerinin ve götürülerinin ne olduğu yönünde herhangi bir açıklama yapılmadığını belirterek, “Dolayısı ile gayri resmi 5’li toplantıya giderken inanıyorum ki BM Genel Sekreteri bir inisiyatif ile 5’li toplantının garanti altına alınabileceği zemini yaratmak isteyecektir” diye konuştu.

 

Esengül AYKAÇ

5’li toplantının gayrı resmi olması ile birlikte günün sonunda belli bir zemin üzerinden şekillenebileceğini söyleyen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy, sıradan, gelişi güzel bir toplantı yapılmayacağını söyledi. Bu tür toplantıların aynı zamanda BM Genel Sekreterliğinde ve BM Kurumunun da prestiji olan toplantılar olduğunu anlatan Akansoy, “Dolayısı ile uluslararası camia bu tür toplantılardan belli bir sonuç elde edilmesini ister, bekler ve bunun zeminini yaratmaya çalışır. Bu çerçevede herhangi bir şekilde gelişi güzel bir gayri resmi 5’li toplantının olma olasılığı yoktur. Bu toplantı bu bağlamda önemlidir ve tarafların kamuoyuna yaptıkları açıklamaların ötesinde doğrudan doğruya BM Genel Sekreterinin temsilcisine resmi olarak ne söyledikleri önemlidir. Bu konuda özellikle Türk tarafının yapmış olduğu yani KKTC ve TC bağlamında bunu ifade ediyorum. Yapılmış olan açıklamalarda muğlaklıklar söz konusudur” dedi.

“Garanti altına alınabileceği zemini yaratmak isteyecektir”

Muğlaklıkların ne olduğunu belirten Akansoy, kendileri 2 ayrı devlete dayalı bir çözümü savunduklarını ifade etmek ile birlikte bu iki ayrı devlet formülünün nasıl ileriye taşınacağı veyahut bunun getirilerinin ve götürülerinin ne olduğu yönünde herhangi bir açıklama yapmadıklarını ifade etti. Bu yönde tereddütlerin mevcut olduğunu okuduklarını anımsatan Akansoy, “Dolayısı ile gayri resmi 5’li toplantıya giderken inanıyorum ki BM Genel Sekreteri bir inisiyatif ile lider üzerinden 5’li toplantının garanti altına alınabileceği zemini yaratmak isteyecektir. Bu şu demektir? Büyük olasılık ile Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafı liderlerinin genel sekreter ile bir ön görüşmesi de söz konusu olabilir” şeklinde konuştu.

“Gidişatı ters düz edecek ve egemen eşitliğe dayalı bir çözüme gidelim diyorlar”

Resmi olarak bakıldığında Kıbrıs sorununun iki ana aktörü ve üç tane de garantör devletin varlığından bahseden Akansoy, bugüne kadar tarihsel süreç boyunca bu görüşmeleri BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde şekillendiğini kaydetti. “Verilen kararların bizim gıyabımızda verilmiş kararlar değildir” diyen Akansoy, bugüne kadar verilmiş olan kararların bizim BM parametresi dediğimiz kararların tamamen Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs Rum tarafının görüşleri ile ortaya çıktığını vurguladı. Akansoy, “Dolayısı ile uluslararası camia yeni büyük bir manevraya açık bir alan değildir. Sayın Tatar, Sayın Mevlut Çavuşoğlu ve Sayın Ertuğruloğlu yeni bir manevra yapma ifadesinde bulunmaktadırlar. Bugüne kadarki gidişatı ters düz edecek ve egemen eşitliğe dayalı bir çözüme gidelim diyorlar” diye konuştu. “Peki, nedir egemen eşitliğe dayalı çözüm?” diye soran Akansoy, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin KKTC’yi kısa süreliğine tanımasıdır. Böylelikle iddiaları bu tanımayla birlikte iki tarafın devlet statüsünde eşitliğe kavuşacağı ve bu eşitlik üzerinden bir ‘çözüme’ kavuşabileceği yönündendir” diyerek bunun bir hayal ürünü olduğuna dikkat çekti. Bu yöntemle herhangi bir şekilde Kıbrıslı Türklerin kazançlı çıkabileceği bir müzakere söz konusu olmayacağını savunan Akansoy, “Dolayısı ile siz BM parametreleri kapsamında kalarak BM Genel Sekreterinin inisiyatifini, gücünü kabul ederek hareket edebilirsiniz. Elbette o kapsam dahilinde eğer konu siyasi eşitlik veyahut siyasi eşitlik kapsamında kurucu devletlerin yetkilerini arttırılması gibi yetki paylaşımına dair konular ise bunu bu kapsamda yaparsınız ve ileri götürürsünüz” dedi.

“Bunun sebebi nedir?”

Akansoy, ancak ve ancak BM parametrelerinin ana unsurunun tek egemenlik olmasından kaynaklı Ada’da kurulacak olan yeni ortak devletin Birleşik Kıbrıs’ın tek egemenliğe dayalı olacağının çok net olduğunu ifade etti. Bunun dışında bir formülün ne BM tarafından ne BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri tarafından ne de Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kabul edilmeyeceğini söyleyen Akansoy, “Bunun sebebi nedir? Çünkü küçük nüfusa dayalı ayrı devlet taleplerinin dünyada çok büyük problemler yarattığı hem devletin sürdürülebilirliği açısından bunun mümkün olmadığı hem de yeni bir örnek teşkil ederek başka ülkelerdeki bölgesel sorunların da ayrılıkçılığa dayalı çözümünü tetikleyeceği için çeşitli ülkeler bu tür bir örneği ret ederek desteklemiyorlar. Dolayısı ile Kıbrıs Rum tarafı ve Kıbrıs Türk tarafına baktığımız zaman Kıbrıs Türk tarafında da Kıbrıs Rum tarafında da çoğunluğun ayrılıkçılığı ret ettiğini çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Abartmadır”

