Daha ilk dalgayı bile görmedik

Daha ilk dalgayı bile görmedik

Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi eski Başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı, koronavirüsle mücadelede yapılanlar ve muhakkak yapılması gerekenlerle ilgili görüşlerini gazetemize yorumladı

Editor: Süperadmin
09 Ağustos 2020 - 11:59 - Güncelleme: 11 Ağustos 2020 - 19:33

Dizdarlı: Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi 600 küsur yataklı bir hastanedir. Benim medyadan öğrendiğim kadarıyla Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde 200’e yakın yatak pandemi için ayrılmıştır. 200’e yakın yatak ayırdığınız zaman diğer hastaların haklarını almış olursunuz

Dizdarlı: “Covid-19 ile ilgili son zamanlarda aşı çıkıyor gibi birçok yerde haberler duyuyoruz. Bu aşı olayları biraz daha magazinsel geliyor. Bu haberler tıp dergilerinde yayınlanmadı”

Dizdarlı: “Covid-19’un ülkemizde ikinci bir dalganın olacağı söyleniyor. Ben hala daha birinci dalganın geldiğine bile emin değilim”

 

Esengül Aykaç

Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi eski Başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı, “10 Mart tarihinde Alman turistlerin adaya hastalığı getirmesiyle biz bu hastalıkla haşır neşir olmaya başladık. Aslında salgınla ilgili haberleridaha önceden de sosyal medyadan ya da televizyondatakip ediyorduk. Bu olanlar bize sanki filimmiş gibi görünüyordu. Birçok yetkili insanda bizi teğet geçer. Bize bir şey olmaz havasındaydı. Bir şekilde Almanların adaya hastalık getirmesiyle bize bir uyarı getirdiler. Bizim de tedbir almamızı sağladılar” dedi.

“Uzun vadede değişik yasaklarla durum kontrol altına alındı”

O dönemde Sayın Cumhurbaşkanına Tabipler Birliği başta olmak üzere birçok Sivil Toplum Örgütü sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi yönünde telkinde bulundu diyen Bülent Dizdarlı, hastalığın amacınıentübasyon süresinin 15 gün olduğuve bizlerde bu durumu kontrol altına daha kolay alabilmek istediğini belirtti. Dizdarlı, hükümetin bunu kabul etmediğiniuzun vadede değişik yasaklarla durumu kontrol altına almaya çalıştıklarını söyledi.

“Hastalar tedirgin olacak”

Bülent Dizdarlı: “Belki de o 15 günü uygulasaydık her şeyi kontrol altına alıp ekonomiye de yön verebilirdik. Geriye dönük yapılanları söylüyorum. Yine de her şeye rağmen o dönemde ne yapılarsa yapılsın hata payı olabilirdi. Çünkü bu hastalıkla ilk kez karşılaşıyorduk ve ilk kez karşılaştığımız bir hastalıkla kim olursa olsun mücadele ederken hata yapabilirdi. Ben bu olan biteni hatadır ya da başarıdır diye değerlendirmeye uzağım. Ama aynı hatayı ikinci defa yaparsanız o zaman büyük bir hatanın değil de büyük bir aymazlığın peşindesiniz demektir. Çünkü bu da nedir? Şuan Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nin tekrardan pandemi hastanesi olarak kullanılmasıdır. İşte o dönemde görmüştük ki kalp hastaları, şeker hastaları, diyaliz hastaları, kanser hastaları gibi hastalar hastaneye gitmeye imtina ettiler. Nitekim hastanemizdeki servislerimiz boşaltılmaya başladı. Tamam, yer ayırttınız, aferin 140 tane de ventilatör getirdiniz ama bu ventilatörleri kuracağınız yeri ayırdınız mı? Başka hastaların haklarını alıp bunları kullanmaya kalkarsanız bu defa da hastalar tedirgin olacaktır. Biz bu süre içerisinde bir pandemi hastanemizin olsun diye neredeyse yırtındık” dedi.

Dizdarlı, Tabiler Birliği olarak gerek direk hekim arkadaşlarıyla olarak hepsi seslerini yüksek bir şekilde çıkartıp mümkün olduğunda seslerini duyurmaya çalıştıklarını söyledi.

“Sağlık sistemi çökmeden bir şekilde çözüm yoluna gidilmeli”

Biran evvel bir pandemi hastanesinin yapılmasıyla sorunumuzun yüzde 60 ila 70’ini halletmiş olacağımızı söyleyen Dizdarlı, İnsanların zaten elbet bir gün bu hastalığa yakalanacağını vurguladı.İnsanların burada en büyük derdinin ise sağlık sisteminin çökmeden bir şekilde çözüm yoluna gidilmesinin olduğunu belirtti.

