"Kıbrıslı Türklerin işi zor"

"Kıbrıslı Türklerin işi zor"

Mağusa İnisiyatifi Aktivisti, Ekonomist Mertkan Hamit, reel sektör dışında kamu sektöründe de durumun çok parlak olmadığını belirterek, sosyal patlamaların yaşanabileceğine işaret etti

Editor: Süperadmin
23 Ekim 2020 - 11:59 - Güncelleme: 24 Ekim 2020 - 00:27

Ekonomist Mertkan Hamit, gelinen aşamada kamunun sürdürebilir olmayan ücret yapısının daralacağı gerçeği ile karşı karşıya olduğunu belirterek, kamuda bütçe harcamalarının yeniden düzenlenmesi ile mağdur ve dar gelirli kesimlerin korunmasını hedefleyen çözümler sunmak gerektiğini söyledi.

 

Hamit, “Ekonomik daralma erken bir zaman içinde son bulmaz ve çarkların dönüşü hızlanmazsa, yoksullaşma, politik, ekonomik ve sosyal riskler altında kalacak olan Kıbrıslı Türklerin işi gerçekten çok zor olacak” dedi.

 

İç siyasete de değinen Hamit, erken seçim ile koalisyon için birçok formülün dile getirildiğini belirterek, “görünen o ki UBP'de kurultay için aday sayısı çok. Bu da zafer sarhoşluğunun UBP'de yeni kavgalara sebep olacağının ilk ışığıdır” diye konuştu.

 

Hamit, Doğu Akdeniz konusunun ise Maraş konusu ve Kıbrıs sorunundan bağımsız olmadığını dile getirerek, “Bu mesele kısa zamanda diyalog ruhu ile masada çözülmezse, korkarım ki çatışma sadece diplomatik olarak masada değil aynı zamanda yaşam alanlarında da olacak” dedi.

 

Şükrü IRKIM

Ekonomist Mertkan Hamit, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde toplumun ciddi bir şekilde ikiye bölündüğünü belirterek, “sonuçlar iki tarafı da mutlu etmediği gibi, özellikle AKP Milletvekilinin açık açık seçimlerde çalıştığını ifade etmesi, demokratik süreçlerin ne kadar etkin çalıştığı konusunda kaygıları artırıyor” diye konuştu.

“Kurumlara güvenin azalması sosyal patlamaların da yaşanmasına neden olabilir”

Hamit, “Daha öncesinde zaten Mustafa Akıncı'nın tehdit edildiği ve TC Büyükelçiliği'nin seçim merkezi olarak çalıştığı gibi ifadeleri olmuştu. Sanırım tüm bunlar demokrasi karnemize dair büyük kuşkular yaratmaktadır. Mesele sadece seçimin sonucu ile ilgili değildir demokrasiye olan güven azaldığında toplumun kurumlara güveni de azaltır. Kurumlara güvenin azalması sosyal patlamaların da yaşanmasına neden olabilir. O açıdan alışmadığımız bir sürecin bizi beklediğini düşünüyorum” diye konuştu.

“Ersin Tatar iki bölgeli federal çözüm ilkelerine bağlı kalmalıdır“

Hamit, Ersin Tatar'ın kazanmasından öte önemli olanın yerleşik uluslararası çerçevenin dışına çıkılıp çıkılmayacağı olduğunu belirterek, “Benim beklentim önümüzdeki günlerde Ersin Tatar'ın "egemen eşitlik" iddiasından, "siyasi eşitlik" noktasına evrilerek, uluslararası politikada yeni bir "Mr. No" olarak bilinmek istemeyeceğidir. Türk hariciyesini zor duruma sokmaması için, yerleşik BM parametrelerinde bir konferansa razı gelmesi gerekmektedir. Bu anlamda çerçevenin Derviş Eroğlu'nun imzaladığı iki toplumlu ve iki bölgeli federal çözüm ilkelerine bağlı kalmalıdır. Eğer buradan ayrılıp, yeni bir maceraya sürüklenirse sadece kendini değil Anadolu’da yaşayan insanların da geleceğini zor duruma atacaktır” ifadelerini kullandı.

“Önemli olan Ersin Tatar'ın bu olgunluğu gösterip, gösteremeyeceğidir”

Hamit, Türkiye'nin gerek AB'den gerek BMGK'da yaşadığı olumsuz durumları artırmasının Türkiye için faydalı olmayacağını vurgulayarak, “Benim inancım zafer uğruna içerideki aksak da olsa var olan demokratik düzene zarar veren Tatar'ın; verdiği zararı uluslararası seviyeye taşımaktan geri durmasıdır. Beklenildiği gibi kısa bir zaman sonra bir yeni gayri resmi zirve gerçekleşecektir. Ön hazırlıkları Kıbrıs’ta yapılacak olan bu zirvenin, Kıbrıs sorunu için önemli bir dönemeç olacağı bilinmektedir. Anastasiadis’in Kıbrıs Türk pozisyonunun gerilemesinden dolayı masada yapıcı bir tutum sergilemesi beklenmektedir. Türkiye'nin ise pozisyonunu Crans Montana'daki pozisyonunu koruması yeni bir çerçevenin oluşmasına sebep olabilir. O zaman da önemli olan Ersin Tatar'ın bu olgunluğu gösterip, gösteremeyeceğidir” diye konuştu.

