“CİNAYETTEN SONRA GALİP MENDİ TERFİ ALDI”

“CİNAYETTEN SONRA GALİP MENDİ TERFİ ALDI”

Editor: YeniBakış Editör
03 Haziran 2021 - 09:35
Reklam

Esengül AYKAÇ

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Doğuş Derya, Yeni Bakış web TV’de Vizyon programında yaptığı açıklamada, gündemi değerlendirdi.

“1980 darbesinden sonra devletin içerisinde yerleşik hale gelmiş bir yapılanma var”

Derin devlet yapılanmasının 1950 yılına kadar dayandığından söz eden Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Doğuş Derya, 2’inci dünya savaşından sonra NATO ülkelerinde komünistlere karşı mücadele edilmek üzere gladio örgütlenmelerinin kurulduğu buna karşı Türkiye’de de ülkücülük yapılanmasının başladığını söyledi. Devletin içerisinde özel harp idaresi olarak teşkilatlanmış ve istihbarat örgütü ile bağlantılı olduğunu anlatan Doğuş Derya, ‘güvenlik için çalışan’ yapılanmaların olduğunu kaydetti. Zamanında sağcı solcu tartışmalarının karşımıza çıkan örnekleri sırlayan Doğuş Derya, “Özellikle solcu gençlere yönelik katliamlar düzenlenerek çeşitli saldırılar oluyordu. 1980 darbesinden sonra devletin içerisinde yerleşik hale gelmiş bir yapılanma var. Bu yapılanma Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendisi değil devletin içerisinde yerleşik hale gelmiş ve çok fazla denetlenemeyen Fikri Sağlar Bey’in söylemine göre 1980’lerde Afganistan’da üretilen uyuşturucunun Avrupa’ya aktarılırken Türkiye’nin bir köprü olması suretiyle palazlanmış bir ekiptir. Bu ekiplerin mahiyetini hiçbir zaman kimse çözümleyemiyor. Önünde sonunda gelip devlet güvenliği denilen bir yerde tıkanıyor ve devletin içerisinde görev yaptıkları için de soruşturmalar sonuç verici olmuyor” şeklinde konuştu.

“Komisyonun en erken zamanda kurulmasını istiyoruz ama orada da birtakım aksaklıklar var”

Kutlu Adalı cinayeti olduğu zaman içerisinde Türkiye’de birçok faili meçhul cinayetlerin olduğunu anlatan Doğuş Derya, St. Barnabas skandalının olması ve Kutlu Adalı’nın bunu köşe yazısına taşıması ile faili bir cinayete kurban gitmesinin arka arkaya gelen süreçlerden oluştuğunu ifade etti. Uzun süredir mecliste Kutlu Adalı ile ilgili bir komisyon kurulmadığını anlatan Doğuş Derya, Susurluk olayında aracın içerisinde Uzi marka silah tespit edilinceye kadar Kutlu Adalı cinayeti ile ilgili bağlantısının kurulmadığına dikkat çekti. Kutlu Adalı’nın öldürüldüğü zaman UZİ marka silah kullanıldığının polis kayıtlarına yansıdığını anımsatan Doğuş Derya, UZİ’nin İsrail menşeili bir silah olduğunu anlatarak “O dönemde Türkiye’ye hibe ediliyor ve hiçbir zaman resmi kayıtlara girmiyor” dedi. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) olarak Kutlu Adalı cinayetinde gelişme kat edebilmek için araştırma komisyonunun kurulması için meclise önerge verdiklerini anımsatan Doğuş Derya, “Komisyonun en erken zamanda kurulmasını istiyoruz ama orada da bir takım aksaklıklar var” diye konuştu.

“Kutlu Adalı’nın yattığı yerde Kıbrıslı Türk toplumunun ifade özgürlüğü hala yatıyor”

