Hayat standartımız her gün düşüyor!

Hayat standartımız her gün düşüyor!

Editor: Süperadmin
28 Ekim 2020 - 11:58

Ekonomist Prof. Dr. Mustafa Besim, Türk Lirasının sert değer kaybı yaşadığını belirterek, Türkiye’nin ekonomik göstergelerinin geçen yıla göre bu yıl daha kötü durumda olduğunu söyledi. KKTC ekonomisinde durumun daha vahim olduğunu kaydeden Besim, KKTC’nin ekonomisinin neredeyse yüzde elli beşinin turizm ve yükseköğretime bağlı olduğunu anımsattı. Ekonomist Doç. Dr. Erdal Güryay ise Türkiye Cumhuriyeti’nin elindeki en güçlü silah olan faiz silahını kullanmak istemediğini söyleyerek, TC Merkez Bankası’nın politika faizinde hiçbir değişiklik yapmadığını kaydetti

 

Esengül AYKAÇ

Döviz kurunun ön görülmesinin çok kolay bir şey olmadığından bahseden Ekonomist Prof. Dr. Mustafa Besim, son zamanlarda özellikle Türkiye’nin ekonomik göstergelerinin başta borç stoku rezervleri ve bunun üzerine bir de Covid-19’un getirdiği ekonomik gerileme ile Türkiye’deki ekonomik göstergenin kötü olmasına neden olduğunu anlattı. Dövizin ya da Türk Lirasının diğer paralara karşı değer kaybına neden olduğunu söyleyen Mustafa Besim, “Bunların üzerine birde Merkez Bankasının özellikle geçen hafta beklenen faiz artışını yapmaması ile doların sekizlere doğru çıkmasına neden oldu. Geçen hafta ve diğer geçen haftalara göre faizleri arttıracağı beklentisi vardı. Ne yazık ki bu yönde adım atılmadı ve bu yönde adım atılmadığı için döviz yukarıya doğru döndü” ifadelerini kullandı.

“Ekonominin nereye gideceğini kestirmek oldukça zor”

Ekonomik göstergelerin dövize etkisine karşı dövizin jeopolitik durumlarını ifade eden Besim, Ermenistan-Azerbaycan savaşı, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ve diğer krizlerin olması ve bunların yanında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransız ürünlerini almama boykotu gibi söylemleri ileri Türk Lirasının yabancı paralara karşı tutunmasının zor olacağını ifade etti. Yabancı yatırımların Türk menkullerini tutmaktan vazgeçmeleri ile Türk Lirasının ne yazık ki daha da değerini kaybettiğini belirten Besim, ekonominin nereye gideceğinin kestirilmesinin oldukça zor olduğundan bahsetti.

“Yabancı yatırımcılar dövizde kalmayı tercih ediyor”

Yılbaşından bugüne kadar Türk Lirasının dolar karşısında yüzde otuzu aşan değer kaybına neden olduğunu anlatan Besim, bugün faiz oranlarının enflasyonun altında kalmasıyla özellikle yabancı yatırımcıların ve yerli yatırımcıların da Türk Lirasını ellerinde tutmaktan geri durduklarını söyledi. Yabancı yatırımcıların faiz getirisinin enflasyondan daha düşük olması ile elde tutulan paranın da değer kaybetmesiyle dövizde kalmayı tercih ettiğini vurgulayan Besim, ekonomide iki temel faktör olan ekonomik gelişmelerin ve siyasi gelişmelerin olumsuz olduğunu belirtti.

“Faiz yatırımı Türk Lirasından kaçışı durdurmak içindir”

Türk Lirasının sert değer kayıplarının yaşandığı günlerin ardı arkası kesilmediğinden dolayı faiz artışının ekonomiyi rayına sokup sokmayacağı konusunda açıklama yapan Besim, “Faiz artışının ekonomiyi rayına sokmadan özellikle siz faiz artışına giderseniz Türk Lirası menkul getirisini enflasyonun üzerine çekersiniz. Bu yabancı yatırımcıyı, yerli yatırımcıyı Türk Lirası menkulü yatırımı tutmaya teşvik edecektir. Faiz yatırımı Türk Lirasından kaçışı durdurmak içindir ve birazcık olsun istikrarı sağlamak içindir” diye konuştu. Besim, ekonomide istikrarı sağlamak için ekonomide yatırımcıların olduğu, şirket sahiplerinin olduğu kişilere önlerini biraz daha görmelerinin gerekli olduğunu anlattı.