“Her ülke kendine göre tedbirler almaya başladı”

Güney Kıbrıs’ın önlemlerini söyleyen Dizdarlı, “Türkiye’de boğazın iki tarafına biri Atatürk Havalimanı olmak üzere iki tane pandemi hastanesi açıldı. Artık her ülke kendine göre tedbirler almaya başladı. Çoğu ülke spor salonlarını bozarak pandemi hastanelerine dönüştürdü. Biz hala daha yerini seçemedik. Nerde nasıl olacaksa olsun ki pandemiyle uğraşacak bir yer olsun” dedi.

“Ülkemizde salgın hastalıklar oldukça yaygın”

Bülent Dizdarlı: “Bir trafik kazasıyla hastaneye gelen kişiyle senden önce gelip tomografi cihazına o hastayı yatırma. Böyle özellikli bir yerimizin olması şarttır. Bu salgın bittiği zaman pandemi hastanesini bozacak mıyız? Hayır, bizim ülkemizde salgın hastalıklar oldukça yaygın bir şekilde seyir ediyor. Zaten bu saatten sonra bu enfeksiyon hastalığının duracağı da yoktur. Biz bu merkezlerimizi daha sonra enfeksiyon hastanesi olarak kullanabiliriz” dedi.

Memlekette bir sağlık politikasının olamadığını söyleyen Dizdarı, sağlıkta politikanın ne olduğunu kimsenin bilmediğini söyledi.

“Yanlışa atılan adımlara karşılık en temel örgüt burasıdır”

Bülent Dizdarlı, hekimlerin örgütü olan Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’nin toplumsal muhalefet görevinin olduğunu bu birliğindeörgüt olduğunu belirtti. Sağlığın bilimle iştikar ettiğini aynı zamanda Sivil Toplum olarak toplumsal muhalefet yapma görevinde olduğunu söyledi. Dizdarlı; “ Siz eğer yanlış yaparsanız,siz eğer sağlık alanında yanlış kararlar alırsanız yanlışa atılan adımlara karşılık en temel örgüt burasıdır. Onun için sizin bu tarafa küsme lüksünüz yoktur. Eğer ki Bakansanız tafra atma hakkınız yoktur. Bu çatıya saygı duymak zorundasınız. Eğer ki bir derdiniz varsa gelirsiniz genel kurulun üyesi olarak siz de söyleyeceğinizi söyler ve tartışmada bulunabilirsiniz. Gücünüz varsa da yönetimleri devirirsiniz. Niyetlerinin ne olduğunu hiç bilmiyorum. Acaba Tabipler Birliği seçimleri yaklaşıyor da acaba ondan dolayı mı bu şekilde seslerini yükseltiyorlar diye de düşünmeye başladım” dedi.

KTTB susturulamaz

Ülkemizde Kıbrıs Türk Tabipler Birliği en bağımsız kuruluşlarından birisi olduğunu belirten Dizdarlı sözlerine şöyle devam etti;“Kıbrıs Türk Tabipler Birliği susamaz susturulamaz. Böyle bir şey olursa üyeleri Tabipler Birliği’ne hesap sormaya başlar. Nitekim bazı üyelerimizin daha atraksiyon yapma gibi talepleri vardır. Yetersiz bulanlar vardır.” Dedi.

Aşılar tıp dergilerinde yayınlanmalı

Covid-19 ile ilgili son zamanlarda aşı çıkıyor gibi birçok yerde haberler duyuyoruz. Bu aşı olayları bana biraz magazinsel geliyor. Bu haberler tıp dergilerinde yayınlanmadı. Aşı çok ilginç bir şeydir. Aşının hemen hazırlanması çok kolay bir şey değildir. Virüsü ya da bakteriyi izole etmeniz lazım. Daha sonra buna karşı aşı geliştirmek için İn Vitro ortamında çalışmanız lazım. Canlı aşı mı yapacaksınız? Cansız aşı mı yapacaksınız? Buna karar vermeniz gerekiyor. “Canlı aşı nedir?” Diye sorarsanız, virüsün bütün hastalık yapma etkenliğini azaltıp bir aşı yapıldıktan sonra vücudun savunma mekanizmasını geliştirecek antikorları yapması sağlanır. Daha uzun vadeli çok başarılı sonuç alan aşılar vardır. Bunların başında da çiçek hastalığı gelir. Çiçek hastalığı bir zamanlar dünyayı kırıp geçiren bir hastalıkken bugün aşı sayesinde bu hastalık dünyada yok olmuş vaziyettedir.”

