CAMİDEKİ HIRSIZLIK


Yılını tam hatırlamam, eşimle evlendikten sonra ailenin inanç sistemlerinden biri olan bayramlarda camiye gitme ritüeline ayak uydurmak ve onu da kırmamak için kaynatamla bayram namazı için birkaç defa camiye gitmişliğim var.

Bunlar da bir elin parmaklarını geçmez.

Dini inanaç sistemim olmadığı için bana ters gelir camiler.

Aileye yeni girdim, üzmemek, kırmamak için bu ritüele kısa bir süreliğine ayak uydurdum.

Bu arada Yurt dışından gelen iş arkadaşlarımdan biri bana yılan derisinden yapılma ayakkabı hediye getirmişti.

Bu arada hatırlatmakata yarar var ben hiçbir hayvanın veya canlının derisinden yapılan giysi, kıyafet, takı, aksesuar adına ne derseniz deyiniz kullanılmasına sıcak bakmam.

O deri onlarındır ve onlarara zarar verilmesine karşıyım.

Uzatmadan.

Bayramlıklarımızı giydik ayağımızda yılan derisi ayakkabılar Selimiye camiine gittik ve hocanın verdiği vaazı dinlemey başladık.

Kaynatamla birlikte arkada olan yükseltinin üzerinde oturmaktayız, hoca vaazlarda bulundu, sonra da bayram namazı kılındı ve camiye gelenler yavaş yavaş dağılmaya başladı.

Ben de kalktım, kaynatam hutbeyi dinlemek istediği için tekrardan oturmak zorunda kaldım, bu arada gözüm ayakkabıların konduğu ayakkabılığa takıldı, çıkacak olanlar koydukları kendi ayakkabıları alıp çıkıyorlar.

Benim ayakkabılar yerinde.

Bazı dini bütün arkadaşlar bizim yanımızdan geçerlerken seslenip bayramımızı kutluyorlar, onlara cevap verirken yine gözüm ayakkabılığa takılıyor, ayakkabısını alan dışarı çıkıyor, brni ayakkabılar ise yerinde duruyor.

Her şey normal, bir sorun yok.

Zaten Allahın evi değil mi camii?

Camide kötülük, art niyet olamaz.

Oraya gelenler kendi içlerini temilemek ve yaradana ulaşmak için gelmiyorlar mı?

O zaman rahatsız olmanın alemi ne?

Yılan derisinden yapılma pırıl pırıl, gıcır gıcır ayakkabıları kim ne yapsın ki?

Allahın evinde değil hırsızlık, hırsızlığın düşüncesi bile olamaz.

Oraya insanlar köüt gelse bile arınmış, temizlenmiş olarak çıkarlar.

Cami dediğin Allahın evi.

Allahın evinde kötülüğün düşüncesi bile insanın beyninden geçemez.

Hocanın verdiği vaaz ile arınmak gerekir değil mi?

O duvarlar arasında, o kadar kalabalık bir insan topluluğunun olduğu yerde ve herkesin ayni havayı soluduğu bir ortamda kem göze de kötü düşünceye de yer yoktur ve olamaz da.

Bu ayakkabı kutusu değil ki içine birşeyler koyup saklayasın veya kaçırasın.

Ayakkabı kutusu olsa belki de dolar, euro, sterlin falan konulur ve kaçırılır ama bir başkasının sahip olduğu ayakkabıyı yaradanın evinden almak günah değil mi?

Günah olmasına günah de iş öyle değilmiş demek ki!

Bir ara dönüp baktığımda ki bu bir önceki bakma ile arada geçen süre onbeş bilemediniz yirmi saniyelik bir zaman dilimi idi ayakkabılarımın yerinde yeller esiyordu.

Hırsızlık hem de göz  göre göre, herkesin içerisinde ve yaradanın evinde.

Benim ayakkabımı alan tam o anda benim elim de ayakkabılarıma uzansa ne olacaktı.

Bilemem ama güzel bir şey olmayacağı kesindi.

Düşünün bir kere inananların, yani Allahın evinde bir hırsızlık.

Benim inançsızlığım bir o kadar daha arttı.

İyi ki dinsizim.

Ya dindar olsam, maazallah bu hırsızı bulur, gerekeni yapar ve allahtan beni bağışlamasını isterdim.

Hırsızın hakkından imansız gelirmiş derler , işte ben de o olurdum.

ANLAYANA !!!