Cumhurbaşkanlığı ve Ombudsman bütçeleri oy birliği ile kabul...

Cumhurbaşkanlığı ve Ombudsman bütçeleri oy birliği ile kabul edildi

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi Maliye Bütçe ve Plan Komitesi, 2020 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı kapsamında, dün Cumhurbaşkanlığı ve Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) bütçelerini görüştü

Editor: Yeni Bakış Editör 2
14 Kasım 2019 - 07:42 - Güncelleme: 14 Kasım 2019 - 11:02

UBP Milletvekili Sunat Atun’un başkanlık ettiği komite, dün saat 10.30’da toplandı. Komite ilk olarak Cumhurbaşkanlığı’nın 44 milyon 360 bin 900 TL’lik bütçesini ele aldı. Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu da görüşmede yer aldı. Cumhurbaşkanlığı’nın ardından  Ombudsman’ın 3 milyon 323 bin 400 TL’lik bütçesi görüşüldü.

Nami: Hükümet siyasetini gözden geçirmeli
Bütçe üzerine ilk sözü CTP milletvekili Özdil Nami aldı.Nami, Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesine enflasyon oranında artış yapılmadığını kaydederek, öngörülen artışı eleştirdi.Cumhurbaşkanlığı makamının hak ettiği saygıyı herkes tarafından görmesi gerektiğini kaydeden Nami, hükümetin tavırlarının bunun tersi yönünde olduğunu söyledi.Hükümetin Cumhurbaşkanı’na “Dış temaslar yapma, Rum tarafı ile temas kurma” şeklinde çağrı yaptığını belirten ve bunun kabul edilemeyeceğini söyleyen Nami, “Devletin en üst makamının altını oymaya, arkasından iş çevirmeye kalktılar. Toplumun tepkisini görünce geri adım attılar ama iş işten geçti. Hükümetin siyasetini gözden geçirmesi Kıbrıs Türk halkının menfaatine olacak” şeklinde konuştu.Berlin’deki görüşmeye işaret eden Nami, bu görüşmenin hem Güney’deki hem Kuzey’deki statükonun yıkılmasına imkan tanıyabileceğini söyleyerek, “Cumhurbaşkanımız da bunu en iyi şekilde değerlendirmeli” dedi.Nami, müzakere sürecinde Kıbrıs Türk halkının önemli kazanımları olduğunu ancak artık müzakerelerde sonucu açık sürecin geride kaldığını söyledi.

Toros: Bu küçük bir hesap olur
CTP milletvekili ve Komite Başkan Vekili Fikri Toros da, Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki artışın yetersiz olduğunu kaydederek, hükümetin bunu gözden geçirmesini istedi.
Toros, Kıbrıs konusundaki süreci değerlendirerek, hükümetin adımlarının Kıbrıslı Türklerin müzakere masasında güvenilirliğini sorgulanır hale getirdiğini söyledi. 
Kıbrıs’ta mevcut koşulların sürdürülebilir olmadığını, çözümsüzlüğün sadece adaya değil, bölgeye de istikrarsızlık getirdiğini belirten Toros, “Kıbrıs sorununu iç siyaset malzemesi olarak kullanmakta ısrar ediyoruz ve bütünlük oluşturamıyoruz. Güya parlak fikirlerimiz varmış gibi bunları dile getiriyor, müzakere gücümüzü zayıflatıyoruz. Bunu kınıyorum” dedi. 
Berlin’deki toplantının özel bir önemi olduğunu kaydeden Toros, “Tüm gücümüzü üçlü görüşmeye ve gayri resmi 5’li toplantının önünün açılmasına harcamalıyız” dedi. Toros, yılbaşından sonra bölgedeki gerginliğin artabileceğine de işaret etti. 
Bu görüşmenin Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini kaydeden Toros, “Bu küçük bir hesap olur” dedi.

