“Bölgesel istikrar tehdit altında”

“Bölgesel istikrar tehdit altında”

YDÜ Siyaset Bilimi Öğretim üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, ABD-İran arasında, Libya’da ve Doğu Akdeniz’de meydana gelen gerilimlerin ve çarpışmaların sona ermesi için bölgenin barışa ihtiyacı olduğunu belirtti

Editor: Yeni Bakış Editör 2
09 Ocak 2020 - 08:00

YDÜ Siyaset Bilimi Öğretim üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, ABD ve İran’ın, Irak üzerinde doğrudan çatıştığını ve BM Genel Sekreteri Guterres’in  sağduyu çağrısı yaptığını belirterek, “ABD İran’ı kara ordusunu göndererek istila etmeyi planlamıyor olabilir, ancak iki devlet arasındaki sıcak çatışma durmazsa bunun bölgesel barış ve istikrar açısından tehdit oluşturacağı ortada. Umarım taraflar sağduyuyu seçip çatışmayı durdururlar” diye konuştu. 

“ABD’nin Irak’taki askeri mevcudiyetini meşrulaştıran IŞİD’e karşı mücadeleydi. Irak Meclisi Şii vekillerin oylarıyla başını ABD’nin çektiği IŞİD’e Karşı Mücadele Koalisyonu’nun Irak’ı terk etmesi kararına vardı ve bu ABD’nin Irak’taki askeri varlığını zora sokan bir gelişme oldu” diyen Kıralp, bu gerilim içerisinde Irak Şiilerinin İran ile daha da yakınlaştığını ve  İran’ın yine Irak’ta ABD askerlerinin bulunduğu Ayn el-Esad üssünü vurduğunu belirtti.  

Kıralp, Mısır ve müttefikleri ile Türkiye arasında doğalgaz çekişmesinde yaşanan uyuşmazlığın bir boyutunu da Libya krizinde görmekte olduğumuzu söyleyerek, Libya’da birbirleriyle çatışan iki farklı gücü destekler duruma gelen Rusya ile Türkiye arasında bir sorun yaşanmasının son derece muhtemel olduğunu söyledi.

“Türk askeri Libya’da doğrudan çatışmaya girmeyebilir ve müttefiki olan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne stratejik danışmanlık benzeri katkılarda bulunabilir” diyen Kırlap,  Libya krizinin bölgesel ve uluslararası bir kriz ve Türkiye’nin de bu krizde taraf olduğunun ortada olduğunu söyledi.

 

Deniz ABİDİN 

 

YDÜ Siyaset Bilimi Öğretim üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, 2015 yılında ABD’de Barack Obama iktidardayken Washington-Tahran ilişkilerinin  yumuşadığını belirterek,  İran, ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya arasında bir anlaşma imzalandığını hatırlattı. Kıralp,  bu anlaşma uyarınca İran’ın  hassas nükleer faaliyetlerini sınırlama taahüdünde bulunduğunu ve topraklarını uluslararası gözlemcilerin denetimine açtığını belirterek,  böylelikle İran’a yönelik ekonomik yaptırımların  durdurulduğunu kaydetti.  Donald Trump’ın  ise 2018 yılında bu anlaşmadan çekildiğini, İran’a karşı ilave şartlar getirdiğini ve yaptırımları yeniden başlattığını ifade eden Kıralp,  o noktadan itibaren ABD-İran ilişkilerine gerilimin  hakim olduğunu söyledi. 
Kıralp,  2019 yılında ABD İran Devrim Muhafızları’nı terör örgütleri listesine eklediğini belirerek,  ABD İran’ı Umman körfezinde petrol tankerlerine ve Suudi Arabistan’da bir petrol tesisine yapılan saldırılardan sorumlu tuttuğunu belirtti. Kıralp,  İran’ın  ABD’ye ait bir İnsansız Hava Aracı’nı düşürdüğünü ve 2015’te imzaladığı nükleer faaliyetleri sınırlandırma anlaşmasına uymayacağını duyurduğunu söyledi. 2019 Aralık ayında ABD ile İran arasındaki çatışmanın Irak üzerinde yoğunlaştığını belirten Kıralp,  Kerkük’teki Amerikan üssüne saldırı yapıldığını ve bunun karşısında ABD Irak ve Suriye’deki Hizbullah güçlerini vurduğunu kaydetti.  
ABD’nin Bağdat büyükelçiliği Şii milislerin baskınına uğradığını ve ABD İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani’yi ve İran destekli Haşdi Şabi güçlerinin başkan yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’i yine Irak’ta, insansız hava aracı (drone) kullanarak katlettiğini belirten Kıralp, ABD’nin  bu saldırıyı doğrudan üstlendiğini, 
İran’ın ise intikam alacağını duyurduğunu kaydetti.

“İki devlet birbirleriyle Irak üzerinde doğrudan çatışıyor”
 Kıralp, “Belirtmekte  yarar var ki Süleymani ve el-Mühendis  Şii dünyasında saygın, sadece ABD’ye karşı değil aynı zamanda IŞİD’e karşı mücadelede de önemli rol oynamış iki üst düzey yetkiliydi. ABD’nin Irak’taki askeri mevcudiyetini meşrulaştıransa IŞİD’e karşı mücadeleydi. Irak Meclisi Şii vekillerin oylarıyla başını ABD’nin çektiği IŞİD’e Karşı Mücadele Koalisyonu’nun Irak’ı terk etmesi kararına vardı ve bu ABD’nin Irak’taki askeri varlığını zora sokan bir gelişme oldu. 
Ayrıca bu gerilim içerisinde Irak Şiileri İran ile daha da yakınlaştı. Sonrasında, İran yine Irak’ta ABD askerlerinin bulunduğu Ayn el-Esad üssünü vurdu. İki devlet birbirleriyle şu an için Irak üzerinde doğrudan çatışıyor ve BM Genel Sekreteri Guterres sağduyu çağrısı yapıyor. 
ABD İran’ı kara ordusunu göndererek istila etmeyi planlamıyor olabilir, ancak iki devlet arasındaki sıcak çatışma durmazsa bunun bölgesel barış ve istikrar açısından tehdit oluşturacağı ortada. 
Umarım taraflar sağduyuyu seçip çatışmayı durdururlar” diye konuştu. 

