Kral çıplakmış

Kral çıplakmış

Emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa İlkan Yeni Bakış gazetesine yaptığı açıklamada en kötü kararın bile Hükümetin yaptığı kararsız davranışlarından daha iyi olduğunu söyledi

Editor: Süperadmin
19 Eylül 2020 - 11:58

İlkan, karar alıp uygulamada yaşanan bu gel gitlerin, iptallerin ve yeniden karar almaların, öncelikle sisteme güveni yerle bir ettiğini belirtti.  İlkan, bu yaşanılanlardan dolayı Sisteme güvenmeyen halkın kendi kendinin çaresini almaya çalıştığını ifade etti

İlkan, Sıkı kapalılık kararı alınan 72 günlük sürede sıfır vaka ile “Dünyada örnek ülkeyiz”, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bizim verilerimizi da kabul edip yayınlamalıdır talepleri yapıldı. Arkasında “virüs’süz ada”, “temiz ada” konseptleri ile hem yükseköğretim kurumlarına öğrenci hem de turistik tesislere turist çekip eknomik göstergelerimizi dünyaya örnek yapacaktık. Sonra bir baktık ki “kral meğerse çıplakmış” diye konuştu

İlkan, Küresel salgın süreci bitmeden ve kontrol altına alınmadan orta eğitim kurumlarında eğitimin başlanmaması gerektiğini belirterek, “Sağlık sistemimiz salgın karşısında çaresiz kaldığı sürece orta eğitimde de uzaktan eğitim destek programları ile öğrencilere destek olunmalı ancak bu normal eğitimden sayılmayıp bir yıl eğitimi durdurmalıyız” dedi

Şükrü Irkım

Emekli öğretim üyesi  Prof. Dr. Mustafa İlkan, Altı aydan beridir ülkede görülen ve hayatımızı alt üst eden korona virüsünün sağlık, eğitim ve ekonomiyi neredeyse alt üst ettiğini söyledi. İlkan, Mart ayının ortalarına doğru ilk duyulan vaka ile birlikte sert bir kapanmanın yaşandığını belirterek, “Sonra kısmi açılma ve 1 Temmuz itibarı ile de tam açılma süreçleri yaşadık. Tabi bu süreçlerin aralarına kapanma, karantina ve pandemi hastanesi  gibi çok çabuk değişen hükümet kararları da girdi. Sonra bir baktık ki bizim bir “Salgın Hastalıklar Üst Kurulu’muz” varmış. Bu kurulun varlığının öğrenildiği noktada sadece ve sadece kararları yasal boyuta çekip, hükümet bu konuda alınan tüm kararları iptal kararı alıp aynilerini sağlık bakanının açıklamasına bıraktı. Daha sonra bu kurulun kararlarının bağlayıcı olduğu ve değiştirilemeyeceği anlaşılınca başka yöntemler denendi ve denenmektedir. Bu satırları yazarken konunun ne kadar dağınık ve bilinçsiz yönetildiği gerçeğini ortaya koyup daha net anlatabilmeyi hedefledim” ifadelerini kullandı.

“Sisteme güvenmeyen halk kendi kendinin çaresini bakmak zorunda kaldı”

İlkan, karar alıp uygulamada yaşanan bu gel gitlerin, iptallerin ve yeniden karar almaların, öncelikle sisteme güveni yerle bir ettiğini belirtti.  İlkan, bu yaşanılanlardan dolayı Sisteme güvenmeyen halkın kendi kendinin çaresini almaya çalıştığını ifade etti.

“Ülke Beceriksiz gel-gitler ile yönetilirken verilen tutarsız ve gerçeklere dayanmayan demeçler ile alay konusu olup ülkede ki güvensizlik ortamını körüklemiştir”

