Kıbrıs'ta barış öyle bir engellendi ki, berhava oldu


Çocuklarımızın olmazsa olmazıdır süt ama tüm yaş grupları için kalsiyum ihtiyacının karşılanması, sağlıklı kemiklerin oluşumu için önemi, beyne ihtiyacı olan enerjinin karşılanması, kalp damar sağlığı için önemi , kolesterolü düşürmesi, osteoporozdan korumak, bronşit ve bağırsak kanserinin önlenmesi gibi  faydaları olduğunu bilmeyen yoktur. son zamanlarda ortaya atılan bazı iddialara göre Sütün insan sağlığına faydadan çok zarar veren bir besin içeceği olduğu iddia edilmeye başlandı. Her şeyde olduğu gibi bunda da kafalarımız karışmış durumda. E napalım, bizde güzel bir atasözü olan  “Azı karar, çoğu zarar” atasözünü uygulayalım ve ihtiyacımızdan fazla süt tüketmeyelim. Zaten o kadar çok pahalılaşmış ki cebimize de zarar veriyor.

***

Adam hellim yapmak maya asmış, aldığı maya bir türlü hellimi kıvamına getirmediği için canı sıkılarak hesap sormak için  mayayı satın aldığı dükkânın kapısından hışımla içeriye girerek kızgın bir şekilde elindeki şişenin içindeki mayayı göstermiş:                                                                                                               -Kardeşim, bir türlü hellimi yapamadım, yahu. Sizin mayanız bozuk!   Tezgâhtar da kızarak anında tepki vermiş.                                                                                                                                                       -Bizim mayamız sağlam, herhalde sizin sütünüz bozuk!     Şurası kesin. bizim insanımız için ekonomik çıkar söz konusu olduğunda, yani çıkarımıza dokunulacak bir girişim veya program hazırlandığı zaman,bu yönde herhangi bir politika uygulandığında, “sütün ve mayanın performansını” mükemmelen test edemiyoruz. Netice itibariyle. Olup biteni, “süt ve maya” ekseninde tartışmak, faturayı süte ya da mayaya kesmek, kokuşmuş bir sisteme meşruiyet kazandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Yaşadığımız bu coğrafyada krizleri, sorunları ve karşımıza çıkarılan diğer sorunları steril ortamda çözüm bekleyen bir “mühendislik hatası” gibi takdim etmek, fevkalade yanlış bir yaklaşım 

***

Futbol, sadece futbol olmadığı gibi, ekonomi de sadece ekonomi değil, Bir oyun oynanıyor, ama karşımızda bize dayatılan bir gerçek var ki ortaklaşıp üzerine birlikte yürümeyi öğrenemezsek alımızdaki halıyı çeker gibi altımızdan yurdumuzu alıp gidecekler. Biz da andilya koyup uzaktan bakacağız. Belki de içimizde bunun böyle olmasını isteyen sol gösterip sağ vuran misyonerler var. Peki, çözümü nedir ve nasıl bulacağız? Çözüme yönelik yaklaşımlar, her zamanki gibi, iki ve ya daha fazla farklı eksene yoğunlaşıyor olabilir. O zaman biz de oyunun kurallarını değiştirelim.                        

Oyunun kurallarına dokunmayalım, fakat sistemin içinde çözüm arayalım diye düşünenlerin de olduğunu biliyorum. Anlaşıldığı kadarıyla, küresel firavunlar ve misyonerler yıllardır oynanmakta oldukları oyunun kurallarını değiştirmeyi tasarlayan çözümlere yelken açanları bazıları şimdi fark etmiş görünüyorlar. Daha doğrusu, bindikleri dalı kesmiyorlar. Samanlıkta kaybettikleri yüzüğü, bahçede arıyor ve bulamıyorlar!                                                                                                                                                  ***                                                                                                                                                                  Türkiye'de 16 yıldır iktidarı elinde tutan Erdoğan ve AKP si bu süre içinde adada barış ve çözüm ister gibi görünerek ülkemizdeki birçok sol siyasetçiyi de buna inandırmıştır. Erdoğan 24 haziran seçimlerine giderken yedeğine aldığı Bahçeli ve MHP şu andaki ikiye bölünmüş haritadan oldukça memnundur. Çünkü bu YIRTILMIŞ harita Türkiye’nin kendi çıkarını en üst düzeyde tutmak için uluslararası hukuk kuralları ve sözleşmeleri ihlal ederek oluşturduğu bir haritadır. Türkiye bundan rahatsızlık duysa da, bazı dış devletlerin baskıları sonucunda bu şekilde davranmak zorunda kaldığı içindir. AB - BM ve çeşitli uluslararası platformlarda “Kıbrıs’ın durumu” önüne bir sorun olarak sürülmediği oranda bu ikili haritadan oldukça memnundur ve bunun statükosunun korunmasından yanadır. Bütün bunları toplarsak, adada Türkiye “Federatif Kıbrıs” istememektedir. Federatif çözüm yerine şimdilik iki devletli bir çözüm şekline razı olabilir görünecek. Ancak sonraki hedefi tamamen Türkiye’nin bir vilayeti olarak kuzeyi İLHAK  ederek kendine bağlamayı hayata geçirecek. Türkiye, Kıbrıs’tan elini hiç bir zaman çekmeyecektir.

Kıbrıs'ta barış engellenemez sloganları atarak barışı engelleyenlere  söyleyecek  sözümü var,  adanın bütününde barışı savunanlar samimi ve gerçekçi iseniz artık  barışı örgütlemek için "BARIŞ BLOĞU" amasız hemen kurularak mücadeleyi örgütleyerek yükseltmemiz kaçınılmazdır. Aksi davranmaya devam ederseniz ülkemizin güneyinde de kuzeyde ipin ucu tamamen başkalarının elinde iki devlete ve ilhaka doğru götürüleceğiz. Çünkü Kıbrıs'ta barış ve çözüm öyle bir engellendi ki, berhava oldu.