Cinsel istismar göz ardı ediliyor!

Cinsel istismar göz ardı ediliyor!

Yeni Bakış’a konuşan uzmanlar, Çocuk İzlem Merkezleri’nin (ÇİM) hala olmadığına vurgu yaparak, çocuklara karşı işlenen suçlarda zarar oluştuktan sonraya odaklanıldığını, cinsel istismarı önlemede sınıfta kalındığını belirtti

Editor: Süperadmin
17 Ekim 2020 - 11:59

Uzman Klinik Psikolog Bengü Berkmen, çocuk istismarı kapsamında şu anda yasaların çok kapsamlı olmadığından söz ederek, yaptırım gücünde yapanın yanına kar kalan bir durumun olduğunu kaydetti.

Berkmen, Çocuk İzlem Merkezleri’nin olmadığından söz ederek, kurulma çalışmalarının yapıldığını söyledi. Sosyal Hizmetler bünyesinde bu hizmetlerin verildiğini kaydeden Berkmen, çocuğun istismara uğradığında bir kez travma yaşamış olduğunu ya da uğradığı istismar sayısına göre travma düzeyinin arttığını belirtti.

Avukat Aslı Murat, çocuk istismarının önlenmesi konusunda, güncel sorunlara cevap verecek doğru düzgün yasaların olmadığından söz ederek, çağdışı uygulamaları içeren yasaları güncellemenin ve çocukların üstün yararı için onları mevzuata dahil etmenin zamanının çoktan gelip de geçtiğini söyledi.

Mağusa’da kızına tecavüz eden kişinin, geçtiğimiz Nisan ayında oğlu ile ilgili işlediği bir suçun basına yansıdığını belirten Murat, “namusa ve ahlaka aykırı suç” (3 aya kadar hapis cezası) işlediği iddiası ile mahkemeye çıkarılıp serbest bırakıldığını söyledi. Murat, “Halbuki orada cinsel istismar suçu (6 yıla kadar hapis cezası) vardı. Polis Teşkilatı ve Savcılık maalesef sınıfta kaldı” diye konuştu.

 

Esengül AYKAÇ

İstismara uğrayan çocukların önce polis karakolunda ifadesi alınıyor daha sonra Sosyal Hizmetler tarafından sorguya çekiliyor, yetmezmiş gibi hakim karşısında istismarcının olduğu salonda ifadesi alınıyor. Uzman Klinik Psikolog Bengü Berkmen, çocuk istismarı kapsamında şu anda yasaların çok kapsamlı olmadığından söz ederek çocuk istismarı yasalarının güncel ve kapsayıcı olmadığını söyledi. Yaptırım gücünde yapanın yanına kar kalan bir durumun olduğunu anlatan Bengü Berkmen, ihmalin çocuk istismarı kapsamında değerlendirildiğini, ancak çocuk istismarında bir yetişkinin çocuğa yaptığı şeylerden çocuğun zarar görmesi ile ihmal durumunda ise bir yetişkinin çocuğa bakım yapmaması olarak değerlendirdi. Berkmen, “Yetişkinin çocuğa bakım vermemesi, doktora götürmemesi gibi yetişkinin yapması gereken sorumlulukları yerine getirmediği için çocuk zarar görür” ifadelerine yer verdi.

“Cinsel istismarın belirtileri kendisini fiziksel olarak göstermeyebilir”

“Fiziksel istismarın belirtileri çocuğun bedeni üzerindeki yaraların kaza ile açıklanamayacak yaralar olarak açıklanabilir” diyen Berkmen, “Tokat izi, cetvelle vurulduysa onunla ilgili izlerin olması, kulağın çekilmesi gibi ya da çocuğun ifadesi olarak değerlendirilebilir” diye konuştu. “Cinsel istismar belirtilerinin kendini fiziksel olarak göstermeyebilir” ifadelerini kullanan Berkmen, bu durumda çocuğun davranışlarına bakılması gerektiğine işaret etti. Berkmen,  çocuğun uyku ve beslenme düzeninde değişimlerinin başlaması, daha önce sevdiği aktiviteleri sevmemeye başlaması, öfke nöbeti göstermesi, kaygı belirtileri, korku belirtilerini göstermeye başlaması gibi davranışsal belirtileri göstermeye başladığını belirtti.

“İstismarcı çocuk üzerinde sır oyunları yapabilir”

Genellikle istismar olaylarında istismarcının öncelikle çocuğun güvenini kazandığını anlatan Berkmen, istismarcının sır oyunu oynayarak çocuğu tehdit etmeye başladığını daha sonra istismara devem ettiğini belirtti. Berkmen, çocuğun ebeveynleri ile arasındaki davranışlarında olan değişimlere bakmak gerektiğinden söz etti.