“Türkiye’nin ekonomik göstergeleri geçen yıla göre bu yıl daha kötü durumda”

2020 yılının sonuna doğru gelindi ve bu yıl ekonomi açısından çöküntüye uğrarken 2021 yılı için ekonomik planların yol haritasının nasıl olması gerektiği hakkında değerlendirmede bulanan Besim, ekonomi için yol haritasının hazırlanmasının zor olduğundan söz etti. Türkiye’nin ekonomik göstergelerinin geçen yıldan bu yana kötü olduğunu belirten Besim, Covid-19’un da etkisiyle turizmde kayıplar yaşandığını, ihraç edilen ürünlerde gerilemelerin olduğunu ve Türkiye’de jeopolitik gelişmelerin çok olumlu olmamasından kaynaklı Türkiye ekonomisinin de büyük ölçüde daralacağından bahsetti.

“KKTC ekonomisi tamamen dışa bağımlıdır”

KKTC ekonomisinde durumun daha vahim olduğunu kaydeden Besim, KKTC’nin ekonomisinin neredeyse yüzde elli beşinin turizm ve yükseköğretime bağlı olduğunu anımsattı. Ülke ekonomisinin tamamen dış talebe bağlı olduğunu söyleyen Besim, Covid-19 nedeniyle turizmin büyük ölçüde kaybının olduğunu, yüksek öğretimde tamamen bir kaybın olmadığını anlatarak hem öğrencilerin buraya gelememiş olması hem de Covid-19 nedeniyle üçüncü uyruklu denilen uluslararası öğrencilerin geliş sayısının düşmesi ile ülkedeki talebi, popülasyonu ve harcamayı düşürdüğünü kaydetti.

“Bütçe açığı yaşanacak”

Ekonominin kötü gitmesine bağlı olarak işsizlik oranlarının arttığını, iş yeri alanlarının kapanmaya başladığını belirten Besim, bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacaklılar denilen kredi alan işletmeler veya bireylerin geri ödemelerinde zorluk çektiğini anımsattı. Yaşanan olumsuzluklar ile ekonominin kötüye gittiğini söyleyen Besim, ekonominin toparlanması için bütçenin açık vereceğinin söylentilerinin olduğunu ve herkesin de bildiğini ifade etti. Hükümetin mutlak suretle harcamalarında dikkat etmesi gerektiğini savunan Besim, Türkiye ile imzalanan Ekonomik İşbirliği ile mali protokolde ön görülen hususların hayata geçmesi için azami uğraş verilmesi gerektiğini söyledi. Besim, “Bütçe açık verebilir. Bu dönemde bütçenin açık vermesi kabul edilebilir. Bunun yanında devlet bu hafta 100 Milyon iç borçlanmaya gidiyor. Bu borçlanmaların da doğru alanlarda kullanılmasıyla bunun yanında Avrupa Birliği kaynaklarını zorlarsak ve özellikle küçük işletmelere doğrudan finansman desteği gibi kaynaklara da başvurursak en azından bu krizin büyük bedelini biraz daha azaltılmış olacaktır. Bu sene yüksek oranda ekonomik küçülme yaşayacağız. Bu kaçınılmazdır” dedi.

Ekonomist Doç. Dr. Erdal Güryay:

Türkiye Cumhuriyeti elinde olan faiz silahını kullanmak istemiyor

Dövizin ne olacağı konusunda net bir şeyin söylenmesinin çok kolay olmadığından söz eden Ekonomist Doç. Dr. Erdal Güryay, Türk Lirasının Türkiye Cumhuriyet’inin resmi parası olduğundan ötürü müdahale yetkisinin Türkiye Cumhuriyet’ine ait olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyetinin elindeki en güçlü silah olan faiz silahını kullanmak istemediği gibi bir durumun ortaya çıktığını anlatan Erdal Güryay, geçen hafta TC Merkez Bankası’nın politika faizinde hiçbir değişiklik yapmadığını olduğu gibi bıraktığından bahseden Güryay, o günden sonrada her gün nerdeyse yüzde bir oranında Türk Lirasının değer kaybettiğini vurguladı. Faiz oranının yükseltilmesi durumunda açıklama yapan Güryay, bir miktar Türk Lirasının değer kaybetmesini önleyebileceğinden söz ederek bu durumda başka sorunların geleceğine işaret olabileceğine işaret olabileceğini söyledi.

“İhtiyaçların yüzde doksanını yurtdışından temin ediyoruz”

Yüksek faizin yatırımların düşmesi anlamına geldiğini ifade eden Güryay, çok sorunlu bir durum olan ve faizin yükselmesi ile yatırımların düşerken buna bağlı olarak ekonomik aktivitelerin azaldığını faize dokunulmadığı takdirde dövizin değer kazandığını buna bağlı olarak da Türk Lirasının değer kaybedeceğini belirterek, faiz durumunun çok zor bir konu olduğunu anlattı. Türkiye Cumhuriyetine nazaran ekonomik sorunlarda ülke olarak daha çok etkilendiğimizi açıklayan Güryay, çok küçük bir ada ülkesinde yaşadığımız için neredeyse ihtiyaçların yüzde doksanının sürekli yurtdışından temin edildiğini belirterek, çoğunun dövizle karşılandığını anımsattı.