“Birde cansız aşılarımız vardır. Bunlar virüsün ya da bakterinin bir kısmını toksinini alıp ona karşı üretilen aşılardır. Bunlar daha kısa vadeli aşılar olup. Yüzde yüz başarı sağlayacak gibi bir durumu yoktur ve başarı sağlayacak bir durumu da yoktur. Bu aşılar uzun vadeli de değildir. Bu aşıların belli bir süreleri vardır. Her mikro organizmaya karşı aşı geliştirilecektir bir durum da yoktur.”

“Nitekim dünyanın baş belası sayılan HIV Virüsüne karşı bir aşı çalışması olmasına rağmen başarılı olunamamıştır. Çok bildiğimiz grip aşısı da yüzde yüz bir aşı değildir. Her sene mutasyona uğradığı için değişik modellerle karşımıza çıktığı için insanları tekrardan hasta edebilmektedir. Onun için şuana kadar tıp dergilerinde çıkan en temel korunma hala daha maske, izolasyon ve hijyendir. İnsanların buna dikkat etmeye devam etmesi gerekmektedir.”

“Birinci dalganın geldiğine bile emin değilim”

“Enfeksiyonlar genellikle dalga dalga gelirler. Bu enfeksiyonlar bir yılda geçmiyor. Her sene belli bir dönemde özellikle bir artış yaparak tekrardan karşımıza çıkıyor. Ülkemizde bir dönem domuz gribi vardı. Bu domuz gribi hala daha vardır. Kasım’dan Şubat arasına kadar ülkemize bu hastalık geliyor. Eskisi kadar yüksek dalgalar yapmıyor. Aynı şekilde Covid-19’un ülkemizde ikinci bir dalganın olacağı söyleniyor. Ben hala daha birinci dalganın geldiğine bile emin değilim. Çünkü daha kendi içimizde bir yayılım olmadı. Bizim çok başarılı bir temas gurubumuz var.”

“Biraz Allah’a emanet gidiyorlar”

Dalga demek; hastalık başladıktan sonra geometrik bir artış söz konusudur. Bizde şuan görüldüğü gibi bugün bir hasta ertesi gün beş hasta deyip daha sonra 0 diye birkaç gün gidecek diye bir şey değildir. 2 iken 4 iken 16 iken onun kat sayıları şeklinde artan geometrik bir artıştan bahsedilir. Bu yüzden adamızda görülen vakalar bir dalga değildir. Bence o temas grubunun sayesinde altın madalyaya sahip olan arkadaşlarımızın sayesinde izole edilmişlerdir. Bu sayede yayılmayı önlemişlerdir. Gümüş madalya ise hastalarımızı tedavi eden arkadaşlarımızındır. Bayağı taburcumuz var. Başarıları dünya standartlarının üstündedir. Eskiden bronz madalya halkındı maalesef halkımız bu bronz madalyayı kaybetti. İnsanlarımız eskisi gibi dikkatli değildir. Ne maske takıyorlar. Ne sosyal mesafeye dikkat ediyorlar. Biraz Allah’a emanet gidiyorlar. Bu yüzden madalyalarını geri aldım.”

“Kendi içimizde bir yayılım var mı?”

“Güney Kıbrıs’ta bundan birkaç ay önce vaka sayılarımız hemen hemen aynı gidiyordu. Şuanda Güney Kıbrıs’ın vaka sayıları bize göre daha fazla olmaya başladı. Bu da her bir hasta bir buçuk hastaya bulaştırıyor demektir. Bu değerler onlarda arttığı zaman bizim biraz daha dikkatli olmamız demektir. Aynı şekilde Türkiye’de vaka sayılarında ciddi artışlar var. Kendi içimizde bir yayılım var mı? Bunu hiçbir şekilde kontrol etmiyoruz. En önemlisi de insanların bazıları bu hastalığı çok hafif geçiriyorsa bile bu hastalığı fark etmeyebiliyorlar. Hastaneye başvurmayabiliyorlar o zamanda özellikle yaz aylarında ishal gibi durumlarla karışabilir buna dikkat etmek lazım. Onun için bunlara çok dikkat etmek gerekiyor.”

