Zehirlenmeye karşı direnenler.


Şu illet kanser hastalığı o kadar azgınlaşmış ki köpürdükçe köpürüyor namussuz. Yeni yapılan ve hizmetlerine ağır aksak devam eden Onkoloji hastanemizin kapasitesi dolmuş vaziyettedir. Güneyde bu hastalık için tedavi gören hastalarımız bir de imkanları müsait olanlar yurt dışına gidip tedavi olmaya çalışıyorlar. İnanın bu tedaviye servet dayanmaz. Diyelim ki çok paranız var ve tedavinizi yurtdışında aldınız inanın hiç bir faydası olmaz sonunuz ölümdür. 

Bizim isyanımız işgale olduğu kadar şu ülkeyi işgal eden güçlerin toplumu tüketmek için ülkeye ithal ettikleri zehirli hormonlara da isyanım var. Kıbrıs'ın düşürüldüğü bu durumuna çok sinirlenen ve kızgınlığı nedeniyle yıllardır seçim sandığını boykot eden Hasan COWBOY artık pişirecek zehirsiz sebze bulamıyoruz diyor. Peki ama aç mı kalalım be gardaş diyerek en az zehirli olanı alıp yiyoruz. Buna da zehirlenmeye karşı direnenler de diyebilirsiniz.  

Herkesin yiyeceğini, içeceğini üretmesi bir haktır, bahçesi, toprağı olan kendi yiyeceğini yetiştirebilir. Şirketlerin, sanayi kuruluşlarının, hatta hükümetlerin herhangi bir gıdayı tüketmesi için insanlara dayatma uygulaması söz konusu olamaz.

Bugün yaşamımızın çok büyük bölümünde şirketler var, hayatlarımız şirketlere emanet edilmiş durumda. Bütün kararlarımızı neredeyse onlar yönlendiriyor, ne giyeceğimize, ne yiyeceğimize, nereden ne satın alacağımızla ilgili kararlara onlar şekil veriyor. Attığınız her adım şirketlerin ve sanayinin kontrolünde.

Birer gıda tüketicisi olarak herkesin neyi talep edip neyi talep etmediğinden, satın alıp almamasından gelen bir gücü var. Bu güç, aynı zamanda yaşadığımız dünyaya karşı da sorumluluk içeriyor. Bu güçle, sağlıklı, nitelikli, adil ve besleyici gıdayı erişilebilir kılacak bir sisteme ilerlemek mümkün...

Alkol tercih meselesidir, herkesin yaşı, sağlığı, inançları içki içmeye uygun olmayabilir ancak bugün herkesin tükettiği gazoza, limonataya, meyve sularına getirilen yüzde 10 oranındaki vergileri ne yapacağız? Genelde lüks tüketim olarak görülen pırlantadan, cep telefonundan, otomobilden alınan Özel Tüketim Vergisi'nin gazozun, limonatanın, meyve suyunun içinde ne işi var?

Gıda tüketicisi olan herkesin bunu oturup yeniden düşünmesi gerekiyor. Tüketeceğiniz her gıdaya karar veren, üstelik onun fiyatını da vergilerle adaletsiz hale getirerek tüm yurttaşlar için erişilebilir olmaktan çıkaran bir sisteme karşı herkesin kendi yöntemlerini ve yapabileceklerini gözden geçirmesinin tam zamanı. 

Yediğinin içtiğinin nasıl üretildiğini bilmek önemli, bunun aynı zamanda yerel ve küçük üreticiyi destekleyen, temelinde dayanışma ve paylaşım olan kolektifler, gıda toplulukları ya da kooperatifler tarafından üretiliyor olması da önemli.

Büyüme, kalkınma ve tüketim odaklı ekonomik sistemle arsızlaşmış piyasa sistemi size herşeyi dayatabileceği, sizin de sesinizi çıkarmadan o dayatılanları satın almaya devam edeceğiniz üzerine kurulu. Son 10 yılda dünyanın önemli ekonomilerinin geçirdiği finansal kriz, dünyanın pek çok yerinde bu olguyu daha tartışılır hale getirdi. Pek çok akım, hareket, kolektif çıktı.

Elbette hala köklü bir değişimin, tüketimsel reformun ve tabii en önemlisi sürdürülebilir olarak çevreyi, doğayı ve yeşil ekonomileri merkeze alan yeni bir modelleme inşasının yakınında değiliz.                     Bu sistemden beslenenler köhnemiş eski sistemin getirilerini kaybetmek istemiyor, tüketim talebinin azalmasının, daha çok konut ve otomobil satamayacak olmanın, insanların kendi gıdasını kendisinin üretiyor olmasının fikrine dayanamıyor, ranta dayalı işlerin konforundan bir nebze olsa vazgeçmeyi göze alamıyor. 

Bireysel ya da küçük toplulukların çabası bu anlamda değerli. Üretici ile tüketicinin direkt olarak temas ettiği, yerelliğin, adil bir fiyatın ve emeğin gerçek karşılığının oluştuğu, insanların kendi gıda zincirlerini yarattığı, hatta takasın geçerli olduğu oluşumlar önemli. 

Şu an ülkemizde pratiklerin yaygınlaşmasının önünde bazı engeller olabilir, ancak gün gelece belki de insanlar kendi birasını da kendi ekmeğini de hatta mümkün olduğunda kendi enerjisini de kendisi üretecek.