Dibe Çekildik!

Dibe Çekildik!

Doç.Dr.Hasan Ulaş Altıok, hükümetin toplum sağlığını düşünerek attığı hiçbir adım olmadığını belirterek, Halkın Partisi’nin ise bu süreçte UBP’nin koltuk değneği olduğunu söyledi

Editor: Süperadmin
10 Eylül 2020 - 11:59

Doç.Dr.Hasan Ulaş Altıok, hükümetin Maraş, hidrokarbon, mavi vatan hatta utanmadan başarıdan bahsettiğini  belirterek,  kullandıkları üç kelimeden ikisinin “anavatan” olmasını siyaset yapmak sandıklarını kaydetti.

“Halk gerçeğinden kopmuş durumdalar. Bir yandan  böyle milliyetçi, göz boyayan gündemler ortaya çıkarıp sis perdesi yaratmaya çalışıyorlar ki insanlar  isyan etme noktasına gelmesin, işleyen çarklara çomak sokmasın. Aslında oynanan oyun seçimden çok daha fazlası. Ama şunu da söylemek lazım, o kadar çok zorluyorlar ki attıkları her adımda  daha fazla batıyorlar.”

“Asıl sorun, bizi de beraber dibe çekiyorlar. İşte tam da bunun için hep birlikte artık ayağa kalkmamız gerekiyor. Yarın gidip yine aynı partilere, aynı kişilere oy vermemek lazım. Bunu yaparsak bu yapılanları onaylıyoruz demek olur.”

Altıok, muhalefeti de eleştirerek, “süslü ve yuvarlak laflarla hükümeti eleştirmeyi muhalefet sanıyorlar” diyerek,  “muhalefet sağlık açısından hayati kararların alınmasını malum nedenlerden dolayı söyleyemiyor” ifadelerini kullandı.

 

Şükrü IRKIM

Doç.Dr.Hasan Ulaş Altıok, gündemi Yeni Bakış’a değerlendirdi. Altıok, yaşanılan bu süreçte ve dönemde gerek hekimlerin yapmış oldukları açıklamalar gerekse  bir vatandaş olarak kendi gözlemlerine göre hükümetin bir sağlık politikası olmadığını belirtti. Altıok, uzmanların ve halkın özellikle de sosyal medyada yapmış oldukları açıklamalar ve ortaya koydukları yerinde tepkiler neticesinde alınan bazı kararların olduğunu söyleyerek, fakat halkın ve uzmanların yaptıkları tepkilerin siyasi risk oluşturacak kadar güçlü olmadığı durumlarda ise hükümetin toplum sağlığını ve hatta ekonomiyi çok ciddi anlamda riske atan kararları ile karşılaştıklarını söyledi.

 

“Ulaşılan sıfır vakadan sonra yapılan en büyük hata hazırlanmamak”

Altıok, sürece iki kısımda bakmak gerekirse virüsün yayılmasını engelleme açısından ilk dönemin başlangıcının başarılı olduğunu belirterek, daha sonrasında hızlı bir kapanmanın yaşandığını ve bu kapanmanın sonucunda sıfır vakaya ulaşıldığını belirtti. Altıok, bu dönem yapılan en büyük hatanın ise hazırlanmamak ve bu hazırlığı toplum olarak yüksek ses ile talep etmemek olduğunu ifade ederek, sağlık sisteminde yeterince iyileştirme yapılmadığını pandemi hastanesine ise hala başlanamadığını ve sonlara doğru ise konu ile ilgili olarak hükümetin, özellikle de Sağlık Bakanı’nın tutarsız, gayrı ciddi ve şaka gibi demeçlerine katlanmak zorunda kaldıklarını ifade etti.

 

“Elde edilen başarı ikinci dönemde hükümet tarafından çar-çur edildi”

Altıok, 1 Temmuz sonrası açılım döneminde  daha önceden  elde edilen bütün başarıların, yapılan tüm uyarılara rağmen çar çur edildiğini söyleyerek, bunun sebebinin hesap kitap yapılmadan hareket edilmesi  olduğunu vurguladı. “Ekonominin toparlanacağı zannedildi, sermaye gruplarına hayır denilemedi, halkın sağlığı ön plana konulmadı, bazı kesimlerin kısa vadeli çıkarları için uzun vadeli toplumsal faydalar feda edildi” diyen Altıok,  “uzmanlar konuştu fakat hükümet dinlemedi. Şimdi bütün bunlar ortadayken hükümet başarılı diyebilir miyiz? Tabii ki hayır. İşte bu başarısızlığın bedelini de hep beraber toplum olarak ödüyoruz ve ödeyeceğiz. İşin acı tarafı sanırım hükümette olan kimse dahi bu sorunun cevabını bilmiyor. Halbuki bu soru açılım kararı alınmadan sorulması gereken en temel soruydu” ifadelerini kullandı.

