"Federasyon" Türk tarafinin tezidir

"Federasyon" Türk tarafinin tezidir

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Şevki Kıralp, Kıbrıs Sorununda Türk tarafının iki temel faktörünün bulunduğunu söyleyerek, bu faktörlerin KKTC Cumhurbaşkanı ve Türkiye hükümeti olduğunu söyledi

Editor: Süperadmin
20 Eylül 2020 - 11:59 - Güncelleme: 20 Eylül 2020 - 17:36

Kıralp, “Öte yandan hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız ki Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in bazı anlarda iki devletli çözüme ya da konfederal çözüme gayri resmi olarak göz kırpmış gibi görünse bile, BM nazarında her zaman federal çözüm lehine tavır koydu” dedi

Kıralp, 1983’te KKTC’yi ilan etmemizin hemen ardından BM Güvenlik Konseyi’nin üye devletlere bizi tanımama çağrısında bulunan bir kararı süratle onayladığını belirterek, “Eğer federal çözüm arayışları sona erecekse öncelikle Kıbrıs Rum tarafının federasyondan vazgeçtiğini BM kayıtlarına geçirmesi, sonrasında ise ilgili BM Güvenlik Konseyi kararının iptal edilmesi gerekir” dedi

Kıralp, tarihsel bir gerçektir ki federasyon çözümünün Kıbrıs Rum tarafının ve BM’nin kararı olmadığını söyleyerek, “Federasyon Türk tarafının tezidir” diye konuştu

 

Şükrü IRKIM

Siayset Bilimci Doç. Dr. Şevki Kıralp, Kıbrıs Sorununda Türk tarafının iki temel faktörünün bulunduğunu söyleyerek, bu faktörlerin KKTC Cumhurbaşkanı ve Türkiye hükümeti olduğunu söyledi. Kıralp, Bizlerin federal çözüm yanlısı olan Cumhurbaşkanlarımız olduğu gibi federal teze oldukça soğuk bakan Cumhurbaşkanlarımız da olduğunu belirtti. Kıralp, Bunun yanında, Türkiye hükümetinin geçmişte federasyonun lehine ve aleyhine tutumlarının da olduğunu ifade ederek, “Türkiye hükümeti bugün federal tezi daha fazla desteklemediğini açıklıyor ancak Kıbrıs Türk toplum iradesi ise çok kısa bir süre sonra sandığa yansıyacak ve federasyon tezinin Kıbrıs Türk toplumunda destek bulup bulmadığını net olarak görecektir” diye konuştu.

“Kıbrıs Türk toplumu Seçimlerde federal tezi benimseyen bir Cumhurbaşkanını seçerse Türkiye bunu dikkate alarak hareket etmeyecek”

Kıralp, “Eğer ki Kıbrıs Türk toplumu iradesi federal tezi benimseyen bir Cumhurbaşkanı adayının ipi göğüslemesi lehine sonuç verirse,  Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bunu dikkate alarak hareket edeceğini beklemiyorum” ifadelerini kullandı. Kıralp, Uzun zamandır, Türkiye hükümeti ile Kıbrıs Türk tarafı arasındaki federal çözüm arayışlarının geçmişte olduğu gibi ucu-açık olmamasının sebebinin bundan sonra programlandırılmış ve sonuç odaklı olması yönünde bir anlayış birlikteliğinin mevcut olmasından dolayı olduğunu söyleyerek, “Bu anlayış bugün BM belgelerinde sık biçimde vurgulanmaya başladı ki bu da Türk tarafı açısından bir kazanımdır” dedi.

“Birleşmiş Milletler Kıbrıs sorununun çözülmesi halinde Doğu Akdenizdeki tansiyonun düşeceğini çok iyi biliyor”

Kıralp, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bizdeki seçimlerden sonra beşli toplantının yapılacağını açıkladığını belirterek, bölgedeki Doğu Akdeniz sorunundan dolayı da tansiyon oldukça yüksek olduğunu fakat Kıbrıs sorununda görüşmelerin yeniden başlaması ile bu tansiyonun düşürülmesine yardımcı olacağını ve Birleşmiş Milletlerin de bunu net olarak bildiğini belirtti. Kıralp, BM Genel Sekreteri Guteres’in tarafları denizlerdeki tek yanlı adımlardan vazgeçirerek diyalog kapısı açmaya çalıştığını söyledi.

