Toplum duvara toslarken siz ne yapıyorsunuz?


1977 Yılından beridir gazete köşelerinde kendimce yazılar yazdım, yaş kemale erdi ama hala daha yazmaya çalışıyorum. Galiba bendeki bir hastalık ve ekmek parası kazanma meselesinden çok öteye olan bir durumdur. Zaten tanıyan arkadaşlar bilirler, ben bu işi özgürlük ve kurtuluş yolunda verilen mücadelenin bir aracı olarak görüyorum ve onun için yapıyorum. Bütün derdim bu ülke insanının huzur içinde yaşamasıdır. Gerçi bu adaya siyasi ve ekonomik huzurun geleceği yok ama hibir şey yapmamak da olmaz, benim kişiliğime yakışmaz.

Bir kaç yıl bazı TV kanallarında program yaptım, ama ben hiç TV programcısı ve ya sunucusu değildim ki. Bazen da konuk olarak zaman katıldığım TV programlarında da gazetedeki yazılarımın çizgisinden hiç sapmadım. Dedim ya ben gazeteci değilim, okuluna gidip eğitimini de almadım, ben bu işi sokakta öğrendim. 

Her zaman söylüyorum, sokakta buluştuğumuz birçok arkadaşa da anlatıyorum ama ben kimim ki beni dikkate alsınlar. Bazıları ancak karı gibi dedikodu yamayı seviyor, tipik gıbrızlı, ben onların seviyesine inmedim ve inmeyeceğim. Yılmak yok yola devam.                                                                                    ***                                                                                                                                                                                        Bu işgal ve kokuşmuş rejimden, Türkiye'den ithal nüfus ve ekonomik baskılardan  kurtulmak için, yurdumuzun ve insanımızın kurtuluşu,özgürlüğü için insanca yaşaması adına bir araya gelelim, birlikte hareket edelim diye çok yırtındım. 

Ama maalesef koltuk aşkı ağır bastığı için hiç kimse bu işe sıcak bakmadı. Siyaseti insanımız adına yapıyoruz diyen siyasi partiler ve yöneticileri biz hükümete girip halkımıza hizmet edeceğiz iddialarında direttiler ve işte hükümete de girdiler, bakan da oldular ve işte hizmet de veriyorlar. Tamam mı?

Ayrılığı gayrılığı bir kenara bırakıp yurtseverlik temelinde bir çatı altında birleşelim dediğimizde de kim daha solcu olduğunu kanıtlama derdine düştü ve memlekette bilmem kaç tane sol fraksiyon oluşturuldu. Kim daha uzağa işer yarışından başka bir şey yapmıyorlar, ya da matürbasyon yaparak rahatlıyorlar.  Başka ne dedik ve öneriler sunduk bu böyük solculara? Varsın partileriniz de yerinde dursun kalsın, yani tüzel kişilikleriniz aynen kalarak bir üst çatıda kol kola girelim dedik olmadı.

O en doğru politik çizgide olan particiğiniz yerinde kalarak arada bir basın açıklaması ve bildiri yayınlayarak ya da ekranlara çıkarak havanızı atınız, deşarj olunuz ama bir olalım diye ısrar ettik.  Halktan yana ve en büyük barışçı olduğunu iddia edenler halkın yüzüne bakarak yalan söylediler, halkı bir kez daha kandırdılar.                                                                                                                                                                                                      *** 

Bu ülkenin sağ partilerini biliyor ve tanıyoruz. Onların yolu anavatanlarının izinde gitmektir, 82 vilayet olmaya çoktan razıdırlar. Sözüm sol olduğunu iddia eden partileredir, CTP yönetimi yalnız ve tek başına kendi seçtiği yolda yürümeyi tercih ettiğini bildiğimiz için ona da bir sözüm var işte Başbakanlık elinizde önemli bakanlıkları da uhdenize aldınız ama en önemlisi hükümet bütündür ve icraatları da daima büyük partinin omuzlarındadır. 

Neler oluyor sayın Tufan ve Cemal hocam, sayın Özersay hele siz çok iddialı olarak bu hükümete girdiniz ama Tahsin'i de arattınız bilesiniz, Serdar başkan ya siz para gaşası da elinizde neler olup bitiyor? halkımız inanın isyan edecek duruma geldi. Ha sahi siz hiç alıveriş yapmak için bakkala markete gitmez misiniz? hayat pahalılığı başını aldı gidiyor, dükkanlar ev taksitleri ve iş yapmak için alınan hammadde ve malzemeler döviz üzerinden hesaplandığını siz bilmez misiniz? baylar uyanın memleket tumba etti, halkı bastırdı ama siz da kurtulamazsınız sizi da bastıracak bilesiniz. 

Ve meclis dışında kalan sendikalar, sol parti ve örgütler sözüm sizedir Türkiye tarafından tutsak, rehin alınmış durumda olan Kıbrıslıtürkler için çözüm de yakın değil, en azından çözümü zorlayacak ve görüşmeleri yeniden başlatacak bir baskı unsuru yaratmak için bir araya geliniz. Olmaz mı? Ekonomik, kültürel ve siyasi baskılara karşı bir araya gelin, olmaz mı ? siz bilirsiniz