“İmzalar projenin hayata geçeceğini kesinleştirmez”
Kıralp, imzalanan EastMed anlaşması konusunda ise,  EastMed projesini  Kıbrıs Rum tarafı, Yunanistan ve İsrail’in  anlaşmayı devletler düzeyinde imzaladıklarını, ancak bu EastMed projesinin hayata geçeceğini kesinleştirmediğini kaydetti. Kıralp, EastMed’in, Doğu Akdeniz’den Girit’e, Girit’ten Yunanistan’a ve sonra da İtalya’ya ulaşacak bir hat üzerinden Avrupa’ya doğalgaz taşınmasını hedeflemekte olduğunu belirterek, şöyle devam etti, “Bu projenin önünde duran bazı ciddi sorunlar vardır.
 Örneğin, İtalyan hükümetinin üzerinde çevreci aktivistlerin bir baskısı söz konusudur ve İtalya henüz anlaşmayı imzalayamamıştır. 
Ayrıca, böylesi bir boru hattının inşa edilmesi son derece masraflıdır ve İtalya’ya ulaşabilecek uzunlukta bir hattın maliyetinin 10 milyar doları bulabileceği ifade edilmektedir. 
Uzmanlar Doğu Akdeniz gazının EastMed aracılığıyla Avrupa’ya satılması durumunda satıcıların boru hattının masrafını çıkarıp kazanç etmesi için 1,000 kübik feet doğalgazı 8 dolara satmaları gerektiğini belirtiyor. Bu da 1,000 kübik feet’i 4 dolara düşen Avrupa’daki doğalgaz fiyatının iki katıdır. Açıkçası, Avrupa’daki alıcılar bu kadar masraflı bir doğalgazı cazip bulamayacağı ve satıcılar da zararına doğalgaz satamayacakları için EastMed ekonomik açıdan son derece sorunlu bir projedir ve vazgeçilmesi hiç de ihtimal dışı değildir. Doğu Akdeniz doğalgazının Avrupa’ya nakledilmesi için Türkiye başta olmak üzere tüm bölgesel aktörlerin katılacağı bir işbirliği gereklidir.”

“Türkiye ile Libya’nın rızası olmadan  boru hattı geçirilemez’ mesajı veriliyor”
Doç. Dr. Şevki Kıralp, Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’de kendisini dışlamaya çalışan İsrail, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının kurdukları ittifak karşısında Libya ile deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması imzaladığınıbelirterek, bu anlaşmanın “Türkiye ile Libya’nın rızası olmadan Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya boru hattı geçirilemez” mesajı vermekte olduğunu  çünkü üzerinde anlaşılan bölgelerin  Doğu Akdeniz’in çıkışını kapatmakta olduğunu söyledi.
Yunanistan’ın  bu anlaşmaya “Türkiye Girit’in güneyinde hak iddia edemez” diyerek itiraz ederken Türkiye’nin  “deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölgeler belirlenirken ülkelere ait adalar dikkate alınmaz” tezini benimsemekte olduğunu belirten Kıralp,  “şu an için net olan, BM tarafından meşru hükümet kabul edilen Libya’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Türkiye’nin bölgedeki müttefiki olduğudur. 
Türkiye bu ittifak doğrultusunda Libya’ya askeri personel gönderme kararına varmıştır. Türkiye’nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne karşı savaşan General Hafter güçlerini Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır açıktan, Rusya ise gizliden desteklemektedir. 
Türk askerinin Libya’daki varlığından rahatsız olan Mısır konuyu Fransa, İtalya, Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan’la dışişleri bakanları düzeyinde yaptığın toplantının gündemine taşıdı” de-di.

“Rusya ile Türkiye arasında bir sorun yaşanması muhtemeldir”
Kıralp, dolayısıyla Mısır ve müttefikleri ile Türkiye arasında doğalgaz çekişmesinde yaşanan uyuşmazlığın bir boyutunu da Libya krizinde görmekte olduğumuzu söyleyerek, Libya’da birbirleriyle çatışan iki farklı gücü destekler duruma gelen Rusya ile Türkiye arasında bir sorun yaşanmasının son derece muhtemel olduğunu söyledi.

“Türk askeri Libya’da doğrudan çatışmaya girmeyebilir”
“Türk askeri Libya’da doğrudan çatışmaya girmeyebilir ve müttefiki olan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne stratejik danışmanlık benzeri katkılarda bulunabilir” diyen Kırlap,  Libya krizinin bölgesel ve uluslararası bir kriz ve Türkiye’nin de bu krizde taraf olduğunun ortada olduğunu söyledi. Kıralp, bütün bu gerilimlerin ve çarpışmaların sona ermesi için bölgenin hem Libya’da, hem Doğu Akdeniz’de hem de ABD-İran geriliminde barışa ihtiyaç olduğunu belirtti.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“KıbrıslıTürkler tahakküm altındadır”
“KıbrıslıTürkler tahakküm altındadır”
Sosyal Sigortalar Yasası  Değişikliği Meclis’ten geçti
Sosyal Sigortalar Yasası Değişikliği Meclis’ten geçti