“Dünya bardağı ağzına kadar dolu tutuyor”

“Şunu da söylemek gerekiyor. Salgın konusunda başladığımız noktada değiliz. Marttaki yakalandığımız durumda değiliz. Evet, muhtemelen ventilatörlerimiz gelmiştir. Her ne kadar kullanıma girmediyse de muhtemelen yataklarda ayrılmıştır. Bunlar tek başına yeterli değildir. Bardağın boş olduğunu söylemek nankörlüktür ama bardağın daha dolu olduğunu söylemek daha doğru bir tespittir. Çünkü dünya bardağı ağzına kadar dolu tutuyor. Siz yarıya kadar dolu tuttuğunuz zaman ben işimi tamam yaptım deme hakkınız yoktur.”

“Bizim pandemi hastanemize mutlaka ihtiyacımız vardır. Bu pandemi yalnız bir bina olarak düşünülmeyecek. Hemşire, doktor gibi tüm ihtiyaçlar sağlanacak. Bu konuda çok ciddi bir sağlık politikasına ihtiyacımız vardır. Bunun içinde birbirimize keserek değil de daha çok birlik ve beraberlik içerisinde toplanıp kararlar üretilmesi gerekir. Bunu da yapması gereken zaten Sağlık Bakanlığı’dır.”

“Bulaşıcı Hastalıkları Yasası kendilerine verilmiştir. Bu yasayı bile uygulamakta çok geç kaldılar. Birtakım kurulların kurulmasına rağmen üretilen kararlar maalesef hükümet tarafından reddediliyor ya da geri çevriliyor. Çünkü kurullar da yasa gereği karar almıyorlar. Aldıkları kararlar tavsiye kararı olmaz. Tavsiye kararlarına uygulanabilecek kararlar olması gerekiyor. Yasayı doğru anlayıp doğru uygulamak gerekiyor.”

Diğer hastaların haklarına müdahale ediliyor

“Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi 600 küsur yataklı bir hastanedir. Benim medyadan öğrendiğim kadarıyla Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde 200’e yakın yatak pandemi için ayrılmıştır. 200’e yakın yatak ayırdığınız zaman diğer hastaların haklarını almış olursunuz. Ben bir buçuk, iki yıl evvel bu hastanenin başhekimiydim. Çok iyi biliyorum ki hastalara yatak bulmakta zorlanıyorduk. Siz 600 yataklı bir hastaneyi 400 yataklı bir hastaneye çevirirseniz o zaman sıkıntı daha da artar.  Diğer hastaların hakkını yemeye başlarsınız. Yatması gereken insanları evlerine yollama durumunda kalırsınız. Kullandığınız ekipmanın enfeksiyon hastalıklarına yönelik olması lazım. Covid-19’un takibi için tomografi şarttır. Bu hastanede bir tane Tomografi cihazı var. Her ne kadar çalışanın büyük özveri göstermesi, devamlı dezenfekte edilmesine rağmen kimse Covid-19 hastasının yattığı bir yere gidip tomografi çektirmek istemez. Bunu kimse istemez. İnsanlar Covid-19’lu bir hastanın yürüdüğü bir koridorda yürüyüp te başka servise gitmek istemez. İnsanları korkutmayın diye bir şey yok. Siz söylemeseniz de insanlarda bu korku var. İnsanlar doğasında olan bir şeydir. Hasta olacağım diye insanlar hastaneye gitmiyor. Bu doğru yada yanlıştır diye tartışmıyorum ama bu bir gerçektir. Bunu Mart, Nisan ayında denedik. İnsanlar hastaneye gitmedi. Bundan dolayı büyük sıkıntılar yaşadık. O süre de evlerinde ölenler oldu. Bunu tekrardan yapmanın bir mantığı yoktur. Bu yüzden pandemihastanesi şarttır.”

“Başbakan 2 defa, Başbakan Yardımcısı 1 defa Sağlık Bakanı 5 defa Türkiye’deki yetkililer 3 defa pandemi hastanesi müjdesi verdiler. Benim sayıp bildiğim bunlar. Bunun hala daha neden yapılmadığını da anlamış değilim. Bunun için alan da var, imkanda var. Bu yüzden çok kolay karar verilebilir diye düşünüyorum. Bu kararı verirken sahadakilerinde fikri alınmalıdır. Burada hasta ve hekimlerden söz ediyorum. “

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kesim  Yapmak İsteyenler Güzelyurt Orman Dairesi Bölge Şefliğine Bildirimde Bulunacak
Kesim Yapmak İsteyenler Güzelyurt Orman Dairesi Bölge Şefliğine...
Öğrenci Taşımacılığında Görev Yapacak Şoför ve Yardımcılarına Ücretsiz PCR Testleri Başladı
Öğrenci Taşımacılığında Görev Yapacak Şoför ve...