İçimizden Bir Genç Ali Çakmak


Yeni Bakış Web TV de konuğum olan Luricina ,Akıncılar sakini genç bir delikanlı olan Ali Çakmak, gerçekten toplum sorunları ile yakından ilgileniyor, gençliğin ülkeden göç etmemesi için mücadele veriyor.

 BU yaptıklarını kendinde yeterli görmeyip toplumsal varoluş mücadelemizin her alanında kendini ön cephede bulabilirsiniz. Ali Çakmak oturdu ve kendince düşüncelerini bizimle paylaştı. ben de bu düşünceleri kendimde saklamayıp toplum ile paylaşmayı seçtim.

İşte Ali çakmak tarafından kaleme alınan bir yazısı

“Sosyo-Ekonomik Dönüşüm” 

Türkiye hükümetlerinin, Protokoller üzerinden toplumda güç sağladığı aşikardır. Bunun bir siyasi araca dönüştüğü ve siyasetimizin bu araç üzerinden şekillendirilmeye çalışıldığı ise ortada. Bunun güncel bir tercih değil, tamamen stratejik bir karar olduğunu düşünmeliyiz. Bu araç, demokratik bir toplum yapısını ciddi anlamda zayıflatıyor.

Çünkü artık, toplumun siyasetten beklediği gelişmiş bir düzen için alternatif yaşam programlarını değil, siyasi partilerin Protokollere bağımlılık ilişkisini tartışır olduk. Bu ciddi bir gerilemedir. Demokrasi anlamında, toplumsal irade anlamında ve toplumun gelişimi ile Türkiye ile sağlıklı, saygılı bir ilişki kurma anlamında. Toplum, Türkiye ile haysiyetli bir ilişkiden yanadır, tahhaküm hiyerarşisi yaratan bu gibi modelleri reddetmektedir.

Dolayısıyla gerek yapısal anlamda Yardım Heyeti, gerekse ekonominin politik bir araç olarak kullanıldığı Protokoller üzerinden toplum üzerinde tahakküm kurmayı amaçlayan bürokratik ilişkinin ortadan kaldırılacağı radikal bir düzenlenmeye ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç hayatidir, ciddi toplumsal yaraların doğmasına nedendir ve demokrasi anlamında da kabul edilemezdir. 

Protokollerin, istedikleri düzeyde başarılı olamamasının ana nedeni de bu modelin topluma yabancılaştırılmış olması ve kaynağı da demokrasiyi anlamsızlaştırıp, bahsettiğim gibi siyaseti zayıflatmasıdır.

Kuzey Kıbrıs gibi kapalı ve kaynakları kıt bir ada ekonomisinin en temelde gelişme ve kalkınma imkanları, bu dünya düzeni koşullarında sınırlı olduğu açıktır. Dar sınırlara ve kıt imkanlara sahip her ada ekonomisinde olduğu gibi kamu bütçesindeki cari giderler ve transferlerin düşürülmesi yanında dünya ile ekonomik entegrasyon düzeyinin yükseltilmesi, refah seviyesinin korunması için temel unsurdur. Bu noktada Türkiye ile olan ekonomik ilişkinin karşılıklı fayda yaratacak şekilde geliştirilmesi gereklidir.

Yine bugüne kadar gözardı edilen, Avrupa Birliği ile Doğrudan Ticaret Tüzüğünün hayata geçmesi için yoğun ve somut girişimlerin başlatılması gerekmektedir. Ayrıca, Yeşil Hat Tüzüğünün tam kapsamına erişebilmesi için, işlenmiş gıda ürünleri ticaretinin ve ticari araçlarımızın Güney’e geçişlerinin önündeki engellerin kaldırılması için proaktif girişimler yapılmalıdır. Yine Güney Kıbrıs ile ticaret ilişkisinin rastlantısal ve dönemsel boyuttan, ortak çalışma, üretim, girişim, yatırım yapılabilecek düzeye yükseltilmesi de gündeme alınmalıdır.

Esas hedef, hayatımızı kuşatan kayıt dışılıktan ve vesayet ilişkisinden kirli bir nefes alan bu sosyo ekonomik düzeni radikal önlemlerle yeniden yapılandırmak ve bunu sürekli bir devlet politikası haline getirmektir. Bunun için kayıt ve denetim sistemini yeniden yapılandırmak gerekir.

devamı yarın