“Kutlu Adalı’nın yattığı yerde Kıbrıslı Türk toplumunun ifade özgürlüğü hala yatıyor, kamu vicdanı yatıyor, demokrasi duygusu yatıyor” şeklinde konuşan Doğuş Derya, Başbakan Ersan Saner’in yeni bulgular varken Kutlu Adalı cinayetinin takipçisi olacağız diyeceğine ‘Ucuz siyaset yapıp neden CTP bunu kendi döneminde yapmadı’ diye sorduğunu kaydetti. Ülkenin geçmişten bu yana müdahalelerin olduğuna dikkat çeken Doğuş Derya, özellikle Kutlu Adalı ile ilgili olan bulgulara dikkat çekerek, “14 Mart akşamı saat yedi de ismi Cahit Koparır olan Albay, 10 asker ve 2 çavuşla birlikte St. Banabas’a gidiyor. Asker tarafından yetiştirilen güvenlik görevlisi olarak çalıştırılan bekçileri bir başka odaya alıyorlar. St. Baranabas’ta 4 saat boyunca kazı yapılıyor. Kazılan yerde ne olduğunu bilerek kazıyorlar başka bir yer kazılmıyor. Herhangi bir arama izi yok sanki eliyle koymuş gibi nerde ne var gibi direkt nokta atışı gibi kazı yapılıyor. O gece orada bulunan sivil arabalardan bir tanesi CV 765 plakalı bir araba bulunuyor. Bu arabanın Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’na kayıtlı bir araba olduğu tespit ediliyor. Dönemin Eski Erserler Dairesi Müdürü Ali Kanlı Bey, o dönemde Eğitim ve Kültür Bakanı olan Ahmet Derya idi. Konu ile ilgili 15 Mart günü Güvenlik Komutanını arayıp dün gece St. Barnabas’ta bir operasyon bir tatbikat var mıydı? diye sorduğunda ‘Hayır’ cevabı alıyor. Daha sonra Ali Bey’e telefon geliyor ve deniliyor ki ‘Bu konuyu kapat’ benzer bir telkinin de ‘Bakanına söyle Bakanın da bu konuyu kapatsın’ diye mesaj da gönderiliyor” diye konuştu.

“Türkiye’nin bir düşündüğü vardır”

Dönemin Bakanı olan ve St. Barnabas ile ilgili olan kısmı gazetede yayınlanmasını sağlayan konunun kamusal mesele olduğu ve konunun üzerini kapatılmaması gerektiği yönünde üzerine giden kişinin Ahmet Derya olduğundan söz eden Doğuş Derya, “Bu olay 16 Mart 1996 yılında Kıbrıs Gazetesi’nin manşetine yansıdığında hem savcılığa hem de polise konu ile ilgili tahkikat talimatı veriliyor. 19 Mart’ta dönemin Başbakanı Hakkı Atun bir şekilde asker ile istişare ettiğini, ciddi bir ihbar üzerine askerin orada operasyon düzenlediğini ve araştırılacak bir şey olamadığını Savcıya ve Polis Genel Müdürlüğü’ne söyleyerek konunun ilerletilmesini aldığı telkinler yüzünden engelliyor. Günümüzde ise asker öyle bilgi vermişti diyor. Dönemin milletvekili olan Serdar Bey’de basına açıklama yaparak ‘Türkiye’nin bir düşündüğü vardır” diyerek Serdar Denktaş’ın söylemini anımsattı.

“KKTC makamlarına etkili bir şekilde tavır koymasını engelleyen bir güç var”

KKTC makamlarının etkili bir şekilde tavır koymasını engelleyen başka bir gücün olduğundan söz eden Doğuş Derya, egemenliğin sınırının ise Türkiye’den gelen emirlere kadar olduğunu belirtti. Kutlu Adalı cinayetinin 6 Temmuz 1996 yılında gerçekleştiğini söyleyen Doğuş Derya, Susurluk’taki kaza oluncaya kadar herhangi bir araştırma komitesinin kurulmadığını ifade etti. Susurluk’ta kaza oluncaya kadar Abdullah Çatlı’ya devlet tarafından verilen yeşil pasaport ve kimliğinin olduğunu anlatarak Abdullah Çatlı’nın Kıbrıs’a gelip giderken Mehmet Özbay adı ile geldiğini kaydetti. Abdullah Çatlı’nın sevgilisi olan Gonca Us’un Abdullah Çatlı ile beraber olduğunu belirten Doğuş Derya, Susurluk kazasında Abdullah Çatlı’nın sevgilisi olan Gonca Us’un Melahat Özbay kimlik ismi ile ölü bulunduğunu söyledi. Gonca Us’un 1995 yıllarında 10 Ekim 13 Ekim tarihleri arasında giriş çıkış yaptığının ortada olduğunu anlatan Doğuş Derya, Mehmet Özbay ile giriş çıkış yapan kişilerin de kayıtlarının da olduğundan söz etti.