 

“Hükümet almış olduğu kararlar ile sağlık hizmetini sunamayacak bir noktaya getirmiştir”

Altıok, defalarca açılmanın olası faydalarının olası maliyetlerinden çok daha az olacağını söylediklerini belirterek, “maalesef yine dinleyen olmadı. Yani uzun lafın kısası bu hükümet almış olduğu yanlış kararlarla en temel kamu hizmetlerinden olan sağlık hizmetini, böylesi kritik bir dönemde sunamayacak bir noktaya getirmiştir” diye konuştu.

 

“Halkın Partisi denilince aklıma tutarsızlık ve kafa karışıklığı geliyor”

Altıok, “Halkın Partisi denilince aklıma gelen tek şey tutarsızlık ve kafa karışıklığıdır” dedi. Altıok, “Halkın Partisi hükümet ortağı ama genel başkanlığından istifa etmiş olan Kudret Özersay hala hükümettedir ve Başbakan Yardımcısı’dır. Bundan daha da ilginci ise Halkın Partisi deyince akla ilk gelen isimin de Kudret Özersay olmasıdır” şeklinde konuştu.

 

“Toplum faydasına diye birşey yok”

Altıok, “Öte yandan da bu hükümete mecbur 4’lü koalisyonun dağılış biçimi hala akıllarda. Şimdi Kudret Özersay ya da HP yetkililerinden biri çıkıp diyebilir ama biz halkın ve ülkenin iyiliği için sessiz kalıyoruz, bilseniz nelere katlanıyoruz ama mücadeleye de devam ediyoruz, hatta biz olmasak UBP daha neler yapardı bile diyebilirler.”

 

“UBP’nin koltuk değneği oldular”

“Yani aslında toplum faydası için orada oturduklarını söyleyebilirler. O zaman bize de şunu sormak düşer; karantina önerinizi bile reddeden ve halkın sağlığını açıkça riske atan UBP ile ortaklığı sürdürerek ve UBP’ye koltuk değneği olarak verdiğiniz zarardan daha önemli önleyebileceğiniz ne olabilir ki?” ifadelerini kullandı.

 

“Siyasetçi olarak Kudret Özersay sınıfta kalmıştır”

Altıok, “4’lü koalisyon için niye böyle bir fedakarlık yapmadınız? Hükümeti bozmak için kimden talimat aldınız? Siz destek olmasaydınız UBP hükümete gelip bunları yapabilir miydi?” diye sormak gerektiğini ifade ederek,  “Kudret Özersay bunların cevabını çok iyi biliyor. Ama ne yazık ki “siyasetçi” yönü ağır basıyor ki şunu da söylemem lazım siyasetçi olarak Kudret Özersay sınıfta kalmıştır ve orada oturmaya devam ediyor. Gerçi HP’ye haksızlık da etmemek lazım, ülke siyasi literatürüne hükümetteyken hükümete nasıl muhalefet edilir konulu strateji ve taktikler kazandırdılar. Bu da aslında tam olarak bir fiyaskodur” diye konuştu.

 

“Hükümetin en büyük korkusu iş yaptıkları çevreler ile ters düşmektir”

Altıok, hükümetin en büyük korkusunun sırtlarını dayadıkları odaklar ile ters düşmek, yıllardır sürdürdükleri saadet zinciri benzeri sistemin sarsılmasını görmek olduğunu belirterek,  kendilerine biçilen görevi yapamamak ve işbirliği yaptıkları çevreler ile ters düşmenin onlar için daha büyük bir sorun olduğunu dile getirdi.

