“BATAKLIKTA ÇIRPINIYORUZ”

“BATAKLIKTA ÇIRPINIYORUZ”

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Ögütlenme, Disiplin & Birlik Başkanlar Kurul Başkanı Mahmut Kanber, ülkenin tek derdinin yoksullaşmak olmadığını belirterek, iradesini teslim edenlerin kime ve neden teslim ettiklerini sorgulamadığımız sürece iyi günler görmenin mümkün olmayacağını söyledi

Editor: Süperadmin
16 Mayıs 2022 - 09:33
Reklam

Mahmut Kanber, bugüne kadar popülizmden öteye geçmeyen söylemlerin küçük zümresel çıkar gruplarını memnun ettiğini, toplumun aklıyla alay etmekten öteye geçmediğini söyleyerek, sonucun ise kocaman bir sıfır olarak önümüzde durduğunu belirtti

Kanber, “Ne yaşıyorsak yaşadıklarımızın bedelini toplum olarak söylediğimiz ya da söylemediklerimizden dolayı yaşadığımızı, hiçbirimizin kendimizi ayrıştırmadan tek sorunumuzun ekonomi olmadığını anlamalıyız. Tek sorunumuzun yoksullaşma ve hayat pahalılığı olduğu noktaya çekilerek birçok özgürlüğümüzün kısıtlanmasına ve gözden kaçırılmasına müsaade etmemeliyiz” dedi

“Ülkemizde son seçimden sonra yaşananlar, arka arkaya bozulup kurulmaya çalışılan hükümetler, yazılmış bir senaryonun oyuncuları tarafından oynanmaktadır” diyen Kanber, “özgürlüklerimizden daha ne kadar taviz vereceğiz? Toplumun kendi seçtiklerinin bile kendi temsiliyetini ortaya koyamadığı bir düzen içinde süreci izlemek yeterli ve doğru değildir. Dur diyeceğimiz zaman geldi de geçiyor bile” diye konuştu

Kanber, “Öyle bir hale geldik ki siyaseten temsiliyeti olan bir parti başkanının söylediklerinden dolayı tahammülsüzlük gösterilip, ifadeye çağrılması anti demokratiktir, kabul edilemez. Kıbrıs Türk toplumunun seçilmiş temsilcilerine verdiği vekalet, kendi toplumunun kendisine emanet ettiği yetki olduğunu düşünmüyorlar, yaratılmaya çalışılan bireyden başlayıp sorgulamayan topluma dönüşen yapının sonuçları olduğunu görmemezlikten gelmek başımıza bundan sonra geleceklerin de artarak sürmesine sebebiyet verecektir” şeklinde konuştu

 

Yeni Bakış

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Ögütlenme, Disiplin & Birlik Başkanlar Kurul Başkanı Mahmut Kanber, esnaf, zanaatkar, üretici,marketçi, off licence, turizm ve diğerleri hiç  ayrımsız toplumun tüm kesimlerinin  ve iş insanlarının ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılardan etkilenmemesinin mümkün olmadığını belirterek,  etkilenip etkilenmemesi dışında birçoğunun iş yerlerini kapattığını, birçoğunun kapatmak üzere olduğunu söyledi. Kanber, birçoğunun da bataklığın içinde çırpınmaya devam ettiğini ifade ederek, ülkeyi yönetenlerin de bataklıktan çıkmak yerine daha da çıkılmaz hale gelen yapısal sorunların çözümlerini üretmediklerini kaydetti. Kanber, ülkeyi yönetenlerin “ben bilirim” demekten başka bildiği bir şey demediklerini belirterek, “anlatmalıyız bilmediklerini öğretmeliyiz” dedi.

“Dur diyeceğimiz zaman geldi de geçiyor bile”

Uzun zamandır ülkeyi yönetenlere sorunları ve çözümlerin neler olduğunu tüm kesimlerin en iyi şekilde iletildiğini ifade eden Kanber, sorunların hep görmezden gelinmeye devam edildiğini belirtti. Kanber, dünyada yaşanan pandeminin ülkemizde de birtakım sorunlar yarattığını bu gerçeklerin göz ardı edilemeyeceğini söyleyerek, ancak 2 yılı bulan ve süreci zamana yayarak esnafın, iş insanlarının, sektörlerin sadece borçlanarak hayatlarını sürdürebilecekleri kapitalist yöntemlerin çare olarak gösterildiğini kaydetti. “2 yıl içinde tüm tasarruflarımızı ve önümüzdeki yılların bedelini ödeyeceğimiz borçlanmalara yanlış yönetimler sebep olmuştur diyen Kanber, “bu nedenle artık dur diyeceğimiz zaman geldi de geçiyor bile” diye konuştu. Mahmut Kanber, ülkedeki yönetimin kendi siyasal anlayışının ülkeyi bir şirket gibi görmesini kar zarar ilişkisi üzerinden tanımlar yaparak, ekonomiyi anlatmalarının özel sektörü nereye koydukları ile beraber, kamu çalışanlarını da şirketin elemanları gibi görmelerinin normal bir durum olmadığını belirtti.  

