“Fırsat penceresi 9 Ağustos’ta açıldı, Berlin’de...

“Fırsat penceresi 9 Ağustos’ta açıldı, Berlin’de güçlendirildi”

Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorununun çözümüne dair fırsat penceresinin, liderlerin 9 Ağustos 2019’daki görüşmesinde açıldığı, Genel Sekreter ile Berlin’de yapılan görüşmede de güçlendirildiği görüşünü ortaya koydu

Editor: Yeni Bakış Editör 2
02 Aralık 2019 - 07:30

Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorununun çözümüne dair fırsat penceresinin, liderlerin 9 Ağustos 2019’daki görüşmesinde açıldığı, Genel Sekreter ile Berlin’de yapılan görüşmede de güçlendirildiği görüşünü ortaya koydu. “Şu an, müzakerelerin Crans - Montana’da koptuğu yerden yeniden başlaması için aslında Ağustos’ta başlayan prosedürün derhal devam etmesi için uluslararası unsurun, (BM Güvenlik Konseyi’nin ve Genel Sekreter) Türkiye’ye koordineli müdahale etmesi gerektiğini” iddia eden Hristodulidis, Politis’e verdiği özel söyleşide; “Türkiye’nin, prosedürün bu aşamada devam etmemesi konusunda savunduklarını bahane görüyorum. Neden Sayın Akıncı ve İngiltere hükümeti konuyu sormuyor?” dedi. Hristodulidis, Türkiye-Libya deniz sahası sınırlandırma mutabakatını değerlendirirken Türkiye’nin, hukuki dayanak edinmek için “Deniz Hukuku kurallarını bozmaya ve Libya’daki krizi kullanmaya çalıştığını” iddia ederek, mutabakatın “hiçbir hukuki zemini olmadığını, bu nedenle herhangi yasal bir sonuç da üretmediğini” savundu. Türkiye’nin bu hareketinin, Rum yönetiminin temas içerisinde olduğu bütün Doğu Akdeniz ülkelerine, “top yükün tepki gerektiği” net mesajı verdiği görüşünü dile getiren Hristodulidis, Rum yönetiminin enerji planlamasının “Türkiye tarafından yapılan ciddi meydan okumalara rağmen” normal şekilde devam ettiğini söyledi. Nikos Hristodulidis, Berlin’de gerçekleşen üçlü görüşmeye de değindiği söyleşide, görüşme sonucunu ve Guterres’in açıklamasının içeriğini “ortam ve Türkiye’nin ortaya koyduğu olanak dikkate alındığında mümkün olanın en fazlası olduğu” mantığı ile “olumlu” diye niteledi. Berlin’deki görüşmede, neden Aralık ayı içerisinde gayrİ resmî beşli konferansın kesinleştirilmediği sorusuna karşılık Berlin görüşmesi öncesinde Türkiye’nin BM’ye KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştığından böyle bir gayrİ resmî görüşme yapılmasına rıza gösteremeyeceğini ilettiğini söyleyen Hristodulidis devamla; “Bildiğim kadarıyla ne Sayın Akıncı ne de İngiltere hükümeti yaklaşmakta olan seçim prosedürlerine, gayrİ resmî görüşme belirlenmesine olanak tanımayan unsurlar olarak atıf yaptı” dedi.