 

“Hükümetin en büyük ortağı sermayenin partisi olduğunu bir kez daha gösterdi”

Altıok, bu süreçte özelllikle hükümetin büyük ortağının sermayenin partisi olduğunu bir kez daha çok açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, “Karantinasız girişlerden kim ne kazanmış bir bakmak lazım. Ekonominin durumu belli, halk nasıl geçineceğini bilemiyor, insanlar sağlıklarının peşine mi düşsünler yoksa ekmek parasının mı diye ikilemler yaşıyor” diye konuştu.

 

“Hükümet üç kelimeden ikisinin Anavatan olmasını siyaset yapmak sanıyor”

Altıok, hükümetin bu yaşanılan olaylara rağmen söylediğinin ise Maraş, hidrokarbon ve mavi vatan hatta utanmadan başarıdan bile bahsetmek olduğunu belirterek,  kullandıkları üç kelimeden ikisinin “anavatan” olmasını siyaset yapmak sandıklarını kaydetti. “Fakat halkın gerçeğinden kopmuş durumdalar. Bir yandan da böyle milliyetçi, göz boyayan gündemler ortaya çıkarıp sis perdesi yaratmaya çalışıyorlar ki sistemin açıkları daha fazla sırıtmasın, insanlar artık isyan etme noktasına gelmesin ve işleyen çarklara çomak sokmasın. Aslında oynanan oyun seçimden çok daha fazlası. Ama şunu da söylemek lazım, o kadar çok zorluyorlar ki attıkları her adımda da daha fazla batıyorlar. Asıl sorun, bizi de beraber dibe çekiyorlar. İşte tam da bunun için hep birlikte artık ayağa kalkmamız lazım diyorum. Yarın gidip yine aynı partilere, aynı kişilere oy vermemek lazım. Bunu yaparak bu yapılanları onaylıyoruz demektir” şeklinde konuştu.

 

“100 bin yabancı öğrenci karantinalı ve güvenli bir şekilde adaya getirilebilirdi”

Altıok,  ülkenin bir turizm ve eğitim adası olduğunu belirterek, böylesi koşullarda karantinalı girişlerle turistlerin gelmeyeceğini belirterek, “O zaman da tam olarak güvenli bir ülke yaratılmışken, YÖDAK rakamlarına göre 100 bin civarında yabancı öğrenci karantinalı bir şekilde, güven içerisinde ülkemize getirilebilirdi hem yüz yüze bilimsel eğitim yapılabilirdi hem de ekonominin neredeyse tüm sektörleri virüsten arınmış bir biçimde ve öngörülebilir bir atmosferde varlıklarını sürdürme imkanı bulabilirlerdi. Ama maalesef alınan yanlış kararlarla bu mükemmel fırsat da tepildi. Virüs neredeyse kontrol dışına çıktı, güvenli ülke olma durumumuz kalmadı ve üniversiteler mecburen uzaktan eğitim yapma kararlarını alarak öğrencilerine bildirmek zorunda kaldılar. Bu da ülkemize gelmesi beklenen yabancı öğrenci sayısının beklenenden çok daha az gerçekleşmesine neden olacaktır” diye konuştu.

 

“Önümüzdeki süreç adil kararların alınması gereken bir süreç olması gerekiyor”

Altıok, önümüzdeki sürecin ekonomiyi büyütme ve ekonomiyi kalkındırma hedefleri koyma süreci olmadığını ifade ederek, çok daha rasyonel olarak halkımızı işsiz, aç bırakmayacak ve sosyal patlamaların yaşanmasını önleyecek adil kararların alınmasını gerektirecek bir süreç olması gerektiğini ifade etti.

Altıok, tüm sorunların çözümünün siyaset olduğunu vurgulayarak, “Nasıl yönetileceğimize dair nihayi kararı alacak olan siyasettir. Ancak mevcut halleri ile siyasi partilerden olan beklentim şu an için çok düşüktür” dedi.

 

“Muhalefet yapmayı sadece süslü ve yuvarlak laflar ile hükümeti eleştirmek olarak sanıyorlar”

Altıok, muhalefet yapmayı sadece süslü ve yuvarlak laflarla hükümeti eleştirmekten ibaret gören bir anlayışın hakim olduğunu belirterek, “Bazıları buna yapıcı yeni muhalefet anlayışı diyebilir. Ancak hükümetteki anlayış ve toplum yapımız eskidir. Muhalefet okulların açılması ertelensin, bir süreliğine kısmi hatta gerekirse tam sokağa çıkma yasağı uygulansın gibi sağlık açısından hayati kararların alınmasını malum nedenlerden dolayı söyleyemiyor” ifadelerini kullandı.