“Toplumun aklıyla alay ediliyor”

Kanber, dünyada akaryakıtın ve enerjinin maliyetler noktasında yükseldiğinin bilindiğini, bilmekle birlikte ekonomideki kayıpların artmaması, işletmelerin kapanması, 50 bine yakın istihdamın sigorta kaydından düşmesi yönetilemeyen bu sürecin sonunda kapanmaların artması ile birlikte istihdamın da eksilmesinin ülke ekonomisine ne gibi fayda getireceğini ülkeyi yönetenlerin bilmeleri gerektiğini vurgu yaptı. Kanber, bugüne kadar popülizmden öteye geçmeyen söylemlerin küçük zümresel çıkar gruplarını memnun ettiğini, toplumun aklıyla alay etmekten öteye geçmediğini söyleyerek, sonucun ise kocaman bir sıfır olarak önümüzde durduğunu belirtti. Kanber, “Yiyecek içecek sektörünün ve turizmin, esnafın ve tüketicinin alkollü içeceklere konan verginin ne tür bir maliyeti olacağını düşünmeden devletin kasasına ne kadar daha para gireceğini hesaplayan bu yapının sonuçlarına katlanmalıdır” diyerek, ülkede sütten daha ucuz olduğunu söyleyerek alkole zam yapan zihniyetin aslında topluma ve ülke ekonomisine bakış açısını net bir şekilde göstermekte olduğunu dile getirdi.

“Bizi hiç şaşırtmadılar”

“Hiçbir araştırma yapmadan ülkedeki temel tüketim ürünlerinin sosyal devlet tanımına uygun çok ucuz ve ihtiyaçlılara bedelsiz verilmesi için alkollü içeceklere zam yapıldığına inanmıyoruz” diyen Kanber, “Zamlar yapılırken sektörlerin hangi şekilde etki göreceği ile ilgili bir analiz yapılmadan örneklemeden, 300 civarında offline işletmelerinin ekonomideki etkisi nedir, istihdama etkisi nedir bakılmıyor.  Yiyecek içecek alanında yaklaşık 1500 işletme bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmının alkol satışı yaptığını ve bu maliyetlerin nasıl kaldırılacağını işletmelerin ve tüketicinin bundan nasıl etkileneceğini bu alanda istihdamın eksildiğinde kamu maliyesine etkisinin hesaplanması gibi konuların ülkeyi yönetenlerin gündeminde değildir.  Bundan önceki yaptıklarıyla da bundan sonraki yapacakları ile de bizi hiç şaşırtmamışlardır” diye konuştu.

“Örgütlü temsilciler ile görüşülmeden, biz yaparız olur deniliyor”

“Enerji maliyetlerinin esnafı, üreticiyi iş insanlı sanayici nasıl etkileyeceği ve sonucunda ekonomide hangi etkileri yaratacağı ile ilgili bugüne kadar bir rapor ya da bir analiz görmediğimiz gibi bunları bu yapıların örgütlü temsilcileri ile görüşülmeden, biz yaparız olur deniliyor” diyen Kanber,  bu esnaf bu iş insanları buna alışmıştır gibi davranarak geldiğimiz bu koşullarda bu zamların hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini ve bunun çözümünün var olduğunu bunun için öncelikle toplumun bu kesimleri ile ilgili bu sorunları çözmek için samimi gerçekçi ve sonuç alıcı görüşmeler sağlayarak sonuç odaklı çalışmaların topluma yansıtarak uygulanmasını sağlamaktan başka çarenin olmadığına vurgu yaptı.

 

“Tek derdimiz yoksullaşmak mı?”