Sayın Ersin Tatar’ın daha önce yapmış olduğu açıklamayı anımsatan Akansoy,” Sayın Ersin Tatar diyor ki ‘Ben halk desteği ile seçildim ve dolayısı ile halkın iradesi iki ayrı devlete dairdir.’ Bu kesinlikle bir abartmadır. Bunu kimsenin kabul etmediğini biliyoruz. Uluslararası camiada bunun böyle olmadığını biliyor” dedi. Kıbrıslı Türklerin ayrılıkçı bir yaklaşımda olmadığını, ayrılıkçılığın gerek izolasyonları daha da arttıracak bir siyaset olduğu gerekse bizi uluslararası camia nezdinde daha da yalnızlaştırılacağı çok iyi bilindiğini anlatan Akansoy, “Bundan dolayı sert bir üslup ile ayrılıkçı bir siyaset izleyen şu anki yönetsel aktörlerin bu hatalarından bir an önce dönerek masada esnek bir tutum izlemeleri gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

“Herkesin payını oradan almasını doğuracaktır”

Akansoy, “Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm isteniyorsa, mesele istikrarlı bir çözüm ise, mesele tüm tarafların kabul edeceği bir çözüm ise bunun yolu federasyondur. Bu federasyon aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynaklarının da adil bir şekilde hakça Doğu Akdeniz havzasındaki ülkelere paylaştırılması ve herkesin payını oradan almasını doğuracaktır. Bu bağlamda kaynakların Türkiye üzerinden Avrupa Birliğine yönelmesi savunulması gereken bir meseledir” şeklinde konuştu.  

“Al ver paketi söz konusudur”

Bir başka konu olan güven artırıcı meseleden bahseden Akansoy, güven arttırıcı önlemler konusunun çeşitli dönemler de gündeme gelmiş olan ve müzakere tarihi boyunca da çeşitli örneklerle karşılaştığımız bir olgu olduğunu ifade etti. Akansoy, “Burada Anastasiadis’in yapmış olduğu öneriyi resmi olarak görmemiş olmakla birlikte basından takip ettiğimiz kadarıyla çok yönlü bir güven arttırıcı önlemler paketi sunulmuş. Güven arttırıcı pakette Kıbrıs Rum tarafı bir yandan Ercan’ın BM gözetiminde uluslararası uçuşlara açılmasını öneriyor. Mağusa Limanını AB ile birlikte BM gözetiminde özellikle Avrupa Birliğine yönelik ihracat için açma teklifinde bulunuyor. Maraş’ın BM’ye iade edilmesini öneriyor ve yine Ankara Protokolü bağlamında Türkiye’nin Limanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti bandrolü ile gemilere açmasını öneriyor. Bu şekilde bir al ver paketi söz konusudur” diyerek açıklamalarına devam etti.  

“İzolasyonların ortadan kaldırılması önerisi vardır”

Akansoy, “Burada bu konun çok hassas olduğunu ifade etmek isterim burada ciddiyetle üzerinde durulması gereken bir öneri vardır. Bu öneri mutlak bir öneri olarak değerlendirilemez fakat karşılıklı olarak şekillendirebilecek bir önerdir. İnanıyorum ki önümüzdeki olası 3’lü ve ardından 5’li görüşmelerinde bu öneri gündem teşkil edecek bir konudur. Şöyle ki burada olaya yaklaşırken Kıbrıslı Türklerin kendi kendisini yönetmesinin esas bir konu olduğunu dikkate alarak ama BM parametrelerinde yani uluslararası hukuk kapsamının dışına çıkmadan bu önerilere yapıcı bir bakış açısı ile yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü burada Kıbrıslı Türkler üzerindeki gerek Ercan gerekse Mağusa bağlamındaki izolasyonların ortadan kaldırılması önerisi vardır. Bunun karşılığında da farklı karşı talepler söz konusudur.  Böyle bir güçlü öneri karşısında bizim Türk tarafı olarak bunu elimizin tersi ile itme gibi bir lüksümüzün olmadığını, bu önerinin müzakere edilebileceğini, değerlendirilebileceğini ve bir ortak çıkış noktası bulunabileceğini düşünüyorum.”

“Meclisi bilgilendirmek zorundadır”

“Konuya alakalı Sayın Tatar’ın açıklamasını okumuş değilim. Bu konu canlı bir konudur. Parti Başkanımızda Sayın Tatar’ın kendi başına hareket ettiğini ortaya koyarak bir an önce gerek meclisi bilgilendirme gerekse siyasi parti başkanlarını bilgilendirme konusunda Sayın Tatar’ın adım atması gerektiği çağrısını yaptı. Sayın Tatar, Sayın Lute ile görüşüyor. Sayın Lute gelip gidiyor ve bugüne kadar herhangi bir şekilde meclis bilgilendirilmiş değildir. Biz meclisin acilen bilgilendirilmesi gerektiği çağrımızı yapıyoruz. Sayın Tatar meclisi bilgilendirmek durumundadır. Gelişmeleri karşılıklı değerlendirmek durumundayız. Meclisi Kıbrıs Türk halkının iradesini yansıtıyor. İster meclisi isterse siyasi parti başkalarını ortak akıl arama ve diyalog sürecini başlatmak durumundayız. Bu konuların tartışılması gerekiyor” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Güngördü: Beylerbeyi’nde 21 pozitif vaka!
Güngördü: Beylerbeyi’nde 21 pozitif vaka!
“Alınan kararlar okullarda kaos yarattı”
“Alınan kararlar okullarda kaos yarattı”