 

“Muhalefet partilerinin UBP-HP hükümetini istifaya zorlayacak etkin bir muhalefet yapması gerekiyor”

Altıok, hükümet seçimi beklemeden hemen yarın istifa etmesini ve o koltukları bir kriz hükümetini oluşturacak ehil sermaye çevrelerine değil, halkı düşünen ve kıt kaynakları toplum yararına kullanacak kişilere bırakması gerektiğini söyleyerek,  “Muhalefet de bunun gerçekleşmesi için en sert muhalefetini şimdi yapmalıdır. Muhalefet partileri bugün UBP-HP Hükümeti’ni istifaya zorlayacak etkin muhalefeti yapmayacaklarsa, hükümet olmaya da talip olmamalıdırlar çünkü geldiklerinde farklı bir şey yapamayacakları bugünkü duruşlarından zaten bellidir” ifadelerini kullandı.

 

“Ülkedeki herkes seçime odaklanmış durumdadır”

Altıok, “Hükümet seçimi düşünmüyor mu diye soruyorsunuz,  peki ya muhalefet düşünmüyor mu? Hepsi seçimlere odaklanmış ve toplum yapısını da bildiklerinden nasıl daha fazla oy alabilirim hesabı ile davranmaktadır” diye konuştu. Altıok, “Sivil toplumun potansiyelini ben daha çok önemsiyorum. Ama genel olarak baktığımızda, sivil toplum örgütlerinin performansını değerlendirirken içinde bulunduğumuz dönemin yarattığı şaşkınlığı, şoku ve ortaya çıkardığı sıkıntıları da düşünmek gerekiyor. Kimisi statükoyu koruma ya da revize etme yolunu seçti, kimisi de gerçekten yerinde sorular sorarak kendini yeniden konumlandırma yolunu yürümeye başladı. Ama genel olarak utangaç bir muhalefet yapıldı” diye konuştu.

 

“Sadece bıçak kemiğe dayanınca ayağa kalkıyoruz”

Altıok, “Özellikle de salgının başlangıcında muhalefet de seçimin de telaşı ve beklentisi ile aktif olamadı. Cesur çıkışlar yapamadı. Maalesef salgının yayılması ile yeniden sesler yükselmeye basladı. Ama buradaki eksikliğimiz nedir? Sadece bıçak kemiğe dayanınca ayağa kalkıyoruz” dedi.

 

“Bulunduğumuz aşamada kurtuluş sendikaların başlatacağı toplumsal mücadeledir”

Altıok, bundan sonra da sivil topluma büyük görevler düştüğünü belirterek, “özellikle de sendikalarımızdan beklentim çok yüksek. Kuşkusuz arkalarında toplum desteği olması durumunda. Bunun olacağından emin miyim? Emin olmak istiyorum çünkü içerisinde bulunduğumuz aşamada kurtuluşu özellikle de Sendikal Platform’daki sendikalarımızın başlatacağı bir toplumsal mücadelede görüyorum” ifadelerini kullandı.

 

“Elimizi taşın altına koyacağız sözünün altı doldurulması gerekiyor”

Altıok, elle tutulur, uygulanabilir planlar yapılması gerektiğini dile getirerek, biz elimizi taşın altına koyarız sözünün altının doldurulması gerektiğini dile getirdi. Altıok,  “Elini taşın altına nasıl koyacaksın, kim ne kadar koyacak, adalet sağlanacak mı, bu hükümetin yaptığından farklı ne yapacaksın, ne öneriyorsun gibi soruların somut olarak söylenmesi lazım” diye konuştu.

 

“Sonuç alıcı adımların atılması için hükümetin bir an önce gitmesi gerekiyor”

Altıok, sonuç alıcı adımların atılabilmesi için kitlelerin harekete geçirilmesini ama en başta ise hükümetin gitmesi gerektiğini kaydederek,  “hükümetin bir an önce gitmesi gerekir ki daha fazla zarar vermesinler ve toplum da verdikleri zararı iyileştirmek adına çalışmalara başlayabilsin” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
"Federasyon" Türk tarafinin tezidir
Tavan başlarına yıkılıyor
Tavan başlarına yıkılıyor