Manavoğlu: Bu konuşmaların benzerlerini yapmaya devam edeceğiz
HP milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu, Kıbrıs konusunda konuşarak, “Tavrımızı değiştirmezsek bu konuşmaların benzerlerini yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Manavoğlu, “Rum kesiminin federasyon konusunda adım atacağına inanmıyorum. İnanıyordum ama artık inanmıyorum. Bence sol görüşteki arkadaşlar da buna inanmıyor” görüşünü dile getirdi.
Örtülü ödenek konusunda Cumhurbaşkanlığı’ndan hiçbir açıklama yapılmadığını kaydeden Manavoğlu, bu konunun “şaibe yarattığını ve hukuk devleti kurallarıyla uyuşmadığını” söyledi, açıklama talep etti.
Manavoğlu, güven yaratıcı önlemler kapsamında cep telefonlarının adanın iki yanında kullanılmaya başladığını anımsatarak, roaming fiyatlarının yüksek olduğuna işaret etti, adanın kuzeyindeki özel şirketle yeniden pazarlık yapılmasını istedi. 
Ülkedeki asayiş ve güvenlik konusundaki sıkıntıların 10 yıldır devam ettiğini, “son dönemdeki Cumhurbaşkanlarının görev ve yetkilerini kullanarak güvenlikle ilgili bir toplantı yapmadığını” söyleyen Manavoğlu, bu konudaki beklentisini dile getirdi. Manavoğlu, toplumu kutuplaştırıcı açıklamalardan kaçınılmasını da istedi.

Hasipoğlu: Federasyon bir hayaldir
UBP milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kapsamlı çözüm konusunda başarı elde edemediğini savundu.
Hasipoğlu,  “Cumhurbaşkanlarının bunda bir kabahati yok. Çözümü istemeyen Kıbrıs Rum tarafıdır. Bunu görmeliyiz. Federasyon bir hayaldir. Pembe gözlükleri çıkarıp gerçekçi çözüm modelleri üzerine odaklanmayız” dedi. Meclisin bu süreçte daha aktif olması gerektiğini belirten Hasipoğlu, “Meclis, Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs konusunda izlediği stratejinin neresinde? Bir pozisyon ortaya konmadan bizimle de istişare edilmeli. Meclis olarak proaktif olalım. Federasyon olamayacağını tespit edelim, BM’den sürecin çöktüğünü ilan etmesini talep edelim” şeklinde konuştu. 
Cumhurbaşkanı’nın örtülü ödenekle ilgili 4,5 yıldır tek izahat yapılmadığını da belirten Hasipoğlu, “Akıncı’nın Türkiye ile ilişkilerinde de sıkıntı olduğunu” söyledi. 

Özyiğit: Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığını içselleştirmeliyiz
Komite toplantısında söz alan TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki artışı eleştirdi, bunun hükümetin öngördüğü enflasyon oranından daha düşük olduğunu söyledi.Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı’na seçileli 4,5 yıl geçtiğini ancak hala hazımsızlık çekenler olduğunu kaydeden Özyiğit, “Bu makamın saygınlığı içselleştirmeli. Halk kimi seçeceğini bilir. Kim seçilirse seçilsin bu makama saygı göstermek durumundayız” dedi.
Özyiğit, “Verdiğimiz mücadele Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üzerinde durma, kendi kendini yönetme mücadelesidir. Cumhurbaşkanlığı makamına buna öncüsü olarak bakıyoruz” diye konuştu.Türkiye ile ilişkilere de değinen Özyiğit, Türkiye ile eşitler düzeyinde bir ilişki istediklerini belirtti.Cemal Özyiğit, Kıbrıs konusunda da konuşarak, Meclis’le istişare kurulmadığı görüşüne katılmadığını kaydetti, Akıncı’nın gerekli bilgilendirmeyi yaptığını, Meclis’le de görüş alışverişinde bulunduğunu söyledi.Kıbrıs konusunda 11 Şubat belgesine, varılan mutabakatlara ve Guterres çerçevesine işaret eden Özyiğit, “Statükonun yıkılması lazım. Kıbrıs sorununa çözüm bulmalıyız. Umarım, 25 Kasım’daki görüşmede son bölünmüş başkentin birleştirilmesi için adıma atılır” dedi.