“Çocuğun gelişiminde gerileme olabilir”

İstismara uğrayan çocukların hekimler tarafından nasıl fark edileceğini anlatan Berkmen, çocuğun beslenme alışkanlıklarının çok düzenli olmadığından ötürü çocuğun boy ve kilosunda yaşına göre daha geri bir düzeyde küçük bir çocuk gibi göründüğünü söyledi. İstismara uğrayan çocukların yazın ortasında kışlık kıyafetleri tercih ettiklerini, kışın ortasında daha ince kıyafetler giymeyi tercih ettiklerini anlatan Berkmen, çocuğun öz bakımının düşük olduğunu, yıkanması temizliği ile ilgili gerekli uygulamaların çok fazla yapılmadığını ya da öğretmenlerin velilere yolladığı uyarı kağıtlarının olduğunu, bu kağıtların okul gezileri hakkında ya da ödevler hakkında olan bu kağıtların sürekli gidip geldiğini, ebeveynin de bu kağıtlara bakmadığını vurguladı. Ebeveynin çocuğa yapması gereken davranışları yerine getirmemesi sonucu çocuğun zarar gördüğünü kaydeden Berkmen, çocuğun gelişiminin yavaşlaması olarak bu durumun değerlendirilebileceğini anlattı.

“Çocuğa erken yaşta eğitim verilmesi gerekiyor”

Çocuğa yönelik cinsel istismar konusunun cinsellik içerdiği için tabu şeklinde olan yetişkinlerin genel olarak istismarcıları dışarıda aradığı, yabancı insanların olduğunu düşündüğü yaygın yanlış bir inanışın olduğundan söz eden Berkmen, yapılan çalışmalarda da görüldüğü üzere genellikle çocuğun güvendiği bildiği ya bir aile üyesi ya da ailenin çevresindeki bir yetişkin olan bir ergen tarafından da istismarın olduğunu söyledi. Yetişkinlerin çocuklarına çok erken bir yaşta cinsel eğitim vermeleri gerektiğinden bahseden Berkmen, çocuğun beden bölgelerinin ne olduğu, nasıl korunacağı konusunda herhangi bir rahatsız edici bir dokunuşa maruz kalması sonucunda bu durumu çocuğun güvendiği birisine anlatması gibi mümkün olduğunca çocuğun erken yaşta kendisini koruma becerilerinin geliştirilmesi için ebeveynlerin çocuklarını eğitmesi gerektiğini kaydetti.

“Kendilerini koruma becerilerinin geliştirilmesi gerekiyor”

Berkmen, “Kurumsal olarak genel istismar konularını kapsayacak olursak, bu konuların eğitim müfredatlarına girerek çocuklara düzenli olarak aktarılması ve kendilerini koruması yönünde pekiştirilmesi gerekiyor. Çoğunlukla kültürel unsurlar da işin içerisine girdikçe çocuk yapılan bu davranışın yanlış bir şey olmadığını düşünebiliyor. Çocuk dayak yediğinde sanki çok doğal bir şeymiş gibi algılayabiliyor. Konuyla ilgili eğitim sisteminde bu konuların yer alması, ders olarak anlatılması ve çocukların kendilerini koruma becerilerinin geliştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Ülkemizde ÇİM hala yok”

Çocuk İzlem Merkezlerinin (ÇİM) kuruluş amaçlarına da değinen Berkmen, şu anda ülkede ÇİM’in olmadığından söz ederek kurulma çalışmalarının yapıldığını söyledi. Sosyal hizmetler bünyesinde bu hizmetlerin verildiğini kaydeden Berkmen, çocuğun istismara uğradığında bir kez travma yaşamış olduğunu ya da uğradığı istismar sayısına göre travma düzeyinin arttığını belirtti. Berkmen, ÇİM’in amacının aynalı görüşme odasında uzmanlar tarafından tek bir defa sorgulanarak mahkeme sürecinde tekrar tekrar farklı uzmanlar tarafında tekrarlanan sorgulamalara girmemesi ve daha az travma yaşaması ile ilgili olduğunu belirtti. 

“Ülkemizde çocuk istismarı verileri yok”

Berkmen, ÇİM’in ülkede aktif olarak işlemesinin geciktirilmesinin sebebinin ne olduğunu bilmediğini, devlet politikaları gereği ya da kurumların işleyiş sistemi ile ilgili olabileceğini söyledi. “Devlet politikalarının nezdinde yapılacak bir şey olduğunu kaydeden Berkmen, ülkede şu anda devlet kurumlarının açıkladığı resmi bir istatistiğin olmadığını, istatistik kurumunun yayınladığı ya da Çalışma Bakanlığı’nın yayınladığı resmi bir yaygınlık çalışması olmadığını, tespit edilen vaka sayısı ile ilgili bir açıklama olmadığını belirtti.

Avukat Aslı Murat:

Zaman kaybetmeden polis karakoluna gidilmeli

Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi Başkanı Avukat Aslı Murat, hukuk sisteminde, suçların soruşturulması için mağdurun şikayetinin gerekli olmadığını kaydetti. Aslı Murat, “Bu sebeple polis teşkilatı, suçun oluştuğunu ihbar eden birinin çağrısı üzerine veya suçüstü durumunda kendiliğinden işlem yapması gerekir” ifadelerini kullandı. Herhangi bir kişi, herhangi bir çocuğun fiziksel şiddete veya cinsel istismara maruz kaldığının farkındaysa, zaman kaybetmeden en yakın polis karakoluna bildirmesinin çok önemli olduğundan söz eden Aslı Murat, buna ek olarak Sosyal Hizmetler Dairesine de bildirilmesinin bir diğer yöntem olarak kullanılabileceğine işaret etti.