“Rum tarafının ana itirazı federal düzeydeki bütün kararlarda bir olumlu oyda ısrar  edilmesi”
Hristodulidis, Berlin görüşmesinde hedeflenenin, iki bölgeli iki toplumlu federasyon olduğunun yeniden teyit edildiğini ve Crans - Montana’ya kadarki kazanımların da güvence altına alındığını, Türkiye’nin istenilen çözümle ilgili açıklamaları dikkate alındığında, Genel Sekreter açıklamasındaki, müzakerelerin Crans - Montana’da koptuğu yerden başlaması gerektiği konusunda anlaşıldığı olgusunu çok önemli bulduğunu söyledi. Rum tarafının siyasi eşitliği, Kıbrıslı Türklerin etkin katılımını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 716 sayılı kararını nasıl anladığı, Kıbrıs Türk tarafı ile anlaşamadıklarının neler olduğu sorulduğunda BM rapor ve kararlarında çok somut ifade edilenin ötesinde farklı yorumlar olmadığını, Rum tarafının ana itirazının federal düzeydeki bütün kararlarda bir olumlu oyda ısrar edilmesi olduğunu söyleyen Hristodulidis şunları ekledi: “Federal düzeydeki bütün kararlarda bir olumlu oy,   devletin işleyişinde sorun yaratacak ve Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasındaki sürtüşme noktalarını güçlendirebilir. Mont Pelerin’de, Sayın Çelebis ile Sayın Nami’nin bu konudaki görüşmenin sonucu olarak önemli ilerleme kaydedilmiş ancak daha sonra Kıbrıs Türk tarafı caymıştı. Bu da bazılarının savunduğu gibi bir olumlu oy konusunun aniden Crans - Montana’da Başkan Anastasiadis tarafından çıkarılmadığını, ana anlaşmazlıklardan biri olduğunu gösteriyor. Ancak son müzakere prosedürüne katılımından edindiğim deneyimi dikkate alarak, bu anlaşmazlığın aşılabileceğini düşünüyorum.” Hristodulidis; “Kıbrıs sorununun çözümünden sonra bizim taraf, Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Bakanlar Kurulu’nda Kıbrıslı Türklerin bir olumlu oyunu kabul ediyor mu? Çünkü Başkan Anastasiadis, doğal gaz boru hattıyla ilgili malum örneği vererek kabul etmiyor görünüyor” sorusuna karşılık şunları söyledi: “Olumlu oy meselesinin ortaya çıktığı, üç düzeyde merkezî hükümet kararı var ve yapılan tartışmalarda yakınlaşma sağlanması için, anlaşmazlıkların çözüm mekanizması da dahil, her üç düzeyin üçüne de (yakınlaşmanın) dair olması gerektiği netti.  Bu üç düzey (a) Başkan ve Başkan Yardımcısı’nın karar vereceği konular, (b)Bakanlar Kurulu kararları ve (c)  diğer federal birim ve organlardaki kararlar ile ilgilidir. Kıbrıs Türk tarafı yukarıda saydığım bütün kategorilerde bir olumlu oy talep etti ve dolayısıyla, konuda bütünlüklü yakınlaşma olmadı.  Her üç kategoride de önemli ilerleme oldu ama yakınlaşma olmadı.”Başbakan Ersin Tatar ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın, Gazimağusa ve Maraş ile ilgili hareket/açıklamalarının “iletişim taktiği olduğunu” birkaç kez söylediği hatırlatılan Hristodulidis’e “Artık söylemiyorsunuz. Neden? Yanlış değerlendirme miydi yoksa bu analizde halen ısrarlı mısınız?” sorusu da yöneltildi.“Sayın Özersay’ın Mağusa ile ilgili ilanı, diğer pek çok şey ile birlikte, seçim öncesinin başlamasına da damgasını vurduğunu değerlendiriyoruz. Elbette bu bizi asla rahatlatmadı veya Türk niyetlerini küçümsemeye itmedi” diyen Hristodulidis, Politis 107,6 radyosunun 19 Haziran tarihinde saat 12.20’deki öğle programında yaptığı açıklamayı hatırlattı ve “Küçümseseydik derhal somut eylemlerle girişimde bulunmaz, BM Güvenlik Konseyi’ne gitmezdik. O zamandan beridir Mağusa (Maraş) Belediyesi ve kentin diğer sivil toplum örgütleriyle basından uzak başka şeyler de yapıldı” dedi. Gazetenin, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın İsrail ve Mısır ile oluşturduğu üçlü ittifakların, Rum yönetiminin tek yanlı ilan ettiği sözde “Münhasır Ekonomik Bölge”yi (MEB) zırhlandırmış görünmediği gözlemine karşılık Hristodulidis, bu ittifakların sözde Rum “MEB’ini hukuken ve siyaseten zırhlandırdığını” savundu, özetle şunları söyledi:“Bölgedeki Türk talepleri dikkate alındığında Mısır ve İsrail’den de itirazlar olsaydı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları açısından ne anlama gelirdi? Yani komşu devletler Türk yaklaşımını benimseseydi?  Üçlü ittifakların Türkiye’yi yasadışı hareket etmekten caydıracağını hiç söylemedik.”
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
2020’den de umut yok
2020’den de umut yok
“Türkiye’nin, KKTC’nin menfaatlerini korumanın adımlarını atacağız”
“Türkiye’nin, KKTC’nin menfaatlerini korumanın adımlarını...