Erhürman: Guterres, söylediklerinin arkasında dursun
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ise, seçilen Cumhurbaşkanı’na toplum lideri statüsü de verildiğini, Kıbrıs konusundaki müzakerelerin de bu sıfatla sürdürüldüğünü belirtti, Cumhurbaşkanı’na bu yetkiyi verme konusundaki yetkinin Meclis’te olmadığını hatırlattı.Erhürman, Kıbrıs konusunda “pembe gözlük, gerçekçi gözlük” açıklamalarını da eleştirerek, “40-50 yıldır federasyon görüşülüyor ve sonuç alınamadı deniyor. Peki, harita, mülkiyet, iki bölgelilik konuları sizin önerdiğiniz formülde ne olacak? 
Alternatif konuşulacaksa altını doldurmak lazım” dedi. “Federasyon bitti” açıklamalarına da işaret eden Erhürman, “Bitti dediğiniz şey hala BM’nin masasındadır” şeklinde konuştu. Rum Liderin dışarda başka çözüm modellerini konuşurken BM’ye verdiği hiçbir resmi belgede federasyon tezinden dışarı çıkmadığını söyleyen Erhürman, “Guterres, Berlin’de, söylediklerinin arkasında dursun, masada bunları savunsun ki 5’li görüşmenin önü açılsın” dedi. Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı’nın çözüme ulaşılmayan koşullarda da Kıbrıs Türk toplumu için yapabileceği çok şey olduğunu belirterek, bu makamın tek fonksiyonunun müzakerelerle ilgili olmadığını vurguladı.

Berova: İki devletli çözüm modeli rum tarafı üzerinde de etki yaratıyor
UBP Milletvekili Özdemir Berova ise, Kıbrıslı Türklerin, Rumlarla hiçbir zaman ortak bir yönetim çatısı altında olmadığını kaydetti.“Federasyon konusunda her şey konuşuldu. Federal tez bir anlam ifade etmiyor” diyen Berova, konjonktürün değiştiğini, farklı parametreler ortaya çıktığını söyledi, “İki devletli çözüm modeli Rum tarafı üzerinde de etki yaratıyor” şeklinde konuştu.Berlin’deki görüşmeden sonuç alınacağını düşünmediğini belirten Berova, Rum tarafındaki siyasi partilerin ve Rum Liderin açıklamalarına işaret etti.
Özdemir Berova, “Federasyon neden olmayacak, Rumlar bu konuda hesap vermeli. Hem bu konuda hesap vermiyorlar hem bizi muhatap almıyorlar hem de Türkiye’yi suçluyorlar” dedi.Cumhurbaşkanlığı’na bir sitemi olduğunu belirten Berova, 2015’te Yenikent’te Cumhurbaşkanlığı’na ait bir araziye ilkokul yapmak istediklerini ancak Cumhurbaşkanlığı’nın bunu reddettiğini söyledi. 

Cumhurbaşkanlığı ve Ombudsman bütçesi oy birliği ile kabul edildi
Cumhuriyet Meclisi Ekonomi Maliye Bütçe ve Plan Komitesi, 44 Milyon 360 bin 900 TL olan Cumhurbaşkanlığı bütçesini ve 3 milyon 323 bin 400 TL’lik Ombudsman bütçesini oybirliği ile kabul etti. Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi yarın Başbakanlık ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı bütçelerini ele alacak.

