Hükümet zurnanın son deliğidir


Yasa dışı yollarla elde edilen kara parayı aklamak için en bilinen yollar, yurt dışına nakit kaçırmak, limit üstü bildirim zorunluluğundan kurtulmak için parayı bölerek, farklı kişiler aracılığıyla bankalara yatırtmak ve çeşitli sektörlerde faaliyet gösterecek şirketler kurmaktır. Bütün bu saydıklarım bu ülkede yapıldı ve kimse hiç bir önlem almadı.

Bir ekonomiye kara para girdi mi kara paranın aklandığı sektörlerde faaliyette olan, kurallara uyarak, hile yapmayan firmalar rekabete dayanamaz. Kara para aklayan şirketler fiyatlarla istedikleri gibi oynar; maliyetine satış yapabilir ve müşterilerine ödeme vadelerini diledikleri gibi uzatabilirler. Zira kara para sahiplerinin tek derdi yasa dışı yollarla elde ettikleri parayı sistemde kayıtlı hale getirmektir, kâr etmek değildir. Örneğin adam gemiye binip bu ülkeye geliyor hiç bir yatırım yapmadan inşaat sektöründe yalan dolan ve hile ile haksız kazanç elde ediyor ve kazancını geldiği anavatanına yatırır.

Kara paranın akışını ve aklanmasını önleyemeyen bir ekonomide hilesiz, güvenilir şirketlerin var olması gitgide zorlaşır. Fiyat farkı ve uzun vade seçenekleri ile kara para aklanırken yasal yollarla gelir elde ederek piyasada ürün ve hizmet satmaya çalışan diğer şirketlerin satışları düşmeye başlar.bütün bunları yazıp çizen, uyarı yapan gazeteci, yazar ve dalanında uzman ekonomistlerin uyarıları hiç dikkate alındı mı?

Kara para aklanmak üzere girdiği her sektörde derin tahribata yol açar ve sonunda sadece kara para sahiplerinin piyasa aktörlerine dönüştüğü bir ekonomi yaratır. Üstelik kara para geldiği gibi her an kaçabilir çünkü yerel ya da uluslararası piyasalarda deşifre olabilir. Kara para kaçtığında ise gerisinde çökmüş bir ekonomi bırakır. Cazino, kumarhane ve gece kulübü sektöründe tam da yaşadığımız bunlardır. Yıllardır bu konuda önlem almayan tüm hükümetler suçludur. Ülkemizde kaçak ve kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına almayı dahi başaramadık, ya da Türkiye bu konuda da engelleme çıkarmış olabilir neden derseniz kaçağın baş sorumlusu ülkenin kontrolünü elinde tutan onlardır derim.

Öte yandan, kara paranın cirit attığı Kuzey Kıbrıs’ta nasıl olsa KKTC tanınmıyor diyerek gününüzü gün edemezsiniz. KKTC’nin tanınmaması Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası kuruluşlar tarafından izlenmediği anlamına gelmez. ABD Dışişleri Bakanlığı ‘Para Aklama ve Finansal Suçlar’la ilgili her sene ülke ülke yapılan araştırmaların sonuçlarını yayınlar. 

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2015 ve 2016 tarihli ‘Uluslararası Narkotik Kontrol Strateji Raporu’nda, ‘Kıbrıslı Türklerin Yönetimindeki Bölge’ kara para aklama riski karşısında gerekli etkin korumayı sağlayacak yasal ve kurumsal çerçeveden yoksun olarak tanımlanmış ve 2014’te KKTC Meclisi’ne sunulan yasa tasarısının hâlâ onaylanmadığına vurgu yapılmıştı. Kuzey Kıbrıs denen korsan yapı işte böyle bir yapıdır. Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalır.

***

Lefkoşa surlar içinin, sokaklarını ve özellikle çarşı tarafını hiç gezdiniz mi?  Esnafla konuşma ve derdini sormak bu günlerde cesaret ister. Çarşıyı bu haliyle hiç görmedim, yüzler asık diyebilirim. Türk Lirası’nın döviz karşısında hızlı erimesi çarşıdaki herkesi korkunun ötesi bir konuma taşıdı. İlk defa diyebileceğim bir diğer gözlemim, insanlar çözüm için düşünce üretmenin çok gerisinde.

Umudu kırılmış, diz çökmüş ve çaresiz.

Halbuki Başbakan Erhürman, radikal tedbirlerden bahsetti. Kur sabitlemesinin, farklı bir para birimine geçmenin konuşulduğunu hem de Türkiye’den yetkililerle de konuşulduğunu söylemedi mi? Söyledi… Bu gibi açıklamaları yaparken akıl hocalarından da görüş alıyor, alması da doğaldır. Günü geçiştirmek ve tepkilerin dozunu azalmak için yaptığını sanıyorum. Fakat insanlar çare için gözünü bizim hükümete dikmiyor, dikemiyor. En ciddi problemimiz de budur. Nasılsa ülkeyi biz yönetmediğimiz gibi ekonominin direksiyonu da bizim elimizde değil. SAYIN MUSTAFA AKINCI MUHALİKEN NE DEMİŞTİ? HÜKÜMETİMİZ, ZURNANIN SON DELİĞİDİR. BİZE MUHTARLIK HİZMETLERİ BIRAKILDI.