“TL’nin değer kaybının devam ettiğini, kazançlarımızın yüksek oranda Türk parası olduğu harcamaların büyük bir kısmının dövize endeksli olduğu bir ekonominin içinde esnaf olmak işi insanı olmak üretici olmak asgari ücretle çalışan olmak ne anlama gelir varın siz düşünün” diyen Kanber, şöyle devam etti, “Burada sorumluluk yüksek gelir gruplarına ve kamu çalışanlarına da düşmektedir. Hepimiz aynı ülkede aynı hayat pahalılığında ve zorluklar içinde yaşarken birbirimizi anlayarak sorunlarımızı ortaklaştırarak bu durumun içinden çıkabileceğimize inanmalıyız ve sonuçlarını da birlikte mücadele ederek ülkeyi yönetenlerin kaynakları tüm halkın ihtiyaçları noktasında adil, şeffaf, görülebilir ve sürdürülebilir bir şekilde planlar çerçevesinde yaparak hep birlikte dayanışma içinde bir sistem oluşturmalıyız.  Ne gerekiyorsa onu yapmak için sokağa çıkarak demokratik hakkımız olan haklarımızı talep edeceğimizi bu dayanışmaya hepimizin birlikte vereceğimiz tepkiye bağlı olduğunu biliyor olmanın ötesinde göstermeliyiz. Tüm zamların geri alınması adil ve sürdürülebilir bir ekonomik düzen için birlikte mücadele ve dayanışma için var mıyız? Tek derdimiz yoksullaşmak mı? Ülkedeki siyasetin, demokratikleşmenin demokrasiye, insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde değerlendirme anlayışına varamayan seçilmişler, seçilmişliğin yarattığı tahammülsüzlük demokrasideki hak ve özgürlüklerin, çoğunluklar tarafından değerlendirebileceğine inananlar toplum iradesini yok sayanlardır. Ülkemizde son seçimden sonra yaşananlar arka arkaya bozulup kurulmaya çalışılan hükümetler, tabi ki yazılmış bir senaryonun oyuncuları tarafından oynanmaktadır. Öyle ki aylardır uğraşılıp kurulamayan hükümetler bir bakıyorsunuz saatler içinde kuruluyor ve onaylanıyor, bu hangi demokratik gelenek ya da tahammül ya da siyasi etiğe uygundur? Toplumumuzun bu tür olayları ne zaman nerede ve nasıl değerlendireceğini merak etmekten kendimi alıkoyamıyorum.”

“Tek sorunumuz ekonomi değil”

Mahmut Kanber, “Ne yaşıyorsak yaşadıklarımızın bedelini toplum olarak söylediğimiz ya da söylemediklerimizden dolayı yaşadığımızı, hiçbirimizin kendimizi ayrıştırmadan tek sorunumuzun ekonomi olmadığını anlamalıyız. Tek sorunumuzun yoksullaşma ve hayat pahalılığı olduğu noktaya çekilerek birçok özgürlüğümüzün kısıtlanmasına ve gözden kaçırılmasına müsaade etmemeliyiz” diyerek, “ülkemizdeki eksik olan ama sistemsel olarak demokratik bir ülke olduğumuzu, hukuka dayandığımızı, anayasamızda sosyal devletin tarifine rağmen özgürlüklerimizden ve demokratik anlayışınızdan daha ne kadar taviz vereceğiz! Toplumun kendi seçtiklerinin bile kendi temsiliyetini ortaya koyamadığı bir düzen içinde süreci izlemek yeterli ve doğru değildir” dedi.

İradesini teslim edenlerin kime niye teslim ettiklerini sorgulamalıyız

Kanber, şunları belirtti, “Öyle bir hale geldik, ki siyaseten temsiliyeti olan bir parti başkanının söylediklerinden dolayı tahammülsüzlük gösterilip, ifadeye çağrılması anti demokratiktir, kabul edilemez. Kıbrıs Türk toplumunun seçilmiş temsilcilerine verdiği vekalet, kendi toplumunun kendisine emanet ettiği yetki olduğunu düşünmüyorlar, yaratılmaya çalışılan bireyden başlayıp sorgulamayan topluma dönüşen yapının sonuçları olduğunu görmemezlikten gelmek başımıza bundan sonra geleceklerin de artarak sürmesine sebebiyet verecektir. Toplumsal irade, toplumsal kalkınma, toplumsal demokrasi anlayışının sonuçları, seçilerek temsiliyet hakkı kazananların bakış açılarının farklı olduğunu düşünmüyorum. Sebep sonuç ilişkisi aslında durumu analiz ettiğimizde meselenin sadece ülkeyi yöneten siyasilerden kaynaklanmadığını iradesini teslim edenlerin kendi iradelerini kime niye teslim ettiklerini ortaya koyup, sorgulamadıkça süreç bu noktadan daha da ileriye giderek daha iyi günler göremeyeceğimiz kanısındayım.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Çaldığı 87 bin 941 TL'yi casinoda yedi
Çaldığı 87 bin 941 TL'yi casinoda yedi
 Hür-İş Asgari Ücret tespit Komisyonu’nun neden toplanmadığını sordu
Hür-İş Asgari Ücret tespit Komisyonu’nun neden...