Akansoy: Cumhurbaşkanlığı makamına sorumlu bir tavır içerisinde olunmalı
Cumhuriyet Meclisi Ekonomi Maliye Bütçe ve Plan Komitesi, öğlen verilen aranın ardından Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşmeyi sürdürdü. Aranın ardından ilk sözü CTP Milletvekili Asım Akansoy aldı.  Akansoy, Cumhurbaşkanı’nın önemi ve değerinin tartışılır olmadığını ifade ederek, özellikle Kıbrıs sorununun çözümsüz kaldığı ve hayatı etkilediği bu günlerde Cumhurbaşkanlığı makamına sorumlu bir tavır içerisinde olunması gerektiğini belirtti.
Seçilen kişilerin, örtülü ödenek bütçesinin sorumsuzluğa partisel ve günlük siyasete yönlendirilmemesinin bilincinde olduğunu söyleyerek, bu konuda ülkeyi zor durumda bırakacak söylemlere girilmemesi gerektiğini vurguladı.  Örtülü ödeneğin tartışma konusu yapılmasını eleştirerek, senfoni orkestrasının güzide bir ekip haline geldiğini ve ambargoların delinmesi açısından da kültürel aktivitelerin önemli olduğuna değinen Akansoy, bu nedenlerle de bu kalemin olabildiğince arttırılması gerektiğini söyledi.  Akansoy, Kıbrıs Konusunda farlı görüşlerin olmasının normal olduğunu ancak Cumhurbaşkanlığının görevlerini zayıflatacak söylemlerin yapılmasını doğru bulmadığını belirterek, olaya toplumun kazanımları açısından bakılmasını doğru bulduğunu kaydetti.  19 Nisan 2010’da o zamanki Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Hürriyete, BM parametreleriyle devam edeceğini anlattığı demeçten alıntılar yaparak, kim kazanırsa kazansın BM parametreleri çerçevesinde davranmasının zorunlu olduğunu ifade eden Akansoy, geçmişten bugüne 50 yıldır federasyon görüşülüyor söylemini kabul etmelerinin mümkün olmadığını çünkü sadece Mehmet Ali Talat ve Mustafa Akıncı’nın bu konuda çalışma yaptığını savundu.  Akansoy, toplumun farklı kesimlerinin farklı ideolojileri savunmasının Cumhurbaşkanının elini zayıflatacağını yineleyerek, müzakere sürecinde neler konuşulduğunu kimsenin ayrıntılı bilmediğini ve bunun yanlış olduğunu söyledi.  Hükümet programında da yer alan işbirliği modeliyle ilgili yeterli bilgi olmadığını ve bunun altının doldurulması gereken bir söylem olduğunu savunan Akansoy, işbirliği diye bir model değil söylem olduğunu savundu.  
İlkesiz bir müzakere sürecinin bir yere gidemeyeceğini söyleyen Akansoy, kendilerinin önümüzdeki dönemde kim Cumhurbaşkanı olursa olsun sürdüreceği politikayla ilgili topluma ayrıntılı bilgi vermesi gerektiğini belirtti.  
Akansoy, Gueteres çerçevesinin korkulacak bir belge olmadığını, sonuca gidebilmek için bir yöntem olduğunu ifade ederek, Gueteres çerçevesi hakkında ve çıkış süreciyle ilgili ayrıntılı bilgi verdi, niye kabul edildiğine değindi ve bunun sürdürülmesi gerektiğini anlattı.  Ülkenin güçlü bir dış siyasete ihtiyaç olduğunu ve dünyanın farklı yerlerindeki temsilciliklerin bu konuda neler yaptığını bilmek istediğini kendisinin bu konuda büyük çekinceleri olduğunu ifade eden Akansoy, ”Birbirimiz bu kadar yıpratma lüksümüz nerede “ diye sordu.

Berova: Sonuç odaklı ve süreli bir müzakere olması gerek
UBP Milletvekili Özdemir Berova da, CTP milletvekilerinin yaptığı konuşmalardan, Kıbrıs sorunun geldiği son noktada sonuç odaklı ve süreli bir müzakere olması gerektiği algısında olduklarını gördüğünü belirterek, Kasım sonunda yapılacak 3’lü görüşmeye anlam veremediklerini kaydetti. Berova, bu görüşmeden sonuç çıkmayacağının aşikar olduğuna inanç belirtti.  Kıbrıs konusunda ve hidrokarbon yatakları konusunda Türkiye’nin attığı adımlardan uluslararası camianın duyduğu rahatsızlıklara değinen Berova, Kıbrıs Türk halkının bugün üzerinde yaşadığı topraklarda hür yaşamak arzusunda olduğunu ve bunun için de atılacak her adımın, her türlü fikrin realite içermesi gerektiğini söyledi. Berova, zaman içinde, hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir olgu içinde yaşanabileceğini kaydetti.