“Doğu Akdeniz ve Ege’deki taraflar arası uzlaşımın hem iki ülkeye hem de Kıbrısa çok büyük kazanımlar getirecek”

Kıralp, Doğu Akdeniz ve Ege’deki taraflar arası diyaloğun, uzlaşımın ve işbirliğinin hem iki ülkeye, hem Kıbrıs’a hem de bölgeye çok büyük kazanımlar getireceğini ifade ederek, bunların istikrar ve huzur sağlayacağını fakat bunun olmaması durumunda ise uyuşmazlıkların bölgedeki gerilimi daima canlı tutacağını ifade etti.

“Kıbrıs Türk tarafı artık federasyondan başka bir çözüm formülü aramalıyız tavrını benimsemedikçe geçerli olan tek çözüm federasyon olarak kalacak”

Kıralp, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın “federasyon görüşerek bir yere varamayız” açıklamasından sonra Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ortada konfederasyon yada iki devletli çözüm gibi bir seçenek olmadığını ve tek çözüm seçeneğinin federasyon olduğunu belirttiğini söyleyerek “Açıkçası, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bu açıklamasının gerçekçi bir durum tespiti olduğunu çünkü hem Kıbrıs Rum tarafı hem de Kıbrıs Türk tarafı BM nazarında karşılıklı olarak “artık federasyondan başka bir çözüm formülü aramalıyız” tavrını benimsemedikçe, BM’nin gündeminde olan ve geçerli olan tek çözüm formülünün ise federasyon olarak kalacağını unutmamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis konfederal çözüme göz kırpmış görünse bile BM nazarında her zaman federal çözüm lehine tavır koydu”

Kıralp, “Öte yandan hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız ki Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in bazı anlarda iki devletli çözüme ya da konfederal çözüme gayri resmi olarak göz kırpmış gibi görünse bile, BM nazarında her zaman federal çözüm lehine tavır koydu” dedi. Kıralp, “Bu noktada Türk tarafının “Kıbrıslı Rum lider zaten vazgeçti, biz artık federasyon görüşmeyeceğiz” rahatlığını benimsemesi bizleri BM nezdinde ayrılıkçı duruma düşürebilir ve maalesef bu durum pek çok açıdan sakıncalıdır” diye konuştu.

“Federal çözüm arayışları sona erecekse öncelikle Kıbrıs Rum tarafının federasyondan vazgeçtiğini BM kayıtlarına geçirmesi gerekiyor”

Kıralp, 1983’te KKTC’yi ilan etmemizin hemen ardından BM Güvenlik Konseyi’nin üye devletlere bizi tanımama çağrısında bulunan bir kararı süratle onayladığını belirterek, “Eğer federal çözüm arayışları sona erecekse öncelikle Kıbrıs Rum tarafının federasyondan vazgeçtiğini BM kayıtlarına geçirmesi, sonrasında ise ilgili BM Güvenlik Konseyi kararının iptal edilmesi gerekir. Fakat Kıbrıs Rum liderliği resmi olarak “ben federasyona bağlıyım” tavrındadır ve bizim “artık federasyon görüşmeyeceğiz” dememiz Kıbrıs Rum tarafına hem çözüm arayışlarından kurtulma hem de doğalgaz ve benzeri konularda uluslararası toplumu Türk tarafının aleyhine yönlendirip kendi tezlerini güçlendirme fırsatı verecektir” şeklinde konuştu.