“Birden fazla Mehmet Özbay var”

Fikri Sağlar’ın beyanatlarını anımsatan Doğuş Derya, “Birden fazla Mehmet Özbay var. Bunlar tespit edilmesin diye 2 veya 3 Mehmet Özbay birlikte yolculuk ediyorlarmış. Abdullah Çatlı’nın adaya gelip bir otelde kaldığı ve otel masraflarının bir devlet kurumu tarafından ödendi. O dönemde telefon olmadığı için odadan açılan telefonla ekstra olarak otel kayıtlarına işliyor. O dönem de bütün ekstraların ödendiği miktarın 13-14 Milyon gibi paranın olduğunu söyleyen tartışılmış meseleler de vardır” dedi.

“Tüm bunlara rağmen siz terfi mi alacaksınız?”

Galip Mendi’nin Kutlu Adalı cinayetinden çok kısa bir süre sonra terfi aldığını anlatan Doğuş Derya, daha sonrasında 1-2 yıl sonra Güvenlik Kuvvetleri Komutanı olarak geri döndüğünü söyledi. Galip Mendi’nin Kutlu Adalı’yı Rumların öldürdüğü yönünde açıklamalarının olduğunu belirten Doğuş Derya, Kutlu Adalı’nın evi ile Sivil Savunma arasında 300 metrelik mesafe olduğunu belirterek “Sivil Savunmanın başında olan bir kişi Rum mafyası olduğunu biliyordu da neden engellemedi? Rum mafyası burnunuzun dibine kadar gelip bir gazeteci olan aydın bir insanı dışarıya çağıracak ve sokak ortasında infaz ederek kaçacak. Tüm bunlara rağmen siz terfi mi alacaksınız?” diyerek elde olan verilerin saklanamayacağını söyledi.

“Türkiye’nin layık olacağı itibarı iade edecek bir süreç olacağını düşünüyorum”

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kutlu Adalı cinayeti ile ilgili tüm gerçeklerin üzerine giderek inisiyatif alırsa işlerin daha fazla değişeceğini anlatan Doğuş Derya, “Şu anda uyuşturucu kaçakçılığı ve mafya ilişkisi anılmaya başlarsanız uluslararası arenada güven kaybedersiniz. Dipsiz bir kuyuya doğru insanlar savuruluyor. O yüzden bu hukuki sürecin sağlıklı bir şekilde yürümesi demokratik hukuk devleti açısından da Türkiye’nin layık olacağı itibarı iade edecek bir süreç olacağını düşünüyorum” dedi.

“Niye Kıbrıs sorununun bazı çevreler çözümünü istemiyor”

Bir kişiyi töhmet altında bırakarak değil ortada bir iddia varsa ve yasa olmayan yollarla elde edilen bir servet varsa konunun tahkikata tabi olması gerektiğinden söz eden Doğuş Derya, “Sedat Peker’in iddia ettiği gibi bir şebekenin bunların bir birleşeni olarak fonksiyon gösteriliyorsa bu artık polisin devreye girmesi gerekiyor. Bunlar ile ilgili hükümet irade koymadığı müddetçe ilerlemenin mümkün olmayacağını düşünüyorum” diye konuştu. ‘Niye Kıbrıs sorununu bazı çevreler çözümünü istemiyor’ diye soran Doğuş Derya, 90’lardan itibaren bankalar ve kumarhaneler aracılığı ile burada kara para aklayanların adanın Kuzey’ini AB üyesi, BM iyesi için bir yer olması ve uluslararası bir statüye kavuşmasını istemediklerini anlattı. Hiçbir bayrağın hiçbir yolsuzluğun üzerine örtecek kadar büyük olmadığını anlatan Doğuş Derya,  hamasetini koyulaştıranlara bakılarak arkasından mutlaka bir çıkar ilişkisinin çıkacağının altını çizdi. Kimin daha çok vatan millet sakarya edebiyatı yaparsa arkalarında mutlaka bir bağlantı çıktığını anlatan Doğuş Derya, bir an önce ülkenin federal bir çözüme kavuşması için çok daha fazla ısrarcı olunması gerektiğini savundu. Toplumun 50 yıldır dünyadan dışlanmışlığını hak etmediğini söyleyen Doğuş Derya, sürekli müdahale edilen ve kendi ülkesine yabancılaştırılmış kara para içerisinde mafyatik insanların siyah araba ve siyah çantalar ile siyah gözlükler ile gezdiği bir yer haline geldiğini kaydetti.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Dünyayı karşımıza aldık
Dünyayı karşımıza aldık
Baba oğul uyuşturucudan tutuklandı
Baba oğul uyuşturucudan tutuklandı