Çeler: Cumhurbaşkanı makamına toplum olarak sahip çıkılması gerek
TDP Milletvekili Zeki Çeler de, toplumda cumhurbaşkanının en üst makam olduğunu ve bu makama toplum olarak sahip çıkılması gerektiğini söyleyerek, lobiciliğin daha da arttırılması için Maliye Bakanlığı’nın kaynağı olup olmadığını sordu.  
O makama her gelenin BM parametreleri çerçevesinde hareket etmek zorunda olduğunu belirten Çeler,  seçimlerin gelip geçeceğini, bu makamlarla ilgili yapılan konuşmaların da tutanaklarda kalacağını, onun için rakamlar üzerinden konuşmanın daha uygun olacağını kaydetti.

Hüdaoğlu: Cumhurbaşkanlığı olarak gereksiz harcamalardan kaçındık
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı, Gürdal Hüdaoğlu da, rakamasal olarak bütçeye ilişkin, her yıl olduğu gibi Maliye Bakanlığı’na bir öneri ile gittiklerini belirterek, ortaya bir taslak çıktığını kaydetti.  Tasarrufa daha fazla eğilme girişimi nedeniyle arzu ettiklerinden biraz daha düşük bir bütçe olduğunu ifade eden Hüdaoğlu, cumhurbaşkanlığı olarak kendilerinin de, bu yıl gereksiz fuzuli harcamalardan kaçındıklarını, tasarruf yapmaya çalıştıklarını kaydetti.  Federasyonun neden şeytanlaştırıldığını soran Hüdaoğlu, Kıbrıslı Türklerin federasyon istemini geçmişten bu yana dile getirdiğini değinerek, federasyon için gösterilen çabalara örnekler verdi.  Ne kurulan KKTC ile, ne Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar gösterdiği iradeyle, ne de müzakerelerle çelişik bir durum olmadığını söyleyen Hüdaoğlu, “Kıbrıslı Rumlar bir  şeyden kaçıyorsa, paylaşmaktan, çözümden kaçıyor, modele ilişkin bir şey yok” dedi.  Federasyon’un aslında Kıbrıslı Türklerin, tüm dünyaya benimsettiği bir durum olduğunu ifade eden Hüdaoğlu, “Masa Kıbrıslı Türklere teorik olarak bir şey getirmedi ama teorik olarak bir şey de kaybettirmedi” dedi.  
Kıbrıslı Türklerin, bugüne kadar biriktirilen şeylerin çöpe atılmasına değil, bugüne kadar biriktirilenlerin toplanıp ortaya konmasına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Hüdaoğlu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın pasif kaldığı eleştirilerine cevaben, bugüne kadar yaptığı görüşmelere ve temaslara değindi. 
 Hüdaoğlu, “Somut olarak elde edilmiş BM müktesebatına girmiş görüşmeler var, bu asla tutuk bir politikaların ürünü olamaz” dedi.  Hüdaoğlu, Akıncı’nın görevde bulunduğu sürede kimlerle görüştüğünü de sıraladı. Hüdaoğlu, “Dış temaslarda sayılar değil sonuç önemli” dedi. Hüdaoğlu, Akıncı döneminde Kıbrıs Türk toplumunun taleplerinin BM raporlarına girdiğine dikkat çekti. Hüdaoğlu, örneğin eski cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı da ABD Başkan Yardımcısıyla görüşmedi diye eleştirmenin doğru olmayacağını kaydetti.   İç meseleler konusunda yapılan eleştirilere de yanıt veren Hüdaoğlu, Cumhurbaşkanı’nın,  başbakan komutanlar, polis genel müdürü ile düzenli olarak görüştüğünü,  gerektiğinde ilgili bakanlarla görüştüğünü, konular hakkında somut önerileri bulunduğunu, projeleri olduğunu aktardı.
 “Cumhurbaşkanı iç meselelere karşı hiçbir zaman kayıtsız kalmadı” diyen Hüdaoğlu, Cumhurbaşkanı Senfoni Orkestrası konusunda yapılan çalışmaları anlatarak, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın bir öncü kurum olarak, pek çok kurumla işbirliği içinde çalıştığını kaydetti.