“Enflasyon durmadan artış gösterirken bizim hayat standardımız düşüyor”

Türk Lirasının değer kaybedip dövizin değer kazanması ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelen her türlü malın daha fazla gelmesi demek olduğunu anlatan Güryay, dövizin artmasıyla birlikte hayat standardını da etkilediğini ifade etti. Güryay, “Maaşlarımız kolay kolay değişmiyor, maaşlar TL üzerinde olup sabitlemiştir ancak fiyatların döviz üzerinden ve devamlı bir şekilde yükseliş gösteriyor. Enflasyon durmadan artış gösterirken bizim hayat standardımız düşüyor”  diye konuştu.

“2020 yılı kayıp bir yıl oldu”

2020 yılını kayıp bir yıl olarak değerlendiren Güryay, Covid-19 salgının başlamasıyla birlikte bu yılın kayıp bir yıl olacağının belli olduğunu anımsattı. Ülkenin turizm ve yükseköğrenim sektörleri aracılığı ile döviz girdisinin elde edilebildiğini kaydeden Güryay, bu yılın ciddi oranda bir gelirlerde düşüşün olacağına işaret etti. Turizmin KKTC’ye yaklaşık sekiz yüz milyon dolarlık bir katkısının olduğunu belirten Güryay, bu oranın 150 milyonlarda duracağını ve 600 Milyon kaybın olacağından söz etti. Yükseköğrenim sektöründe de aynı sorunun yaşandığını ifade eden Güryay, derslerin online olması nedeniyle birçok öğrencinin ülkeye gelmediğini anımsattı.

“Hükümet her zaman açık bütçelerle yönetmeye çalışıyor”

Esnaf ve Zanaatkarlar Birliğinin hazırlamış olduğu rapordan söz eden Güryay, 9 bin işyerinin kapalı olduğunu ve bunların büyük bir çoğunluğunun bir daha dükkanlarını açmayacakları konusunda beyanda bulunduklarını kaydetti. İş yerlerinin yarısının kepenk vurduğunu anlatan Güryay, hükümetin de her zaman açık bütçelerle ülkeyi yönetmeye çalıştıklarını, açık bütçenin anlamının ise devlet harcamalarını yapmak için yeterli para yok anlamına geldiğini söyledi. KKTC’yi hem açık bütçesi olan hem ciddi bir döviz kaybına uğrayan bir ülke olarak değerlendiren Güryay, 2020 yılı sonunda ortaya çıkacak olan ekonomik sorunların hiç iç açıcı olmayacak gibi göründüğünü anlattı. 

“Ekonomiyi iktidar yönlendirir”

Ekonomiyi yönlendirecek olan kişilerin iktidarlar olduğunu söyleyen Güryay, Covid-19 ortaya çıktığında ve piyasaların daralması ve faaliyetlerin azalmaya başlanmasıyla dünya ülkelerinin fonlar oluşturduğunu anımsattı. Diğer ülkelerin kredi şartı olarak değil ekonomik faaliyetin sürebilmesi için piyasaya para pompaladıklarını ifade eden Güryay, ülke olarak böylesi ekonomik yardımı yapabilecek bir durumda olmadığından söz etti.

“Devlet biziz ya! Devlette bizim cebimizden topladığı vergilerle borçlarını ödüyor”

Piyasanın dönmesi için işletmelere ekstradan dışarıdan finansman olarak pompalanma olmadığından bahseden Güryay, bugün bir işletmenin kapanması durumunda  yeniden açılmaması anlamına geldiğini kaydetti. Güryay, Türkiye’den ülkeye finansman yardımının gelmemesiyle hiçbir iktidarın ekonomiyi su yüzüne çıkaramayacağından söz etti. Bu güne kadar devlet olarak çok ciddi bir borç birikiminin yapıldığını anlatan Güryay, KKTC’nin milli gelirinin üzerinde borç birikiminin olduğunu kaydetti. Ülkenin borçlarını ödemediğini ve borçların her yıl katlanarak gittiğini anlatan Güryay, “Bunun üzerine borçlanıp tekrardan üzerine eklemek mümkündür ancak bu sorunumuzun ne kadarını çözer emin değilim. Çünkü borçların geri ödenmesi sırasında artık bu defa da iktidarlar vergilere yüklenir. Aslına bakarsak borç bizimdir. Devlet biziz ya devlette bizim cebimizden topladığı vergilerle borçlarını ödüyor. Yani bu borcu biz ödeyeceğiz” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Büyük vurgun
Büyük vurgun
Mağusa'nın vampir iş insanı
Mağusa'nın vampir iş insanı