Güle Güle Laiklik


Kuzey Kıbrıs, Şeriat ve İslam devletine götürülen bir yavru toprak parçası haline getirildi. Bundan da kimse rahatsız değildir. Memleketimin tük kurum ve kuruluşları ile birlikte Ankara Erdoğan diktatörlüğüne sözde toplumu idare ettiklerini iddia eden bizim siyasi makamlarımızda oturanlar tarafından anahtarları teslim edilmiş duruma geldi. 

Türkiye'den gelen para babaları burada buldukları ortaklar sayesinde eğitim sistemimizi sistematik bir şekilde kontrol altına alarak ilahiyat fakültesi gibi camilerin de desteği ile şeriata doğu götürülen bir Eğitim dayatması ile karşı karşıyayız toplum olarak.

Öte yanda, sözüm ona çanlarına ot tıkanan tarikat ve cemaat okulları şakır şakır benim ülkemde  ilköğretim kurumlarını kurdular ama bunları görenler hep sustular. Düşünce sistematikleri sadece ‘‘bize karşı düşman olanlar’’ karşısında taktik geliştirme sığlığında olan insanlar, aralarına bir adet dahi eğitim uzmanı almadan ‘‘kesintisiz eğitim’’ kavramını keşfettiler ve akılları sıra ‘‘düşmana’’ ağır darbe vurdular.

Ankaralı şüreka da ‘‘İşte çağdaş Türkiye!’’ diye kadeh tokuşturuyor.  Türkiye eğitimde kalite düşüklüğü olduğu için risk altında ülkeler grubunda yer aldığını bilmeyen yok ama bizim buralarda şeriat ve İslam felsefesi dayatarak akıllarınca toplumun yetişen gençlerini devşirecekler. Ne gam, bizim gençlerimiz yeter ki Yurttaşlık Bilgisi'nde başarılı olsunlar, gerisi olmasa da olur!

Soruyorum; o ağızlarından hiç düşürmedikleri rahmetli Atatürk'ü tekeline alan ve yönetim meşruiyetini onun adını kullanarak pekiştirmeye çalışan bilim adamı kılıklı, özde molla kafalı ceberrut elite: Hani ‘‘hayatta en hakiki mürşit ilim’’ idi? Hani ‘‘cumhuriyet gençliğe emanet’’ idi? Yoksa onlar geçmişte mi kadı?

Bizim haklarımızı savunamaz hale getirildik, başkaları bizi savunuyor Kıbrıslı Türklerin Ankara'nın adada artan dini etkisinden endişe ettiğini ve Türk hükümetini adadaki yaşam tarzını değiştirmeye çalışmakla eleştirenleri vatan haini ilan ettiklerini de duymuyorlar mı?

"Kıbrıslı Türkler büyük Hala Sultan Camii'nin gölgesi altında uyumaya devam ederken Caminin temel taşı yaklaşık 5 yıl önce Mağusa yolu üzerinde uzak bir noktada duruyordu. Şimdi ise devasa kubbeleri ve minareleriyle, Doğu Akdeniz'deki en büyük camii. Birçokları için bu yapı, Ankara'nın Kuzey Kıbrıs'ta hakimiyetini artırmaya çalışmasının sembolü  olarak dururken ben dahil K.Türkler Ankara'nın artan dini etkisinden endişeleniyoruz. Bugün eğitim alanında birçok temel sorunla karşı karşıyayız:

Eğitim Yasasının emrettiği “Türkiye’deki özdeş eğitim kurumlarında uygulanmakta olan öğretim programları ile uyum” maddesi hem siyasi, hem toplumsal hem de eğitim boyutunda sorunlar ve olumsuzluklar yaratmaktadır; Göç Yasası’nın yarattığı sosyal, ekonomik ve demokratik eşitsizlik okullarımızdaki çalışma barışını olumsuz etkilemeye devam etmektedir; Kamusal okullara yeterli bütçe ayrılmaması okulları gettolaştırmış ve özel okullara bilinçli bir yönlendirme sağlamaktadır;

Din ve vicdan özgürlüğü ile laik ve bilimsel eğitim çerçevesinde zorunlu din dersleri, İlahiyat Kolejinin varlığı ve Kur’an Kurslarının kurumsallaşması konuları tartışılmalıdır; Özel eğitime gereksinim duyan bireylerin eğitimi ile ilgili yasal düzenleme yapılmamış olması eğitimin gelişiminin önünde engel ve toplumsal bir ayıp olarak durmaktadır; Rehberlik ve Psikolojik hizmetleri okulöncesi ve ilkokullarda yer almamaktadır;

Okullarımızda çok kültürlü eğitim programına cevap verecek, oryantasyon sınıfları oluşturacak bir mekanizma var olmamaktadır; Okul öncesi eğitimin ayrı bir disiplin olmasına rağmen geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için ortaya siyasi bir irade konmamaktadır; Eğitimin yeniden yapılanması ile ilgili Eğitim Şurası’nda alınan kararların Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konmamaktadır; Mevcut kolej giriş sınavları öğrencileri ve öğrenim süreçlerini olumsuz etkilemenin yanı sıra önemli sosyal ve ekonomik sorunları da beraberinde getirmektedir; Eğitim Bakanlığı tarafından okullara bütçe ayrılmamaktadır.

Toplumsal varlığımızın devamı bizim için çok önemlidir diye ülkemizi terk etmedik. Eşitlik ve adaleti savunan; çözüm ve barış için mücadele eden; laik, demokratik, ücretsiz ve bilimsel eğitim temelinde projeler üreten; sendikalar ve toplumla diyalog kurabilen; hukuksuzluğu ve yolsuzluğu görev edinmeyen kurum veya kişiler toplumsal varlığımızın devamı için çalışabileceğine inanmak isterim. Yalana, rüşvete, partizanlığa değil, akla ve bilime dayalı projelere tavır koyunuz.