Amcaoğlu: Sadece projeler kaleminde yüzde 41’lik bir artış yapıldı
Maliye Bakanı  Olgun Amcaoğlu da eleştirileri yanıtlayarak, Maliye Bakanlığı’nın bütçelere bakış açısının hiçbir zaman seçim var düşüncesiyle olmadığına işaret etti ve diğer eleştirileri de yanıtladı.  Cumhurbaşkanlığı bütçelerine bakıldığında 2018’deki enflasyon oranın yüzde 32 olduğunu, 12.80 oranında artış yapıldığını, 2019’da tahmin edilen enflasyon oranın 10.16 tahmin edildiğini, bütçede 7.66’lık bir artış yapıldığını, yani 2019’daki enflasyonun bütçenin 2.5 katı olduğunu, 2020’deki bütçenin 0.75 katı olduğunu belirterek, yapılan artışın nasıl düşük olabildiğini sordu.  
Amcaoğlu, sadece projeler kaleminde yüzde 41’lik bir artış yapıldığını söyleyerek, Taşınmaz Mal Komisyonu kararlarına da dikkat çekti.  2018’de 75 milyon kaynak olduğunu, bunun  45 milyonunun ödendiğini, geçmiş hükümetle anlaşma yapılamadığı için 2019’da bunun hiç birinin ödenmediğini, 2020’de ise Taşınmaz Mal Komisyonu’na 100 milyonluk bir kaynak konulduğunu söyleyen Amcaoğlu, kaynakların TC tarafından verildiğini söyledi.

Ombudsman Bütçesi
Cumhurbaşkanlığı bütçesi ardından 3 milyon 323 bin 400 TL’lik Ombudsman bütçesini ele almaya başladı.  Ombudsman Emine Dizdarlı komitede yaptığı konuşmada, daire hakkında bilgi vererek, dairelerinin bağımsız anayasal bir kurum olduğunu belirtti, dairenin 1996’dan bu yanan faaliyet göstermesine rağmen, yaklaşık 10 yıl ombudsman atanmadığını anımsattı.  Hala bir daire müdürleri olmadığını ifade eden Dizdarlı, yakın bir zamanda dairelerine müdür ataması yapılmasını temenni etti.  Dizdarlı, baş denetçi ve denetçi kadrolarındaki eksikliklere de dikkat çekerek, daire yasasının öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmek amacıyla sınırlı bütçe ve yetersiz çalışanla görev yapmaya çalıştıklarını söyledi.  
Aynı kararlılıkla çalışmalarına devam edeceklerine dikkat çeken Dizdarlı, soruşturma ve denetimlerin her alanda olması gerektiğini, idarenin doğru ve amaca uygun kararlar üretmek için çalıştığını aktardı. 
 Dizdarlı, kısa zamanda dairelerinin geliştiğini belirterek, amaçlarının kurumsallaşama olması gerektiğini söyledi.  KKTC ombudsmanı olarak hem topluma katkı, hem de dairenin KKTC’de ve Avrupa’da olumlu yeri olması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Dizdarlı, bunun KKTC’nin tanıtımı açısından da önemli olacağını sözlerine ekledi.  Dizdarlı’nın konuşmasının ardından Ombudsman Bütçesi oybirliği ile onaylandı ve komite çalışmalarını tamamladı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“Unutkanlığımızın  kurbanıyız!”
“Unutkanlığımızın kurbanıyız!”
Siyaset gücümüzü  kırmak istiyor
Siyaset gücümüzü kırmak istiyor