Halimize bakınız memleket elden gitti biz nelerle uğraşıyoruz


Ne benim ülkemde ne Türkiye'de ne de başka bir ülkede insanın gözü kapalı, aklı bağlı, kulağı tıkalı olunca gerçekleri görmesi, anlaması bence  mümkün değil. İpnotize olmuş, beyni uyuşmuş gibi yaşayıp gider. "KKTC" denen bu korsan adada siyasilerin kötülüklerini kabullenen, sineye çeken insanlar topluluğu var...

Türkiye kaynaklı ve zorla dayatılan, hayatı çekilmez kılan daha vahim olanı da bu ada yarısında bunca sorun biriktirilmiş ve çözümünde hiçbir gayret gösterilmemiş ama bizimkiler başka havalarda çalıp oynuyorlar. Meclis dedikleri Tiyatro salonunda çalıp oynuyorlar...

Koronavürüs kovid-19 salgını karşısında can korkusu dururken ve siyaset kokuşmuş, ekonominin çöküşü seyredilirken, sosyal devlet görevini yerine getiremezken, Bilişim yasası ile insanların cezalandırılması aklılarına gelip yasa yaptılar. Bu yasanın çıkmasına kendine sol adı verilen CTP de ortak edildi bir kez daha...

Kıbrıs'ın kuşatma altında tutulan bu bölgesinde hep birlikte mücadele çağrıları yapıyor ve uyarıyoruz, birlikte ortak bir mücadele alanı yaratmayı başaramazsak rejim hepimizi de kırbaçtan geçirecek dedik.

Ancak bizden olduğunu sandığımız ve kitabında başka şeyler yazan ama yönetimi tarafından başka şeyler uygulayan CTP yönetiminin çarpık, yanlış uygulamaları ile karşılaşıyoruz bir kez daha, olacak iş mi demeyiniz işte oluyor.

Böyle bir mücadele düzeyi söz konusu edildiğinde gündeme ister istemez hemen birlik sorunu geliyor. Bu çerçevede Kıbrıslıtürk toplumu ile, Türkiye halklarıyla ve devrimci-demokratik güçleriyle birlik, dünya halkları ve özgür insanlıkla ittifak ve dayanışma öne çıkıyor.

Ama artık bu iş kabak tadı verdi, kendi temel amaç ve ilkelerini uygulamaktan korkan bir yönetim ve o yönetime tahammül eden kendini solcu ve yurtsever olarak pazarlayanlar var, artık yeter, ya öyle ya da böyle bir karar veriniz. İki kapılı olmaz, ya Kıbrıslıtürk toplumundan yana olacaksınız ya da Erdoğan yönetimi safında, kararınızı artık netleştirin...

Türkiye’de Neoliberal ekonomik düzenin yerleşmesinin öncü ismi Turgut Özal’dır. Hayali ihracat dönemini de unutmadık. Ancak kabul etmek gerekir ki rant ve talan hevesi, köşeyi dönme tutkusu, çalışmadan kazanma hayali Türk insanının genlerine işlemiş en önemli özelliklerden yalnızca biridir.

Türk tarihinden gelen bir alışkanlık ve motivasyonla gâvur çalışır, Müslüman da oturup yer. O yüzden yakın tarihimize baktığımız zaman zanaatlar ve bilim daima gayrimüslimlerin tekelinde kaldılar.

Bu bilindiği için birçok köy ve kasabada değirmenci veya yakın tarihimizde lügatimize konan nalbant, Kıbrıslılar "GALLİGA" diye bilir, bu gibi meslek erbapları sürgün kafilelerinden çıkarıldı, zorla din değiştirme baskısı ile yaşamalarına izin verildi.

Siyasetin çoğunlukla mütegallibe eliyle yön bulduğu ülkenin toplumsal yapısı içinde ‘Benim memurum işini bilir’ diyen rahmetli Özal’ın önermeleri ciddi herhangi bir engelle karşılaşmadan uygulama alanı buldu.

Şimdi de ayni stratejileri takip ederek siyaseti kirleten RTE ve yaptıkları kirli işlerine şahit oluyoruz. Gerek Türkiye'de gerek bizim ülkemizde artık bu kirli siyaseti ve siyasetçileri görmek istemiyoruz...