İlkan, “okullar açıldı -kapandı gel gitleri, sonra uçaklar ve gemiler ile ilgili gel gitler yaşadık ve yaşamaktayız. Fakat bu süreçlerde korona boş durmadı. Sıkı kapalılık kararı alınan 72 günlük sürede sıfır vaka ile “Dünyada örnek ülkeyiz”, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bizim verilerimizi da kabul edip yayınlamalıdır talepleri yapıldı. Arkasında “virüs’süz ada”, “temiz ada” konseptleri ile hem yükseköğretim kurumlarına öğrenci hem de turistik tesislere turist çekip eknomik göstergelerimizi dünyaya örnek yapacaktık. Sonra bir baktık ki “kral meğerse çıplakmış” diye konuştu.  İlkan, Açılımla artan vaka sayılarına yer bulamıyor, sayı olarak yetersiz sağlık personeli ve aşırı stresli çalışma süreleri sonucu haklı olarak yorgun düşmüş ve psikolojik olarak bunalımları yaşar noktaya gelindiğini ifade ederek, “Sonra bu durumu istismar edip geçici işçi statüsünde hemşire istihdamı yapılmış ve sonunda bu tecrübesiz ve eğitime tabi tutulmamış genç hemşirelerden 4 vaka görülmüş. Süreç bu şekilde beceriksiz ve gel-gitler ile yönetilirken verilen tutarsız ve gerçeklere dayanmayan demeçler de işin alay konusu olup güvensizlik ortamını körüklemiştir. Kaçınılmaz sonuç olarak da son 1-2 günde 2 ağır vaka tesbiti yapılmış ve yoğun bakıma alınmışlardır” şeklinde konuştu.

“Ülkedeki sağlık konusundaki çalışmalar seçime malzemesine dönüştürülmüştür”

İlkan, İki ayda pandemi hastanesini bitireceğiz söylemleri ile birlikte sağlık konusundaki bu çalışmaların seçime beş kala seçim malzemesine dönüştürüldüğünü söyleyerek, “ayrıca hastaları Türkiye’ye götüreceğiz kararı ile ve birkaç deneme ile özellikli hasta yaratılmış ve bu da seçim malzemesine dönüştürülmüştür. Sağlıkta yapılması gereken görevler hiçbir zaman seçim malzemesi yapılmamalıdır. Bu ayni şekilde eğitim için de geçerlidir” diye konuştu.

“Bütün yapılanların zararı çocuklara oldu”

İlkan, Bütün bu karmaşık yönetim uygulamaları sonucu zararın çocuklara olduğunu söyleyerek, bunun yanında yükseköğretim kurumlarının bir belirsizliğe itildiğini hem yükseköğretim kurumları hem de bu alana dayandırılan ekonomik ve üretim faaliyetlerinin ise ağır yaralar aldığını ve şimdi ise kuş uçmaz bir çarşı, kervan geçmez bir turizm ve yükseköğretim alanı ile başbaşa kalındığını söyledi.

“Sağlıkta yaşanan sıkıntılar doğal olarak hem öğrencilerimizi hem de ailelerini ürkütmekte ve eğitim konusunda kararsızlığa sürüklemektedir”

İlkan, ülke de şu anda öğrenci kabul eden 21 tane yükseköğretim kurumunun faaliyetlerine devam etmekte, daha doğrusu devam edememekte olduğunu belirtti. İlkan, Yükseköğretim kurumlarının bu gel-git kararları ve net olmayan kararlar gölgesinde tam bir belirsizlik yaşamakta olduklarını söyledi. İlkan, “Eğitime uzaktan mı? Yakından mı? Tartışmaları yapılmakta ama muhattaplarımız olan öğrencilerimiz ve aileleri ile paralel çalışmalar yapılmamaktadır. Sağlıkta yaşanan sıkıntılar doğal olarak hem öğrencilerimizi hem de ailelerini ürkütmekte ve kararsızlığa sürüklemektedir. Bu belirsizlik uzadıkça yükseköğretim kurumlarımızın zarar göreceği çok nettir.  Bu sağlık koşullarında yakından eğitim mümkün değildir. Uzaktan eğitim ise desteğe ihtiyaç duymaktadır. Öncelikle mevcut koşulları ve gerçeklikleri kabullenip üniversite senatoları “uzaktan eğitim kararı almalı” ve sapmadan uygulamalıdırlar” diye konuştu.

“Uzaktan eğitim kararı ile öncelikle mevcut öğrenciyi korumalı daha sonra yeni öğrencileri davet etmeliyiz”

İlkan, Uzaktan eğitim kararı ile öncelikle mevcut öğrenciyi korumalı ve daha sonra da net tutumlar ile yeni öğrencileri davet etmemiz gerektiğini belirterek, “Bu karara mutlaka çarşımız haklı olarak itiraz edecektir ama öğrencilerimizi kaybetmemek adına ve belki önümüzdeki yıl yine yurdumuza gelmelerini sağlamak adına bu karar alınmalıdır” dedi.