“1974’e kadar BM nezdinde Kıbrıs Rum tarafıyla Kıbrıs Türk tarafının yaptığı görüşmeler federasyonu öngörmüyordu”

Kıralp, ayrıca, tarihsel bir gerçektir ki federasyon çözümünün Kıbrıs Rum tarafının ve BM’nin kararı olmadığını söyleyerek, “Federasyon Türk tarafının tezidir” diye konuştu. Kıralp, 1963 olaylarından sonra rahmetli Rauf Denktaş’ın Londra konferansında federasyon talebinde bulunduğunu belirterek, “Türkiye bunun da öncesinde, 1955 yılında İngiltere ile federasyon görüştü. 1968’den 1974’e kadar BM nezdinde Kıbrıs Rum tarafıyla Kıbrıs Türk tarafının yaptığı görüşmeler federasyonu öngörmüyordu. Adada Kıbrıslı Türklerin veto haklarının ortadan kaldırılacağı, yani devletin büyük oranda Kıbrıs Rum çoğunluğunun iradesiyle yönetileceği bir tür üniter yapıyı öngörüyordu. 1974 sonrasında iki toplumun siyasal eşitliğine dayalı iki toplumlu iki bölgeli federasyon fikrini hem BM’ye hem Kıbrıs Rum tarafına çözüm parametresi olarak bizim tarafımız kabul ettirdi. Dolayısıyla, tüm taraflar bir Türk tezini görüşürken ve bu Türk tarafı açısından bir kazanımken bu tezi isteyen biz değilmişiz de başkalarıymış gibi bir algıyla hareket etmek de doğru değildir” ifadelerini kullandı.

“İngiltere Taksim’i Yunan tarafını Enosis ısrarından vazgeçirmek için bir tür “yem” olarak kullanıyordu ve esasen Taksim’i gerçekleştirmeye niyeti yoktu”

Kıralp, Adada iki toplumun siyasal ortaklığı haricinde bir çözümün ne oranda gerçekçi olduğunu değerlendirirken tarihimizden de yararlanabileceğini söyleyerek, “İngiltere, 1956 yılında adayı Türkiye ile Yunanistan arasında paylaştırmayı, yani Taksim’i savunduğunu dile getiriyordu. Ancak, yıllar sonra açılan arşivlerden net olarak görüyoruz ki İngiltere Taksim’i Yunan tarafını Enosis ısrarından vazgeçirmek için bir tür “yem” olarak kullanıyordu ve esasen Taksim’i gerçekleştirmeye niyeti yoktu. Bugün federal teze alternatif olarak işaret edilen formül adadaki iki toplumun iki ayrı egemenliğe sahip olmalarıdır. Kıbrıs Rum tarafı bugün iki devletli çözümü Türk tarafına karşı bir tür “yem” olarak kullanıyor olabilir. Yani geçmişte İngiltere’nin yaptığını bugün Kıbrıs Rum tarafı yapıyor olabilir. Türk tarafının bu “yeme” itibar etmesi Kıbrıs Rum liderliğine “Türkler ayrılıkçılık yapıyorlar ve BM parametrelerine aykırı hareket ediyorlar” diyerek bizleri BM ve uluslararası toplum nazarında sıkıştırma şansını verebilir. Kanaatimce, buna fırsat vermek Türk tarafına yarar getirmez” diye konuştu.

“Crans Montana’da yitirilen fırsatın yeniden yakalanabileceği umudu oluştu”

Kıralp, Ayrıca Berlin Zirvesi’nde ise Crans Montana’da yitirilen fırsatın yeniden yakalanabileceği umudunun belirdiğini ve özellikle siyasal eşitlik konusunda başvurulabilecek önemli BM metinlerine atıflar yapıldığını belirterek, “Bu yeni fırsatı cömert bir biçimde heba etmenin Türk tarafına ya da Yunan tarafına herhangi bir yararı olabileceğini düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“Resmi gazetede yayımlanmaması hukuka aykırı”
“Resmi gazetede yayımlanmaması hukuka aykırı”
Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. Kuruluş Yıl Dönümü Kutlanıyor
Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. Kuruluş Yıl Dönümü Kutlanıyor