 

“UBP’de adayların çok olması yeni kavgalara sebep olacak”

Hamit, erken seçim ile koalisyon hükümetleri için birçok formül dile getirildiğini belirterek, görünen o ki UBP'de kurultay için aday sayısı çok. Bu da zafer sarhoşluğunun UBP'de yeni kavgalara sebep olacağının ilk ışığıdır. Eğer bu süreç iyi yönetilemezse yapılacak erken seçimde UBP'nin birliktelik ruhu dağılabilir. Bu da başarısız sonuçların yaşanması için bir zemine sebep olabilir” dedi.

“Kıbrıs Türk toplumunun iradesinin daha güçlü olduğunu savunan kesimin nasıl bir ortaklaşma kuracağı önemlidir”

Hamit, benzeri bir biçimde seçimde %48 oy alan ve en geniş paydasının Kıbrıslı Türk toplumunun iradesinin daha güçlü bir biçimde gösterilmesi gerektiğini savunan kesimin nasıl bir ortaklaşma kuracağının son derece önemli olduğunu ifade etti.

“Halk Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokrasiye olan güvenini kaybetti”

Hamit, şöyle devam etti, “Henüz bu kesimler arasında ortak bir duruş alınacağına dair bir öngörü olmasa da; akıllı hareket edip erken seçime "Biata değil Özgürlük" sözünün çerçevesinde İrade'nin Lefkoşa'da olduğunun altını çizen bir duruş ile yola çıkmaları halinde, önemli bir ilgi görebileceklerini düşünüyorum. Eğer böyle bir ortaklaşma gecikir ya da gerçekleşmezse kişisel fikrim bu kesimlerin kendileri arasındaki ortak paydayı unutacakları, birçok kişinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokrasiye olan güvenini kaybettiğinden ötürü oy vermeyeceğini ve sonuçta çok daha başarısız bir sonucun alınabileceğini düşünüyorum.”

“Türkiye kredilerini tüketiyor”

Hamit, “Maraş konusunda uluslararası toplumun Türkiye’nin geri adım atmasını beklediğini belirterek, “bu noktadan sonra Türkiye'nin geri adım atmasını ben ihtimal dışı buluyorum. Çeşitli duyumlar geliyor, haritalar, parsel bilgilerinin bazı bölge muhtarlarına verildiğine dair ancak bunlar Türk tarafının bu tarafı yerleşime açmakla ilgili iddialı olduğunu gösteriyor” dedi. Hamit, “Kıbrıslı Rum toplumunun mülkiyet haklarının korunması kaydı ile Maraş'ın aşamalı açılması ve BM 550 numaralı karardaki "BM Yönetimine devir" vurgusunun ne olduğunu iyi anlamak gerek. Türkiye yerleşik BM kararlarını ihlal ettikçe, iktidarı çeşitli cezalarla karşı karşıya kalabilir. Maraş bunun örneği olabilir. Ancak bu bağlamda, Güvenlik Konseyinin Türkiye’ye bölgedeki kabadayı tavırlarından dolayı ne kadar tolerans göstereceği sorusu ile ilgili. Benim gördüğüm kadarı ile Türkiye bu konuda kredilerini tüketiyor” şeklinde konuştu.

“Amerikan seçimlerinde Joe Biden’in kazanması önemli bir dönüm noktası olabilir”

Hamit, yaklaşan Amerikan seçimleri sonucunda Biden'in kazanmasının önemli bir dönüm noktası olabileceğini belirterek, “Joe Biden geçtiğimiz yıllarda Kıbrıs’a Başkan Yardımcısı sıfatıyla gelmiş, hem doğal gaz hem de Maraş'a dönük açılımlar konusunda Eroğlu ile görüşmüştü fakat bu dönemde ilerleme kaydedilmemişti. Ancak Biden'in bu konu bildiği bir konu, kendisinin Kıbrıslı Rumlara mülklerine dönecekleri için yanlarında duracağına dair sözü verdiğini kendi kulaklarımla duymuştum. O açıdan Maraş ve gaz konusunda Donald Trump’ın politikasından çok daha farklı bir dinamik yaşanması ihtimali var. Bu Kasım ayında belli olur ve yıl başına doğru da zirve yapılacaksa Amerikan pozisyonu netleştirilir” diye konuştu.

“Maraş konusunda yapıcı bir açıklama yapılabilirdi”

Hamit, Maraş konusunda milliyetçi bir provokasyon yaratmak yerine daha makul bir politik dille yapıcı bir açıklama yapılabileceğini ve Kıbrıslı Rumların en azından eski evlerine girmesi, oradaki anılarını yaşaması, acısını ve duygularını sağlayarak bir geçiş dönemi anlayışının oluşması için de kullanılabileceğini fakat maalesef konunun bu şekilde ele alınmadığını söyledi. Hamit, “Bu konu bu şekilde ele alınsaydı bence bu kadar uluslararası baskı da yaşanmazdı” dedi.