“Uçak seferlerinin gel-gitleri ile bir veya iki noktadan uçuş kısıtlaması olunca öğrencilerin ülkeye gelmelerinin önü kesildi”

 İlkan, Bu sorunların üzerine bir de uçak seferlerinin gel-gitleri ile bir veya iki noktadan uçuş kısıtlaması eklenince öğrencilerin buraya gelmelerinin önünün pratikte yine kesilmiş olduğunu söyleyerek, “Düşünün Urfa’dan gelecek olan bir öğrenci İstanbul veya Ankara’ya gelecek ve bu virüs ortamında oradan buraya uçacak. Siz aile olsanız izin verir misiniz? Türkiye’de salgının durumu ortada. Öğrencilerimiz buraya gelirken bilmeden ve istemeden olsa bile yoğun virüs taşıyıcısı olacaklar Peki şimdiki sağlık sistemimizde bu salgına cevap verebilecek miyiz?. Gönül arzu etmez ama olası bir yoğun salgın durumunda bu çocuklarımızı geri Türkiye’ye taşımanın yaratacağı kaosu tahmin etmek hiç de zor değil” ifadelerini kullandı.

“Salgın süreci bitmeden yada kontrol altına alınmadan orta eğitimin başlamaması gerekiyor”

İlkan, Küresel salgın süreci bitmeden ve kontrol altına alınmadan orta eğitim kurumlarında eğitimin başlanmaması gerektiğini belirterek, “Sağlık sistemimiz salgın karşısında çaresiz kaldığı sürece orta eğitimde de uzaktan eğitim destek programları ile öğrencilere destek olunmalı ancak bu normal eğitimden sayılmayıp bir yıl eğitimi durdurmalıyız. Salgın tehditi geçene kadar eğitime ara verip öğrencilerin mağdur olmamaları için gerekli yasal düzenlemeleri de yapmalıyız. Ortaeğitimdeki uzaktan eğitim modeli yükseköğretimdeki gibi verimli olmaktan uzaktır” diye konuştu. İlkan, “Bu verilecek olan ara verimde kayıp gibi algılanmamalı, uzaktan eğitimle başarı şansı yakalanan derslere muafiyet de vererek ara dönemlerde ve yaz dönemlerinde salgın biterse eğer telafisi yapılabilir. Aksi takdirde yarım yamalak bir model olur ve bir jenerasyonu kaybederiz. Bundan dolayı yasal düzenlemeler ile öğrencilerin hakları korunmalıdır” şeklinde konuştu.

“Ana sınıf ve İlk öğretim öğrencileri sağlık açısından en riskli gruptur”

 İlkan, Ana sınıf ve İlköğretimde ise çocukların kontrolünün çok daha zor olduğunu belirterek, “sorumluluğu öğretmenlere yükleyip işin içinden kurtulma yolunu seçmemeliyiz. Bu grup çocukları hem hareketli hem de daha fazla ilgiye ihtiyaç duyduklarından sağlık açısından en riskli gruba girmektedirler. Bu grupta da eğitime ara verilmeli ve uzaktan eğitim modeli ile müfredat içi veya dışı eğitici programların izletilmesi sağlanmalıdır. Yine bu ara vermelerin yaratacağı yasal sıkıntılar varsa gerekli yasal düzenlemeler ile çocukların hakları korunmalıdır ve virüs tehlikesi geçtiği zaman kalınan yerden devam edilmelidir” ifadelerini kullandı.

“Sürekli değişen kararlar ile insanların düşüncelerini kaosa dönüştürmemeliyiz”

İlkan, Bu küresel salgın sürecinin günümüz teknolojisi ve tıp biliminin geldiği ileri noktada mutlaka çözüleceğini ve bu sürenin de çok uzun olmayacağını söyledi. İlkan, “Ara çözüm olarak yapılacak bu uygulamalar ve faaliyetler ile sağlığımızı koruyacağız ve daha sonra da sağlıklı bireyler olarak yolumuza devam edeceğiz” dedi. İlkan, “En kötü senaryoda bile doğru bir teşhis ve planlama ile alınan kararlar uygulanmalı ve sürekli değişen kararlar ile insanların düşüncelerini kaosa dönüştürmemeliyiz” diye konuştu. İlkan, Sağlıklı düşünce ve olayları kontrol altına almanın birçok sorunu çözeceğini ve en kötü kararın bile kararsızlıktan daha iyi olduğunu söyledi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“Resmi gazetede yayımlanmaması hukuka aykırı”
“Resmi gazetede yayımlanmaması hukuka aykırı”
Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. Kuruluş Yıl Dönümü Kutlanıyor
Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. Kuruluş Yıl Dönümü Kutlanıyor