“Çocuklara karşı işlenen suçlarda zarar oluştuktan sonraya odaklanıyoruz”

Çocuk istismarının önlenmesi konusunda, güncel sorunlara cevap verecek doğru düzgün yasaların olmadığından söz eden Murat, çağdışı uygulamaları içeren yasaların güncellemenin ve çocukların üstün yararı için onları mevzuata dahil etmenin zamanının çoktan gelip de geçtiğini kaydetti. “Şu anda ciddi anlamda elde olan tek araç BM’nin Çocuk Hakları Sözleşmesidir” diyen Murat, devletteki kurumların da sözleşmeyi uyguladıkları söylenemez olduğundan söz ederek, “Bu husus, meselenin koruma ve mağduriyetin önlenmesi aşamasındaki düzenlemeler için geçerlidir. Esas hedeflenmesi gereken önleyici düzenlemeleri hayata geçirebilmektir. Ama diğer konularda olduğu gibi çocuklara karşı işlenen suçlarda da zarar oluştuktan sonraya odaklanıyoruz. Ne kadar fazla ceza verirsek, suçu o kadar önleyebileceğimize inanıyoruz ki bu doğru değil” diye konuştu.

“Polis Teşkilatı ve Savcılık maalesef sınıfta kaldı”

2014 yılında Fasıl 154 Ceza Yasasında yapılan değişiklikler, çocuk istismarı alanında önemli adımların atılmasına yardımcı olduğunu anlatan Murat, o tarihe kadar ceza yasamızda olmayan “çocuk istismarı suçu” düzenlendiğini kaydetti. Mağusa’da kızına tecavüz eden adamın, geçtiğimiz Nisan ayında da oğlu ile ilgili işlediği bir suçun basına yansıdığını belirten Murat, o dönemde “namusa ve ahlaka aykırı suç” (3 aya kadar hapis cezası) işlediği iddiası ile mahkemeye çıkarılıp serbest bırakıldığını kaydetti. Konuyla ilgili açıklama yapan Murat, “Halbuki orada cinsel istismar suçu (6 yıla kadar hapis cezası) vardı. Ki bu suç diğerinden çok daha ağırdır, ağır cezalık bir suçtur. O dönemde Polis Teşkilatı ve Savcılık maalesef sınıfta kaldı. Bugün de kızına tecavüz ettiği iddiası (ömür boyu hapis) ile ortaya çıktı. Bu aşamada diğer iki kurum yanında Sosyal Hizmetler Dairesi’nin de ihmalinden bahsedilebilir. Çünkü bu durumda bulunan çocukların o kişi ile aynı evde yaşamaya devam etmeleri, istismara ve şiddete davetiye çıkarır. Bunu tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Her şey ayan beyan ortadadır. Devletin ihmali ile iki tane çocuğun istismarına neden olundu. Bu hepimizin utancı ve sorumsuzluğudur” dedi.

“24 yılda bir arpa boyu yol bile kat edilememiştir”

ÇİM’e yönelik yasal düzenlemelerin henüz Meclis’te olduğunu söyleyen Murat, tamamlanan bir çalışma olmadığını kaydetti. Haklar ve özgürlükler söz konusu olduğunda devletin pek de istekli davranmadığını ifade eden Murat, “Bunları zaman ve para kaybı gibi görüyorlar. Halbuki mesela bu olayda olduğu gibi, işletilebilen bir sistemimiz olsaydı bugüne kadar pek çok suça maruz kalan, toplum içinde yitip gitmekte olan çocuklar için çalışmalar yapılabilirdi. Bu görevi devlet yerine sivil toplum örgütleri yapmaya çalışıyor ama bu hiçbir zaman yeterli olmaz” şeklinde konuştu. Devletin, sivil toplum örgütlerinin biriktirdiği deneyimi de içine katarak somut adımlar atması gerektiğinden söz eden Murat, her geçen gün çocukların aleyhine işlediğini söyledi. Kutsal aile masalının bir kenara bırakılması gerektiğini savunan Murat, çocukların büyük bir çoğunluğunun içinde doğup büyümeye çalıştığı ailelerinde ihmal ve istismar yaşamakta olduklarını kaydetti. Murat, “KKTC devletinin 1996 yılında onaylayıp yasa haline getirdiği Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki taahhütlerini yaşama geçirmesi gerekir.  Maalesef aradan geçen 24 yılda bir arpa boyu yol bile kat edilememiştir” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Din-Gör-Sen, Cumhurbaşkanı Seçilen Ersin Tatar’ı Tebrik Etti
Din-Gör-Sen, Cumhurbaşkanı Seçilen Ersin Tatar’ı Tebrik Etti
Türkmenköy’de Yangın
Türkmenköy’de Yangın