“Doğu Akdeniz konusunda artık herkes kartlarını daha açık oynamaya başlayacak”

Hamit, Doğu Akdeniz konusunun ise Maraş konusu ve Kıbrıs sorunundan bağımsız olmadığını dile getirerek, “Yeni bir Kıbrıslı Türk liderin seçilmesi ile bir süreç başlayacağı daha önce BMGK tarafından da ifade edilmişti. Türkiye'nin bölgedeki politikalarına karşı, şimdi Erdoğan ile daha uyumlu olacak bir kişinin olduğuna uluslararası toplum ikna olmuş durumdadır. O yüzden bu noktadan sonra artık herkes kartlarını daha açık oynayacaktır” diye konuştu.

“Diyalog yolu ile çözülmezse çatışma diplomatik masada değil aynı zamanda yaşam alanlarında da olacak”

Hamit, Erdoğan’ın Kıbrıslı Türk lider Ersin Tatar'ın yetkisi ile kendi gücünü birleştirip bölgede oyun kurucu olmak isteyeceğini ama Kıbrıslı Rum liderin ise kurduğu ittifaklarla bölgede buna engel olmak isteyeceğini ifade etti. Hamit, “Bu mesele kısa zamanda diyalog ruhu ile masada çözülmezse, korkarım ki çatışma sadece diplomatik olarak masada değil aynı zamanda yaşam alanlarında olacak” dedi.

“Kuzey Kıbrıs çok ucuzladı”

Hamit, ülke olarak ekonomik açıdan zor durumda olduğumuzu söyleyerek, Türkiye’nin maalesef ekonomi yönetiminde kendi ısrarını sürdürdüğünü ve bizim de kurlar bağlamında buradan etkilendiğimizi ifade etti. Hamit, merkez bankası faizleri düşük tutmakta ısrar ettiğini bu yüzden de dolar ve Euro gibi para birimlerinin yukarıya fırladığını, işin kötüsünün ise tüm bunlar yaşanırken ekonomiyi iyileştirebilecek şeylerden birinin Kuzey Kıbrıs’ın çok ucuzlamış olması olduğunu söyledi.

“Yabancı para ile borçlanma eklendiğinde ciddi bir ekonomik daralma sarmalına girmiş oluyoruz”

Hamit, “Ancak gerek covid-19 nedeniyle yabancıların Kuzey Kıbrıs’a gelemiyor olması diğer taraftan geçiş kapılarından insan akışının sağlanamıyor olmasından dolayı talep de artamıyor. Buna bir de yabancı para ile borçlanma eklendiğinde ciddi bir ekonomik daralma sarmalına girmiş oluyoruz” diye konuştu.

“Süreç bu şekilde devam ederse yeni yılda çok daha zor bir ekonomik süreç bizi bekliyor”

Hamit, piyasadaki alım gücünün azaldığını bu alım gücünü azaltmak için yapılan küçük katkıların ise maalesef işletmelerin sürdürebilir biçimde piyasada yaşamasına izin vermediğini kaydetti. Hamit, süreç bu şekilde devam ederse yeni yılda çok daha zor bir ekonomik sürecin bizi bekleyeceğini vurguladı.

“2021 yılı sonunda da hala bir daralan tablo ile yaşama ihtimalimiz var”

Hamit, “Ben bu yıl için daralmanın %25 civarında bir rakam olacağını öngörüyorum çünkü birçok ekonomi aşı bulunduktan sonra hızla toparlayacak. Fakat maalesef Kuzey Kıbrıs ekonomisi için bunu da söyleyemeyiz. Toparlanma çok daha uzun sürecek. Muhtemelen 2021 yılı sonunda hala daralan bir tablo ile yaşama ihtimali olduğunu aklımızda tutmakta yarar var” dedi.

“Kıbrıslı Türklerin işi gerçekten çok zor olacak”

Hamit, reel sektör dışında kamu sektöründe de durumun çok parlak olmadığını belirterek, “gelinen aşamada kamunun sürdürebilir olmayan ücret yapısının daralacağı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu açıdan kamuda bütçe harcamalarının yeniden reorganizasyonu ile mağdur ve dar gelirli kesimlerin  korunmasını hedefleyen çözümler sunmak gerekecek. Bununla beraber, kamunun hızlı bir yapısal reform sürecine girmesi gerek. Şu an iş yapabilirlik endeksinde çok geri sıralardayız. Bunun ilerletilerek özel sektörün daha etkin çalışabileceği bir yasal ve pratik ortamın sağlanması çok önemli olacak. Böylelikle ekonomik daralmanın daha erken bir zaman içinde son bulmasını ve çarkların dönüşünün hızlanmasını sağlayabiliriz. Aksi halde yoksullaşma, politik riskler, ekonomik riskler, sosyal riskler altında kalacak olan Kıbrıslı Türklerin işi gerçekten çok zor olacak” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Büyük vurgun
Büyük vurgun
Mağusa'nın vampir iş insanı
Mağusa'nın vampir iş insanı